Neden olayın adı "kız isteme, kızı almak ya da vermek" şeklinde lanse ediliyor?
Kız isteme ve kırmızı kuşak adetleri sizce de kadına hakaret değil midir?
Neden olayın adı "kız isteme, kızı almak ya da vermek" şeklinde lanse ediliyor?
Kırmızı kuşak olayindaki düşüncenize tamamen katılıyorum. Ve ben bunu yaşadığım cevrede uzun yillardır görmuyorum zaten. Ancak kiz isteme durumu her ailede var. Olmayanlar da varsa cok cok azinlikta diye düşünüyorum. Kız isteme durumunu ( ozellikle 2. Güncellemenize dayanarak yazacağim, neden alan taraf erkek oluyor diyorsunuz ya) ben şöyle değerlendiriyorum; istisnalar olsa da genelde erkek kıza açılır, evlilik teklifini o eder. Bir kıza çok sayida erkek talip olur ama kabul goren 1 kişidir. Bu nedenle kiz istenir, erkek istenmez. Bu nedenle alan taraf erkek olur. O istedigini almiş olur. Ben bunu bu duruma bağlıyorum. Ayrica neden aileden istenir eşya gibi... yorumunuza da: Bunu eşya almak gibi gormeseniz de, "bakın kızınızı oğlumuza eş olarak gormek isteriz. Biz buyuz. Yapılarimız düşüncelerimiz budur. Cocuklardan ziyade aileler olarak da birbirimize uygun muyuz? Sizce oglumuz kızınıza kocalık yapavilir mi?"dir. Yoksa "Allahin emri peygamberin..." cunlesinden ibaret değildir Ben bir baba olsam, kızımın kiminle evlenecegini bilmek isterim. Kızım tek başına askın veya sevginin verdiği heyecanla karşı tarafi yeterince araştıramaz diye düşünürüm. Ancak ben babası olarak incigini cinciğini irdeler arastırırım. Kimdir, necidir, gecmişinde ne vardırm hırlı mıdır hirsız mıdır vesaire. Kızıma iyi bir koca olur mu? Onu üzme potansiyeli var mı? Ben eğer karşı taraf hakkinda bir yanlışlık veya normal olmayan bir durum sezer isem kizımı uyarmam gerekir. Bu korumacilıgı yapmayacaksam bana baba demesinin de anlamı kalmaz benim babalığımın da biyolojik bir sıfattan ileri bir işlevi olmaz. Ben kız isteme durumuna bu açıdan bakıyorum. Her görüşe saygım var ama, bizde aile önemlidir. Ve babanin annenin kızının hayatındaki en önemli donum noktalarindan biri olan evliliğinde bu durum bu kadar katı bir şekilde ters karşılanmamalı olaya "aile olgusu ve aile olmanin gereklilikleri" düsünülerek bakılmalı diye düşünüyorun.
İşte ilk adımı bekleyen, seçmeyi bekleyen, korunmayı bekleyen kadın olmamalı.
Aile önemliyse oğlunun evliliğine de aynı ölçüde özeni göstermelisin ve eşit söz hakkın olmalı.
Ülkenin bu hali için haklısın ne yazık ki. Değişmesi yıllar alır da, bir umut işte...
Erkek etken kadın edilgen algısında normalleşen bir durum.. Nedenlerini irdelemek istersek sanırım tarihin bir çok faktöründen bahsediyor olmamız gerkecek ve din kalıpları vs cabası.. Ancak kadınlar içinde sıradanlaşmış bir durum..
Ben de normalleşmesini kaldıramıyorum işte. Kadınların "edilgen" olmayı bu kadar olağan görmesini ve sindirmelerini kabullenemiyorum.
Amacım da bu işte, 1-2 kişiye bile bişeyleri irdeletebilirsem ne mutlu bana...
Bunu insanlara irdeletebilmen için insanların sadece kadın-erkek faktörü bakış açısıyla anlatmak yetersiz ve sığ kalacaktır.. daha kapsamlı ve nitelikli bir sorgulama ve farkındalık için tarihteki ezen-ezilen mücadelesini anlaması gerekir.. Yoksa kimse bunu böyle "ehe babadan böyle gördük ve örf ehe töre eheheje"" diye kabullenmez.. Sadece kadın değil erkeklerde öyle..
