Dünyada bütün katiller mahkemelerde öldürdükleri kişilere suç atar ve bu şekilde cezalarının hafifletilmesine çalışır. Ama bu katil kadınsa kamuoyu hemen arkasında oluyor nedense bazı erkekler de bu ölüyü linç harekatına katılıyor. Bu da nefsi müdafaa iddiasında bulundu ama mahkeme bu iddiayı yerinde görmeyerek ona "15 sene ceza" verdi, tabi bu ceza neden bu kadar az o tartışılır, belki başka bazı hafifletici sebepler gördü ki bu cezayı verdi. Ancak şu kesin ki ne savcıar ve ne de hakim nefsi müdafaa iddiasını destekleyecek bir şey bulamadı ve bu ceza verildi.. serbest kalmasına gelince: ceza verildi ama bu işin bir de yargıtay tarafı var. Yargıtay cezayı onarsa çilem doğan isimli şahıs hüküm giymiş bir katil oolarak cezaevine girecek ve verdiği para iade edilecek, yok eğer kaçarsa o para yanacak... yok eğer yargıtay nefis müdafaa var deyip suçsuz bulunursa tekrar yargılanacak, o zaman yine suçsuz bulunursa yine para iade edilip tam serbest kalacak. an itibariyle kendisi nefsi müdafaadan değil baya baya cinayet işlemekten mahkum olmuş ama cezası kesinleşmemiş biridir.
Bir kadını öldüren erkek, kendimi savundum deyip sadece 15 sene ceza alsaydı da sonra bir de kefaletle serbest bırakılsaydı bu ülkede yer yerinden oynardı. Bu ülkede erkek olmak an itibariyle 2. sınıf vatandaş sayılmak anlamına gelmiştir. Bazıları nefsi müdafaa diyor ama bunun böyle olduğuna dair yeterli delil olsaydı 15 sene değil 15 gün bile ceza almazdı. Belli ki bu yönde bir kanıt yok. Ama yine de sadece 15 sene alıyor ve kefalaetle serbest bırakılıyor. Ama kadınlarımız buna bile tepkili vay efendim 15 sene nasıl alırmış. Yahu sen orada mıydın, olayın içyüzünü aslını hakimden iyi mi biliyorsun? ama kadın dediyse doğrudur ve ölen erkekse hakimler savcılar onun kendisine yönelik suçlamanın doğru olup olmadığı araştırmamalı ve onun hakkını da savunmamalıdır, yahu adam ölmüş "hayır ben öyle bir şey yapmadım" deme şansı bile yok. kadınlara göre olması gereken bu... ve maalesef buna prim veren destek olan erkekler bile var... çok acı
bunun meşru müdafaa olduğu açıktı. o 50 bin liralık kefaleti de ödemesi de işte... ama fuhuşa zorlanan, defalarca devlete sığınan fakat sonuç alamayan bir kadın çilem. her zaman "ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti." diyor. bugün cezaevi çıkışında da öyle kendine güvenli ki...
öyle nefsi müdafaa olmaz... açık dediğiniz olayın dava dosyasını mı okudunuz? delillerini mi incelediniz. Tüm katiller gibi öleni suçlayan bir kadın olduğu için katile inamayı tercih ettiniz. kendisi beraat etmedi, tam tersne cinayetten 15 sene ceza aldı. Olayı inceleyen hakim nefsi müdafaa unsurları olmadığını tespit etti. devlete sığınmış diyorsunz peki sığındığı devletten tekrar o adama neden döndü acaba? veya cezaevi kapısına kadar gelip destek olan ailesine neden sığınmadı? ölen kişi hakkındaki iddialarının bir kısmı doğru bile olsa cinayetin cinayet olduğu gerçeğini değiştirmez. katil "öldürmesem o beni öldürecekti" dedi diye cinayet nefsi müdafaa haline gelmez
abim Ankara barosu'na bağlı avukat. kendisi de nefsi müdafa değil dedi ama ben de sosyal çalışmacıyım. olayı da yakından takip ettim. ortada fuhuşa zorlanan, şiddet gören bir kadın var. benim anlayışım bu kadını savunmayı gerektiriyor. bireysel olarak hukuk devleti olmadığımızı düşünüyorum. herkes kendi hukukunu yaratıyor ülkede. hoş mu değil? özgecan aslan'ın katilleri silahla vuruldu bu ülkede. cezaevinde. silahla. bu işte bizim adalet anlayışımız. fransa'da eşinden yıllarca şiddet görüp öldüren kadını fransa başkanı bir defalığına affetti ve kadın serbest bırakıldı. kesinlikle ülkemizde son zamanlarda gerçekleşen en iyi hadisenin başrolündeki kadın. umut serpildi hepimizin yüreklerine. sevincini uzun süre yaşayacak, üzerinde uzun süre konuşacağız. ama, bu karar akılda nur topu gibi soru işaretleri de doğuracak tabii. yargı kararının arkasında duramıyor mu? madem arkasında duramayacak, nasıl oluyor da kanunları böyle rahatça hatalı uygulayabiliyor?
