Kocaman, parlak, koyu kahve gözlerle yüzüme bakar ve seninle evcilik oynamam için adeta yalvarırdın. Sana "kızım git başımdan, erkek adam kız oyunları oynamaz" derdim ama içten içe seninle oyunlar oynamayı çok severdim. Hele ki evcilik.... Oyun gereği karım olurdun ben de senin kocan. Çamurdan bana yemekler yapardın, bende yiyormuş gibi yapardım... Oyuncak bebeklerin çocuklarımız olurdu. "Bak bunun adı Mert, bunun adı da Sinem olsun" derdin incecik sesinle. Bende sessizce başımı sallardım..
Sonra biraz daha büyüdük.. İlkokula başlıyorduk. Mahallemize yakın tek bir okul vardı zaten.. Aynı sınıfa düşeriz diye umut ediyorduk ama olmamıştı..Sen benim karşı sınıfımdaydın, o kötü çocuklar sürekli seninle uğraşıyordu ve ben karşı sınıftan seni kurtaramıyordum. Sınıf arkadaşımla bahaneler bularak kavgalar ettim ve kendimi sınıftan attırdım, böylece senin sınıfına geçmiştim. Hemen sıra arkadaşı olmuştuk.
Sen en önde oturmayı seviyordun ben ise en arkada, ama tabii ki en öne oturmuştuk. Tenefüslerde beraber bahçeye iniyor ve oyunlar oynuyorduk. Beslenme saatinde her zaman elmamın yarısını seninle paylaşıyordum.. Utanıyordun, yüzün kızararak teşekkür ediyordun bana.. Okul çıkışlarında beraber dönüyorduk eve. Erkek adamdım ya ben koluma sokuyordum seni. Bütün birinci sınıflar kıskançlıkla bana bakıyordu, hoşuma gidiyordu. Sekiz seneyi böylece birlikte okuduk. Beraber ders çalışıyor, beraber sınavlara hazırlanıyorduk. Hiç ayrılmıyorduk ki. Hala çocuk sayılırdık ama.
"Utanıyordun, yüzün kızararak teşekkür ediyordun bana"
İkimizin de hayatında kimse olmamıştı daha. Sen benim en yakın arkadaşımdın Selin. Liseye geçeceğimizde ikimiz de aynı yerleri yazmıştık tercih kağıdına. Sen korkmuyordun ama ben çok korkuyordum ya farklı liselere gidersek ve sen benden koparsan diye. Hayır olmadı.. Gene beraberdik, ama işler değişmişti.. Sen lise 3'e geçtiğinde değişmiştin. Serpilmiştin, daha da güzelleşmiştin. Gözlerimi senden alamıyordum bir türlü. Artık bakışlarım bir farklılaşmıştı. Ama işin kötü tarafı sende bu değişimin farkındaydın. O kadar fazla çıkma teklifi alıyordun ki, olur da birini kabul edersin diye aklım çıkıyordu.
Lise sonda aşağı kattan bir çocukla konuşmaya başlamıştın. Sana engel olamıyordum çünkü sana "onunla konuşma" deme hakkını kendimde görmüyordum. Hafta sonları birlikte sinemaya giderdik hep. Artık benimle gelmiyor o çocukla geziyordun. Sinemaya da götürmüyormuş seni, durumları çok iyiymiş benim tersime. Beraber şehirdeki en lüks otelin havuzuna gidiyormuşunuz. Filmleri de evlerinde izliyormuşunuz, odasındaki televizyon, sinema ekranı kadar büyükmüş..

Lise bitiminde sözlendiniz, bunu bile annenden öğrenmiştim. Tamamen bağları koparmıştın benimle. Evet izin verdim, göz yumdum çünkü mutluydun, Ben mutlu olacağıma o mutlu olsun dedim. Bazen geceleri ağlıyordum, kimse görmesin diye yorganın altına giriyordum. Kıpkırmızı gözlerle uyanıyor ve babam görüpte "erkek adam ağlamaz" demesin diye evden hemen çıkıyordum. Fark etmiştim ki benim tek bir arkadaşım yoktu. Dertleşip, içimi dökebileceğim. Çünkü tüm hayatım sendin. Sen hayatımda varlığını sürdürürken ne bir sevgiliye ne de bir arkadaşa ihtiyaç duymuyordum. Sen bana yetiyordun.. fazlasıyla..