Belki de haklısınız, insanlar bu konuda derin sorgulama yapabilecek kapasitelerde değil ne yazık ki ama yine de birşeyler değişmeli yahu.
Kendime de değinmek istiyorum henüz yaşım küçük ve über kültürlü ve bilgili bir kız değilim. Fakat ailemde, akrabalarımda ve yakın çevremde kadın edilgenliğini kabullenmiş insanlar varken ve çevremde sıkça görmüşken basit irdelemelerle, sorgulamalarla birşeyleri idrak edebiliyorsam diğerleri de yapabilir bunu, çok zor olmamalı.
İnsanda her zaman içgüdüsel ve ham bir kuşku , itiraz var.. Ancak insanın yarattığı ekonomik , kültürel vs sistemlerde de bunları baskılayacak faktörler var.. Aslında kadın olma sorunu da değil yanlızca.. Bana sorarsan emekçi/işçi sınıfında da benzer bir sorun var ondan dolayı ben her zaman kadının kurtuluşununda emeğin kurtuluşundan geçtiğine inanırım ki feminizmde zaten sosyalist kavramdan türemiş bir başka hegemonyanın karşıtıdır..
Senin doğal güdülerin , itirazların ve mukayese yeteneğin belki daha dirençlidir.. Kişiden kişiye ve çevresel durumlarlada değişir bu..
"Evde kalmak, kız istemek, kocaya gitmek, kızı almak, kızı vermek..." normal görülen ama aslında cinsiyetinigin dibine çukur kazan söylemler. Kız istemenin bir ritüel olması kıza hakarettir çok net bir şekilde. Eskiden erkekler ve aileleri 18ine gelmiş kızların kapısına dayanıp hiç kızın ve erkeğin birbirlerini tanımalarına fırsat vermeden evlendirmek için kız isteme diye bir şey ortaya atmışlar şimdi de bunu en azından bir gelenek olarak devam ettirmeliyiz diyorlar. Kadınları bu şekilde ezen bir hareketi taşlamak ayıplamak yerine "en azından bilmem ne" diye cümle kuruyorlar. Bir insan evleneceği kişiyi planlayıp kurgulayıp "hadi zamanı geldi" diyerek bulmamalı. Doğru kişi arayarak bulunmaz
Senin gibi akıllı kadınları gördükçe ümitleniyorum, sonra diğerlerine bakıyorum geçiyor 😂
Valla gelirim. Ciddi ciddi düşünüyorum zaten bunu.
Diğer kezbansular da ks'de soru açadursun "sevgilim beni öptü sizce kullanıyor mu. s. s" diye. Acımıyorum da, herkes hakettiğini yaşıyor. Sen kendine saygı duymazsan kimse duymaz.
Kiz isteme olayi dogru bence. Yani anne baba o kadar guclukle zorlukla yetistiriyor cocugu. Bence riza almasi gerekir. Hem kimse kizinin kotu bir alieye gitmesini istemez. Oglan ve ailenin taninmasi bakimindan da onemli bu.
Kirmizi kusaga gelince. Adet diye devam ettiriliyor ama dusunuldugunde bir bakima yanlis dedigin gibi. Gerci gunumuzde o da degerini yitirdi. Bekaretini kaybeden de takiyor.
Eğer kız meslek sahibiyse ve belli bir yaşa erişmişse kendi kararlarını alabilir. Dediğin gibi ailenin fikri alınacaksa da sırf kız değil erkek de ailesiyle tanıştırıp onların fikir ve deneyimlerine başvurmalı.
Tabi ki. Tek tarafli olamaz zaten.
Cevap
16Cevap
Ah bu ergen kızlar! Ömrümü yediniz.
Hanım kızımız, her ne kadar feminizm sanayi devrimini yeni başlatmış İngiltere de kadınların ağır şartlarda çalışmasının ardından, "kadınların aylaklık Hakkı vardır" yani kadınlar işte çalışmal zorunda değildir, ev hanımı olabilirler minvalli sloganlarla başlamış olsa da, sanayi devrimi yerine seks devrimi algısını dizilerden edindiği için, pozitif ayrımcılık yapılan ve kıymetli olanın kadın olduğunu gösteren isteme ritüeline tühh kaka diye burun kıvırıp, kırmızı kuşağın ise bekaretle ilgisi olmayıp, bu evden değerli bir varlığın size eş olarak verildiği ifadesini barındırdığı kavrayamayan ergen beynin, hiç düşünüyor mu acaba, kadınların gerek hukuksal gerek fiziksel olarak erkekten korunduğunu? Zayıf olan korunma ihtiyacı duyar ve bu bilimsel gerçektir. Dolayısıyla bir aile de kızının (tıpkı hukuk düzeninde olduğu gibi) korumasını üstlenmiştir ve bu merasim bu otoriteden izin alınması gerektiğini gayet hoş bir şekilde ortaya koyar. Bananeee be, ben feministin deyip cıyaklamakta özgürsün, meydan senin hanım kız.
Feminizmin nerden çıktığını anlatıp harikulade bilgini ortaya dökmekle haklı olamıyorsun. Feminizm kadın-erkek eşitliğini savunur. Kadına yapılan pozitif ayrımcılığı da reddediyorum ben.
Zayıf olanın korunmaya ihtiyacı vardır ama kadınlar zayıf olmamalıdır. Zayıf ve korunması gereken sınıfından çıkarılmalıdır bütün kadınlar. Erkeklerin de pek suçu yok, ben kadınları uyandırmaya çalışıyorum.
Uyanmaları işine gelmezse bilemem tabi :D
Feminizmin doğduğu şartları anlatmam, sana kadınların korunma talebini net şekilde ortaya koymak için.
Peki hanım kız, cinsiyet olarak edilgen bir pozisyonda olmakta seni rahatsız ediyor olmalıdır. Kaba bulma bu cümleyi çünkü başka tanımlamalar daha itici. Pasif konumda vs.
Bunu belirtmemdeki amaçta bu düşünceyle asla kendini tanıyıp kendisiyle barışık, cinsiyetiyle sorunları olmayan bir birey olmanı imkansız kılıyoru göstermek. Diğer husus ise ciddiye alıp cevap verdiğim için şanslısın, "kadınların korunma ihtiyacı yok" manalı sözün!
Tarih derslerinden notlarını görmek istedim, yığınla savaş okuyup işitmişimdir. Mesela 2. Dünya savaşı 70 milyon insan öldü. Tarihi akışı bir hayal et, savaşları bir gözünde canlandır! Sen bu savaşlarda kadınların erkeklerle eşit olduğunu, farklı bir tutumun kadına yönelmemesi gerektiğini söylüyorsun. Sadece şu net sonuç belki ufkunu açar, eğer erkekler üremek ve zevk için kadına ihtiyaç duymasaydı, tarihin başlangıcında nesli tükenirdi.
Bence sen uluslararası olimpiyat komitesine de karşısındır. Adamlar cinsiyetçinin dibi, niye kadın gülle atmayla erkek gülle atma farklı, niye kadın 100 metre koşu ile erkek ayrı? Saçmalık değil mi?
Olayları farklı yöne çekiyorsunuz. Cinsel ilişkideki kadının konumu, fiziksel olarak kas gücünün daha zayıf olması sosyal boyutta olumsuz etki yaratmamalı. Fiziksellik farklıdır, sosyallik farklı.
Henüz bu ikisini ayırt edebilecek düzeyde değilsiniz. Bu yüzden sizinle tartışmaya girmiyorum, çünkü bu tartışma ne size ne bana birşey kazandıracak. Büyük ihtimal haklı olduğunuzu ve beni susturduğunuzu düşüneceksiniz, keyfiniz bilir.
Hamın kız, hep yumuşak güçle muhattap olduğun için o kaba gücün ne derece yıkıcı ne derece can yakıcı olduğunun farkında değilsin. Tekrarlayayım sana, bunu bir yere not et, eğer erkek üremek veya cinsel haz için kadına ihtiyaç duymasaydı şu an yeryüzünde sadece erkek vardı. Bunu derinlemesine düşünürsen, eve hırsız girdiğinde erkrğin kadına kalk da bir bak şuna demesi, eve koltukları kadınların da çıkarması, demir ustası, hamal vb. tüm işlerin ortaklığı gerektirecektir. Diğer yandan hayatın kendisi saçma zaten değil mi, erkek üremek için 30 saniye efor sarfederken kadın 9 ay yük taşıyor. Karşıyım aga ben buna. Cinsiyetçilik var, niye tek cins yaratılmadık ki!
Haklı olacağın tek yer var hanım kız, insanlar eşit haklara sahip olmalıdır. Kadınlar da bunun mücadelesini vermelidir. Yoksa cinsiyetinin güzelliğini saçma sapan egolarla hiç etmemeli, erkeğe poşetleri taşıtmalı, kapısını açtırmalı, her türlü kibarlığı talep etmelidir. Hakkıdır da. Fakat yok kız verme, yok bilmem ne! Geçin bunu.
Eski bir şaman geleneği gelmiş işte günümüze kadar. Hoş bekareti temsil etme konusu biraz karışık. Farklı anlamları da var çünkü, bekaret mevzusu sonradan embedlenmiş olabilir.
Neysede, her durumda gereksiz bencede.
Kadın, kendisini kıymetli bir "mal" olarak görmeye devam ettiği sürece her zaman bir sahibi, alanı ve satanı olacaktır.
Son paragrafa dibine kadar katılıyorum, olay kadında bitiyor. Kadın kendine değer vermeyi ve eşya gibi görmemeyi bilse herkes saygı duymak zorunda kalacak mecbur.
Kadınların bir çoğu bunu bilir aslında.
Fayda zarar hesabı yaptıklarını düşünüyorum.
Ağır basan taraf bu kıymetli mal olma taraf olmalı ki bu güne kadar büyük çoğunluğu vazgeçmedi bu düşünceden.
Kolaya kaçıp kurnazlık yaptıklarını sanıyorlar ama uzun vadede en büyük zararı kendileri veriyor kendilerine farkında değiller canım ülkemin canım kadınları.
Evet ben de aynı şeyi düşünüyorum. Kestirme yoldan gitmenin iyi sonuç vermediğini ilk dayaklarını yediklerinde, yıllarca eve tıkılıp kaldıklarında ya da öldürüldüklerinde anlıyorlar.
Ki genellikle çok geç olmuş oluyor, özellikle sonuncu madde de :)
Kirmizi kusak olayini cok yanlis buluyorum. Toplumumuz kirmizi kusagin asil anlamini bilmiyor ve onu iyi bir gelenek saniyor. Arastirmaci bir toplumumuz olsa zaten bunlar yapilmaz lakin at gozluklerini cikaramayan bir toplumuz. Kirmizi kusak asagilamaktir. Kimseyi ilgilendirmez gelinlikli kizin onlarin tabiriyle 0 km olup olmayisi. Kimsenin sizi asagilamasina izin vermeyin. Kirmizi kusak takmayalim takmalarina izin vermeyelim kizlar
kız istemenin yanlış olduğunu düşünmüyorum çünkü eskisi gibi kapıyı çalıp 'bizim oğlan sevişecekte evde de hiç kız kalmamış, siz de varsa biraz' durumu yok. Gençler görüşüyor sonrasında istemeye gidiliyor..
Ama kuşak konusunda aynı fikirdeyim.. Kimse eşim olacak kadını hediye paketine çeviremez..
Ben de gelenek göreneğe adetlere karşıyım ama ilk dediğine katılmıyorum. Ailenin onayı olmadan evlenmek yanlış birşey. Seni dünyaya onlar getirdiler ve kimle evleneceğini bilmeye onay vermeye hakları var. Seni büyütenlerin senin hakkında 1 kelime söylemeye hakları var en azından
2. güncellemeyi okursan sevinirim :)
Kız çocuğu değerlidir o yüzden böyle bir kural var. Yani aile kız çocuğunu zar zor yetiştiriyor ve saçma sapan insanların elinde hayatı mahfolmasın ister. O yüzden erkeğe onay verip vermemeyi düşünür. Bu noktada yani aslında değerli olan kız çocuğudur, erkek değil.
