Ben yalnızlığını seven ve sık sık yalnızlığı tercih eden; bu yüzden de bazen kendi yarattığı yalnızlığa mahkum olabilen bir insanım.
Güzel bir film keşfedersin, iyi bir müzik duyarsın ya da okuduğun kitapta seni etkileyen bir satıra denk gelirsin. Paylaşmak istersin. Kafanı kaldırırsın, etrafına bakarsın, gülümsersin, sonra sahne hafiften kararır, telefonuna bakarsın, kaldığın yerden - eski hevesin kaçmış bir şekilde - yaşamaya devam edersin.
Ya da özenirsin, güzel bir masa kurarsın, en az iki bira alırsın. Yemeğin tadına bakarsın, kötü olmuştur, utanırsın; ama sadece kendinden utanırsın, sonra bir başkası olmadığı için o yemek daha tatsız gelir. Boğazında düğümlenir. Dersin ki, keşke ikinci birayı da bir başkası içseydi...
Mutsuz olduğu bir zamanda yalnız kalmış ya da çok yalnızlığa itilmiş bir insan olarak söylüyorum... zordur yalnızlık.
Öte yandan, doğada yalnız olmayı seviyorum. Yürürken, koşarken, düşüncelere dalmışken yalnızlığı seviyorum.
Kotu gelmiyor ban yalniz kalmak.. Muhim olan ekstra ugras bulmak, dort duvar arasina hapsolup, durmak degildir. Yalniz kalmak bir sanattir... Hatta riskli bir sanat.. Cunku kimi kafayi yer, kimi kendini..
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Bir şeyleri paylasmali insan yanındakilerle; Sus pus içine ata ata delirir insan. Gülecegin birileri olmalı; Mutlu anlarına... Zaman geçireceğin dostların, sevdiklerin olmalı; Yalnız kendinle zaman geçirmek bir yerden sonra insanı bunaltir.
İyi yanı desen 1,2 tane kötü yanı say say bitmez, dert anlatıncak kimsen yoktur kimseden yardım isteyemezsin mutlu bir zamanını paylaşamayınca mutluluk yarıda kalır onlarca var daha okumalar fazla yazmayalım.
En İyi Cevaplar