Nasıl desem.. 4 yaşındaki halin hala gözümün önünde. Benimle büyüdün. Her şeyi beraber öğrendik. Ben sana aşık oldum, sen ise başkasına. Ne kadar hayatımda olsan da aslında bir vardın bir yoktun.....
Şimdi gayet mutlusun ama aklında ben değil de bir başkası olması ne acı... Belki hata bende. Belki de sana çok geç olmadan açılmalıydım..
"Sen hayatımda varlığını sürdürürken ne bir sevgiliye ne de bir arkadaşa ihtiyaç duymuyordum."Bir gün kapı çaldı. Annem komşuya gitmişti, odur herhalde dedim. Kapıyı açmamla Selin'le göz göze geldik. Ağlıyordun, ben ağzımı açamadan sarıldın bana. Hıçkırıklara boğuldun.. Bu halin hem beni üzüyor hem de içimi ısıtıyordu. Bana sarılmıştın, güvenli bir liman olarak görmüştün. Bana geri dönmüştün. . Kendini toparlaman yarım saati bulmuştu.Sonunda dudaklarından sözcükler dökülüyordu.
"Bu zamana kadar beni hep ... aldatı... aldatıyormuş.." Bunu derken gözleri sımsıkı kapalıydı.. Acısı bana işliyordu. Kendi bedenimde kalbimde hissediyordum adeta. Bir şey diyemedim. Sinirimden delirmek üzereydim. Nasıl olurda onu üzerdi. Nasıl! Göz yaşları yanaklarından hoyratça süzülürken yanına oturdum ve elimle sildim.
"Bana bak ve ağlamayı bırak. Seni kandıran, üzen biri için kendine bu kadar acı çektirme. Ben her zaman yanındayım. Ben senin en yakın arkadaşınım." Başını, biliyorum dercesine salladı. . .
Yanında olduğumu biliyordu, onunla ayrıldıktan sonra belli ki beni bir nevi terkettiğini anlamış ve bunu bilmesi gözyaşlarının dinmesini sağlamıştı. Ama ortada bir gariplik olduğunu sezmiştim. Bütün sorunlarını gözyaşlarıyla benim göğsüme döktükten sonra bile aynı pozisyonda hala göğsümde uzanıyor ve bundan asla rahatsız olmuyordu.

Ani bir hareketle benim rahatsız olduğumu düşünürcesine doğruldu, ne olduğunu anlamak için yüzüne doğru eğildiğimde karşımda biraz önce kaburgalarıma değen dolgun ve etli göğüslerini görerek kendimden geçmiştim. Beni arkadaşı zanneden Selin'e bu şekilde bakmak beni utandırsa da, isteğimi ve sevgimi dizginleyemiyordum. Ağladıktan sonra susup bana masum bakışlarla bakması, adeta bir kedi yavrusunun sahibiyle oynadığı oyunları hatırlatıyordu. Ne kadar arkadaşlık bağımız olduğunu zannetse de, onu çok arzuluyor ve içten içe istiyordum.
O ise bundan rahatsız olduğumu değil, başka birşeyden şüphelenmiş gibiydi. Yıllardan beri evimizi kendi evi gibi bilip, istediği gibi hareket etmiş ve her zaman rahat olmuştur. Mutfağa gidip bir bardak su içip geri döndü ve yanıma geri oturdu. Yüzünde hala mutluluk ile mutsuzluk arasında buruk bir ifade vardı, bu sefer kollarıma ve omuzlarıma ellerini koyarak üzerime kapaklandı. Ve ağzından "Biliyor musun, senin yanında herşeyden uzakta gibiyim. Bütün sorumluluklarımın ve sorunlarımın dışına çıktım. Bana eski günleri hatırlatıyorsun, bu olayı hiç yaşanmamış gibi hissediyorum sayende..." Derin bir nefes alarak "Seni o kara büyüden kurtarabildiysem sevinmeliyim heralde, artık geriye bakmamalısın. Kandırılmak üzücü bir olay ama yapılabilecek şeyler artık bitti, üzülmekte sana birşey kazandırmayacak."