Burdan bakınca olay haklı durabiliyor ama kız çocuğunu erkeğe kıyasla değerli kılan, pozitif ayrımcılığı meydana çıkaran şey yine ataerkillik. Kızlar hakettikleri değeri bulsa zaten erkeğe kıyasla daha fazla değer verilmesine gerek kalmayacak. Ama olay yine kadında bitiyor erkekleri de suçlayamıyorum, bakalım ne olacak sonumuz...
Şu cinsiyetciliği bırakın artık.
Cinsiyetçilik hayatımda yapmadım. Yerine göre erkekleri de kadınları da eleştirdim bu konuda, doğru bildiğimi savunurum ben erkekçilik ya da kadıncılık taslamam.
Tabiki hakaret bu yüzden öyle salk adetler yapmayacağım
Helal be kadın gibi kadın 👏👏
Birine ait olmak için onun eşyası, malı olmana gerek yok yani önceden ailenle yaşıyordun diyelim artık evleneceğin insanla hayatını sürdürmek için ailenin rızasını alıyorlar güzel bişey bence kırmızı kuşağa bende karşıyım ki artık öyle takan da yok zaten
Kiz isteme norma kirmizi kusak salak bisey ayni sekilde bilmem kac burma blezik soyke taki boyle kiyafet istemekte kizin kendini dolayli pazarlamasi anlamina gelir
İlk cümle hariç katılıyorum
Tamam karşılıklı aileler tanıştırılır fikir alınıp kaynaştırılır ama neden olayın adı "kız isteme, kızı Alıp verme" şeklinde dönüyor eşya değiliz ki biz insanız. Bu geleneğin yanlış şekilde kalıplaştığını düşünüyorum ben.
Evliliğe uzun zaman var henüz ama bu konuda fikrim değişmez, evleneceğim kişide de ilk dikkat edeceğim şeylerden biri bu konudaki düşünce yapısı zaten.
Teşekkür ederim :)
kırmızı kuşak hakaret ve salaklık bence damat kıza yapacağını yapmışsa kızın kardeşine ya da babasına kırmızı kuşaktan sonra ''neyine güvenip bağlıyon ben yapacağımı yaptım amk'' der içinden :D
Ahahah o da var :D
Kırmızı kurdela bağlayarak alnına gördün mü hiç orkideye dua eden birini bu yapmacık yüzler göz yaşı akıtırken gülenler yok mu beni kahrediyor geceler boyu...
Ne diyorsun abi 😂
Hayır ben kimsenin değilim. Ben insanım ortada alışveriş yok karşılıklı rızayla kurulan bir birliktelik var.
Kirmizi kusagin bir anlami yok takmiyo xaten artik cogu kiz o kadar sacma ki bir arkdsim ikinci evliliğin de. Bile takmisti ne sacma
Yoo hakaret falan değil otu boku hakaret saymasanız
Kırmızı kuşak kadar saçma salak bir şey yok. İsteme olayı bir gelenek o kadar eşya durumu olduğunu düşünmüyorum
Kız isteme neysede o kuşak denen iğrençlige kesinlikle izin vermeyecegim.
Artık amaç o değil sadece adet olarak yerine getiriliyor güzel bir anı olarakta kalıyor
Ya gidin batili ulkelerde yasayin. senin feministligini yesinler
Bak bak tiplere bak gödön bötödö yöşöyön.
Ben batıyı örnek alalım demiyorum. Ben hiçbir ülkeyi, hiçbir insanı, hiçbir ideolojiyi alıp da yerleştirme taraftarı değilim, doğru ve adil olana kendi aklımızla ve irademizle ulaşabilmeliyiz. Ama senin gibiler varken bu ütopik bir hayal olmaktan öteye geçemiyor.
Sana katiliyorum baya sacma buluyorum
Fena kafaya takmişsiniz bence :D
Takılmayacak gibi değil 😂
Kız isteme değil de kuşak iğrenc
Ne alakası var işte örf adet.
Seninle kavga ederiz yazmayayim 😃
Yine de öyle çıkacaksın o evden
Hayır böyle bir ailem yok.
Peki.
Gelenek kültür diyorum knk
Kırmızı kuşak olayına bende karşıyım
Bizde kuşak olayi pek yok neyse ki. Takmam da.
ay çok saçma be
Tabi ki öyle.
Haklisin👍
Hakaret değil.
Sen yapma
Yapmıcam zaten
Değil
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar