Türkiye'de sabahın ilk saatlerinden itibaren milyonlarca demlikte çay demlenir
Ve bu servis gün boyu devam eder. Kahve ise çay gibi tüketilmediğinden dolayı ağırlığı olan, kalp ısıtan bir içecektir. İkisini de hep beraber severiz.
Türkiye'de çayın 50, kahvenin 500 yıllık mazisi vardır. Ama nedense çayı milli içeceğimiz olarak görür, kahveye üvey evlat muamelesi yaparız. Hatta kapitalizme bağlayıp "dış mihrakların oyunudur" diyenler de vardır.

Her birinin kendine has içim ritüelleri vardır.
Tarafların kendi aralarında dahi kargaşa ve kutuplaşma hakimdir. Çayı duble olarak fincandan içenlerle ince belli bardaktan içmeyince kendini çay içmiş hissedemeyenlerin arasındaki husumetin bir benzeri; karşı cephede kahveyi bol şekerli ve kremalı içenlerle, sade ve az şekerli içenler arasında görülmektedir.

Nereden geldi bu tavşan kanı
Türk kahvesi hariç ülkede kahve kültürü yok. Çayın yerli olma hikayesi de ancak cumhuriyet tarihi kadar eskidir. Çin'de ortaya çıktı. Abdülhamid döneminde sarayda tüketilirdi. Çayı üretim amaçlı düşünen ise Hulusi Karadeniz'dir. Hulusi Bey, Rusya'nın işgali altında olan Batum ile Rize'nin iklim benzerliğini görünce, cebinde çay tohumu getirdi. Bahçesine ektiği tohumlar kısa sürede filizlendi. Bu da komsuların dikkatini çekti. Ama çay insanı candır.

Çay bulutsuzluk özlemidir samimidir. Kahve mor ve ötesidir romantiktir ayazda tadı başkadır.
En İyi Cevap