"Mutfağa gidip bir bardak su içip geri döndü ve yanıma geri oturdu."Ben bunları söylerken onun parmağı omzum ve kollarım arasındaki çizgide geziyor, kafasını göğsüme dayamış bir şekilde sinsi sinsi gözlerimin içine bakıyordu. Bu o çocukla tanışmadan önce yaptığı bakışın aynısıydı ve çok özlemiştim, ama daha farklı bakıyordu. Daha olgun ve baştan çıkartıcı bir bakışı vardı. Ve bana bakarken "Seni o şerefsiz yüzünden çok boşladım bunu farkettiğini biliyorum, ama farkettim ki sevdiğim şey o çocuk değil onun renkli dünyasıymış... Orası emin ol ne sana, ne bana göre bir yer. Ve sonunda ben yine senin kollarındayım eskisi gibi. Ben onunla birlikteyken seni görmezden geldim ama sen şuan sorgusuz sualsiz beni bağrına basıyorsun... Eğer böyle birşey olsaydı ben bu kadar anlayışlı olmazdım, neden bu kadar anlayışlısın?"
Biraz düşündüm, ne diyeceğimi bilemedim ve aklıma ilk gelen şeyi söyledim "Aradan 10 yıldan fazla zaman geçti, hatta ömrümüz beraber geçti... Bu kadar yılı hiçe sayıp seni silemem." Bu sırada Selin hemen sözümü keserek ve sırıtarak konuşmaya başlayarak "Aslında şu an ondan kurtulduğuma sevinmeye başladım, çünkü eski mutlu günlerime dönüyorum sen konuştukça, eskiden birini elimde tutmam için bir sebep yoktu sadece eğleniyorduk. Seninleyken senin yüzünden bir defa bile ağlamamıştım. Beni bundan kurtardığın için teşekkür ederim" demişti... Oysa ki ben hala üzgün olduğunu zannederken hala göğüsleri kaburgalarıma temas ediyor ve yavaş yavaş ereksiyon olmaya başlıyordum. Bu utanç karşısında ne yapacağımı şaşırdım ama üzerime kapaklanmış bir şekilde oturan Selin'i itip bir yere gidemezdim, o ise hala orada durmamı ister gibi daha fazla sarılıyor ve beni daha zor durumda bırakıyordu.

Halinden hiç mutsuz değildi ve isteyerek yapıyor gibiydi. Bende yavaş yavaş korkumu yitiriyor ve cesaretlenmeye başlıyordum. O göğsüme dokunup ellerini gezdirirken, bende bir elimi onun etli ve dolgun göğüslerine ve bir elimi de kalçalarına götürdüm. Üzerimde hafifçe beni öperken onu tüm kuvvetim ile yana çevirdim ve bu sefer üzerine ben kapaklandım. Canını yakmak ve onu incitmek istemiyordum, arzularıma cevap vermeliydim sadece, ama yaptığım şeyin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu düşünmüyordum. Başlatan ben değildim, aslında bu ikimizin ortak yaptığı birşey ve ancak biz sorumluyuz. Bunları düşünürken cesaretim iyice arttı. Göğüslerini açıkta bırakan giysiyi üzerinde çıkardım ve göğüs çatallarına küçük öpücükler kondurmaya başladım. Bunun üzerine küçük kikirdemeler ile karşılık verdi ve beni hızlıca iterek üzerimdeki tişörtü çıkarttı. Ben ise onu kucakladım ve yatak odasına götürmek için kapıyı açtım...
1. Bölümün Sonu
2. Bölüm
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar