Kızlar, kadın esareti sevmez mi yoksa sahibini sever mi, özgürlük mü aidiyet mi?

Kızlar, kadın esareti sevmez mi yoksa sahibini sever mi, özgürlük mü aidiyet mi?

Kadın esareti sevmez, sahibini sever

Bugünün kadını "özgürüm" der, gece uyuyamaz. Çünkü özgürlük dediği şey, her sabah kendi değerini yeniden ispatlama mecburiyetidir.

Bizim atalarımızın haremi kalabalıktı, gürültülüydü, şendi.

Çadıra girdiğimde on beş kadın vardı içeride. Susmazlardı. Biri saç örer, biri ekmek yoğurur, biri öbürünün çocuğunu emzirir. Kavga ederler, barışırlar, birbirlerinin sırtını yıkarlardı.

Ben girince susmazlardı — durur, bakarlardı. Sadece o kadar.

Adını söylediğim kalkardı.

Bir akşam en genç olanı seçtim. Öbürleri gülüştü, birisi onu ittirdi, biri saçını düzeltti, biri kulağına bir şey fısıldadı da kızardı. Kıskanmazlardı — çünkü sıra herkese gelirdi ve gelmediği geceler de aynı ateşin başında otururlardı.

Ateşin başında yüzlerine baktım. Hiçbirinin yüzünde bugünün kadınlarındaki o çizgi yoktu. Şu iki kaşın arasındaki çizgi — hesap yapan kadının çizgisi.

Yorulmamışlardı, çünkü tartmıyorlardı. Kimin olduklarını biliyorlardı.

Bir kadına verebileceğin en büyük şey seçenek değildir. Yerini bilmesidir.

Kızlar, kadın esareti sevmez mi yoksa sahibini sever mi, özgürlük mü aidiyet mi?
Cevapla