yargı dediğimiz bağımsız olmakla yükümlü organ nabza göre şerbet mi veriyor?
adaletin yerini bulmuş olmasına toplumca çok memnunuz, ama yerini bulana kadar kullandığı gidiş yolu hepimizin yargıya olan güvenini bir kez daha sarstı. sarsmadıysa da sarsmalı.
bir avukat nefsi müdafaa var dediyse öyledir o zaman kararları da avukatlara mı bırakacağız? öyle nefsi müdafaa olmaz. Şiddet gören bir kişi bir punduğuna getirip şiddet uygulayanı öldürdü diye nefsi müdafaa olmaz. Bu tamamen yanlş ir düşünce. Oradan kaçıp kurtulma şansı olmadığını ispat etmesi gerekiyor. bilmem kaç kez onun yanından ayrılmış polise başvurmuş tekrar geri gelmiş. Kaçıp kendine bir hayat kursa da evine zorla girmeye kalksa, o zaman vurup öldürse bu nefsi mdafaadır. Nefsi müdafaa olması için o anda ölümcül şiddet görüyor olması ve o anda o duurmdan kurtulması için öldürmesi şart olacak. yoksa nefis müdafaa olmaz. yani karısını birşekilde fuhşa zorlayan bir adamsa (bu da kadının iddiası ve en büyük lekeyle lekelenen kişi ölü olduğu için kendini savunma hakkı bile yok) bu adamı öldüren kadın ceza indirimi alır ve almıştır da. Ama bu ceza almamasını gerektirecek bir durum değildir. Katili savunmak katil kadın da olsa makul erkek de olsa kaili savunmaktır
arkasında durulmayan bir karar yok... bu drum kefaletle serbest kalmak beraat demek değildir. Yargıtay karar verinceye kadar serbest kalacak. Yargıtay eğer cezayı onarsa 7-8 yıl yatmak üzere hapse girecek ve para iade edilecek. Adı üzerinde kefalet: yani birileri diyor ki biz kefiliz, cezaalacak olursa kendi gelip teslim olacak, bu uğurda 50bin TL'yi yakarız... yani bu karardan bir geri dönüş değildir.
yalnız bir avukat "nefsi müdafa değil." dedim. ve yetmedi fransa örneğini verdim. ve hukuk devleti olduğumuza inancım olmadığını söyledim. bence bunların hepsi benim fikrimi açıklamam açısından yeterli doneler. okumayı bilene.
fransa örneğinde ceza verilmemiş değil ki fransa ssteminin gereği cumhurbaşkanı yetkisini kullanıp affetmiş. af başka bir şeydir beraat başka. ayrıca her olay kendi içinde değerlendirilir... Nefsi müdafaanın şartlarının yerine geldiğinin "kanaat olarak" değil, delil olarak ispatlanması gerekir... sen bir adamı öldür, sonra da bana saldırdı de, insanlar da "vay efendim yine bir kadına şiddet uygulanmış" deyip sana inansınlar; kesin nefsi müdafaadır desinler... yahu adam ölmüş ölmüş, nefes almıyor, yaşamıyor... elbette ki hakimler öldürenin sözlerine sırf kadın olduğu için inanacak değil. delil isteyecek; o anda canını kurtarmak için öldürmekten başka bir çaresi olmadığının ispatını isteyecekler. sırf erkektir diye bu sorgulamanın yapılmamasını, sırf kadın olduğu için katilin iddilarının doğrudan kabulünü istiyorsunz... olmayınca da baskı uygulamaya çalışıyorsunuz
beyfendi sanırım siz feminazi olduğumu falan düşünüyorsunuz lakin değilim. feministim. feminizm hakkında okumuş da bir insanım. hukuk dersi aldım demiyorum. feminizm hakkında da toplumsal cinsiyet hakkında da yeterince ders aldım. ve ben bu ülkenin hukuk devleti olmadığını, cezaevinde katil vurduklarını söylüyorum.
o katili toplum baskısı vurdurdu cezaevinde. ve bu "katil"i de cezaevinden toplum baskısı çıkardı.
bugün amerika'da sigorta şirketleri daha fazla para kazanmak için amerikan psikiyatri birliği'ne baskı uygulayıp bilimsel hastalıkların tanı kriterlerini değiştiriyor. basılan kitap da dsm-5. inanır mısınız o kitabı da sadece amerika kullanmıyor. o kitabı türkiye de olmak üzere yüzlerce insan kullanıyor ve bütün hastalık tanıları böyle konuyor. amerika'daki sigorta şirketi para kazansın diye bir insanın hasta olma, ilaç kullanma, tedavi alma gibi konuları taaa nijerya'da değişiyor. baskı kurmak böyle bir şey.
ben de bugün yapılan çilem doğan'ın deyimiyle "kirpiğimiz yere düşmesin." mevzusunu haklı buluyorum. yargı sürecinden haberim yok dedim fakat tekrar cezaevine girebileceğini bilecek kadar da gündem takipçisiyim. ben kadın cinayetlerinde önemli bir nokta olacağını düşünüyorum.
ayşe paşalı ölerek kadın cinayetlerinde önemli bir adım attı. 4320 sayılı kanunda aihm sayesinde güncelemeye gidildi. bugün de çilem sayesinde bir şeylerin değişme umudunu taşıyorum.
cezaevinde insanların birbirini vurmasının veya infazların olmasının hukuk devletiyle doğrudan bir alakası yoktur. Özgecan'ın katili zaten müebbet ceza aldı. Verilebilecek en büyük ceza verildi. Cezaevinde onu öldürenler kendilerince namlarını yürüten çetelerdir. Dünyanın her yerinde cezaevlerinde cinayetler işlenir. Mesela ABD bostnondaki çocuk tacizcisi rahip de cezaevinde şişlenmiştir. Bize has bir şey değil. Sizin düşünce kimlğiniz beni ilgilendirmez. Ben sizi değil yazdıklarınızı yorumluyorum. Br katilin sadece kadın olduğu ve bu sebeple her söylediği doğru kabul edildiği için övülmesi nasıl yorumlanırsa durumunuz odur.
yani bir bakıma çilem doğan'ın serbest bırakılmasında başta kadın dernekleri olmak üzere toplumun baskısı olduğunu düşünüyorum. ve bu baskıyı çok da haklı buluyorum.
@cabukisim burda savunulan dusunculer dar anlamda "cinayet " kısmına takılırsak çok fazla kulp takariz bu olaya asıl kısım onu bu boyuta getiren yaşanmışliklar yani kadına yapılan insanlık dışı muameleye karşı kendini savunmasi bu ölümle sonuçlanması sadece bir sonuç ve savunulan kısım erkeğin kadını "mal "gibi görüp metalastirmasina bir isyanın miheng taşlarından olmasi erkeğin kadına her istediğini yapamayacağının bir göstergesi ve savunulmasi gereken bir kadın çünkü bir öncü olmaya aday net bir kadın ve kadına şiddet boyutunda kendini savunmanın bir metaforu oldu
hkuk devleti olmadığımıza dair bir delil varsa bu da odur. hem hukuk devletinin olmamasından yakınıp hem de mahkemeye kamuoyu baskısı yapılmasını haklı bulmak nasıl bir şeydir avukat abinize bir soruverin; okumalarınız heralde bu çelikiyi fark etmeniz için yeterli olmamış :) ... "ey mahkeme katil ölenin tü kaka bir insan olduğunu söylüyor, biz de kadın olduğu için ona inanıyoruz aman ha sen de inan, olayı sorgulama, maktulün haklarını savunmaya kalkma... öldürülen hakkında katil ne derse o doğrudur" diye baskı yapıp sonra da hukuktan adaletten söz etmek ha... çok komik ama trajikomik
@BARMEN321 birincisi... şiddete uğradığı katilin iddiasıdır, mahkeme bunu meşru müdafaa olarak kabul etmemiştir; ikincisi bir şiddet görmüş olduğu ve bunun sonucu öfkeyle bu cinayeti işlediği varsayımıyla müebbet değil 15 sene vermiş... olabilir... ancak durumu mahkemeden daha iyi bilip, maktulü sırf "kadın cinayetleri" başlığı altında peşn peşin sçlu görmek ve bir katili kahramanlaştırmak bence bu kadar masumane yorumlanamaz. ... benden size bir bilgi. Bu ülkede cinayet denince akla "kadın cinayeti" geliyor, zannediyoruz ki ülkemizde bu yoğun bir olgu ve tüm bu konular bu algıya göre yönlendiriliyor... dünyada her sene her 100.000 nüfusa ortalama 1.3 kadın cinayeti işlenirken bu ortalama türkiyede 0.45 iken bu alanda dünya birincisiyiz propagandasının sizce amacı nedir. Berna laçin kübaya gidiyor övgülerinden biri "kübada kadın cinayeti yok" ... yok dediği ülkede kadın cinayeti oranı Türkiye'nin 2 misli
@BARMEN321 cinayetin nelerin sonuç olduğunu bilemeyiz; siz katilin söylediğine peşin inanmayı tercih edebilirsiniz. Kadının bir mal olmadığının anlaşılması için illa kbir katilin savunulması gerekmez
sıkıntı ne biliyor musunuz? mevzuya bakıyoruz ama ben bambaşka bir açıdan değerlendiriyorum. siz bambaşka bir açıdan. benim gözümde ve de "vicdanımda" çilem doğan aklanmıştır. 50 bin lira kefalet ödemesi de kendisine yapılan bir haksızlıktır.
sizin gözünüzde ise vicdanla hukuk yürümez.
bence bu açıdan tartışma kısır bir döngüde ve sonuç vermesi imkansız. kırıcılaşmak da istemiyorum zira ortada üslup bırakmadınız. bir de oturup yok abine sor, yok mahkemeye şöyle de gibi laçka bir şekil.
siz şimdi fildişi kulenizde "yaaa cevab veremedi." deyin. iyi geceler.
madem bilmiyorsunuz gidin abinize sorun. bilmiyorsunuz. ortada bir mahkumiet var. Sanığın tutuksuz yargılanmaya devam etmesi verilmiş mahkumiyet kararını değiştirmez. 50 TL sanığın kaçmaması için alınmış bir teminattır. ordada ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu mahkumiyett kararı var. kefaletle serbest kalmak aklanmak anlamına gelir mi gelmez mi diye bir soruverin abinize... bakalım ne diyecek Ankara barosundaki abiniz
ben bilmesem de abim biliyor diye ortaya çıkan siz değil misiniz? sizin vicdanınızda aklanmasını bilemem o nasıl bir vicdandır beni ilgilendirmez ama benim sorduğum soruları kendi kendinize sordunuz mu? yahu bu işin içinde bir bit yeniği olabili rmi acaba diye düşündünüz mü? madem bu adam caniydi senelerdir bu zorlamaları ypıyordu , öyle hiç de mazlum oturacak biri olmayan bu kadın hala niye bu adamla aynı ortamdaydı diye düşündünüz mü* dahası olayı biliyorsunzu öğrendiniz ilgileniyorsunuz, siz veya kurumunuzdan birileri gidip de öldürülen insanın ailesine annesine gidip de "oğlunuz hakkında böyle de bir iddia var ne diyorsunuz" dediniz mi?
Bur kadın nasıl olurda, kendisini pazarlamaya çalıştığı için para ödeyerek hapisten çıkarılır. Bence bu devlet Çilem'e 50.000 lira vermeli. Böyle cesur ve onurlu kadınlar hep özgür ve mutlu olmalı. Tabii tüm kadınlarda.
bu devirde Türkiyede kadın olmak zor. erkek olsaydı bir sürü indirim alırdı. iyi halden, beni tahrik ettiden, namusuma leke sürdüden dem vurup "savunurdu" kendisini. ama ne yazık ki kadın ve aynı namusu kocası değil de kendisi koruduğu için 15 yıl hapis cezası aldı.
15 yıl zaten indirilmiş bir cezadır... hapiste de iyi hal indirimi alır 7-8 senede çıkar. Kendi iddiasını ispat edebildiği ölçüde cezaindirimi aldı. Namuz cinayetlerinde indirim kalktı bunu da kadınlar istedi, bilginize
kefalet olmadan serbest bırakılmalıydı. şimdi kadın yerine erkek birisi olsa bir de bu baştakilerin yancılarından olsa hemen adamı serbest bırakır konunun üzerini de örterlerdi. ne yazık ki bu olay bir kadının başına geliyor. yine de özgür olması sevindirici bir haber. umarım hak ettiği hayatı yaşar bundan sonra <3
İlk defa adil bir karar. Olması gereken buydu zaten. Birde parayı nasıl ödeyecek diyenler var. Yalnız bu kadının arkasında olan bir sürü insan var, dernekler var. Siz dert etmeyin.
Ailesi var arkadaşları var sivil toplum örgütleri ve en önemlisi arkasında güçlü kadınlar var tecavüze ugramamak satılmamak için kocasını öldüren birisi için 1 tl vermezmisin sen 50 000 kişi den 1 tl çok çabuk toplanır
En İyi Cevaplar