Yea... Şu Kekolar Millete Sahte "Abart Egzoz Sesini" Gerçek Motor Gücü Diye Yutturacağını mı Zannetti?

Bugün sokaklar, sosyal medya ve insan ilişkileri tuhaf bir gürültü kirliliğiyle malul.

Nereye baksanız bağıran, çağıran, her kırmızı ışıkta gaz veren, sürekli "Ben buradayım" Gör beni ben de güçlüyüm Bende Erkeğim algısı " dedirtmeye çalışan, kendisine resmen abartı egzoz takmış tipler görüyorsunuz.

Ülen bir de utanmadan adına "maçoluk" dedikleri bu durum var; aslında kaputu kaldırdığında motoru yağ yakan, silindirlerinden, subaplarından dikiş makinesi gibi sesler gelen, aracı muayeneye soksan aşırı kusurlu bulunup trafikten men yiyecek bitik bir aracın, makyaj ile yürüttüğü sahte bir güçlü araba yarışıdır.

Oysa Karadayı dizisindeki Mahir Kara ve babası Nazif Baba, bize bu çağın çok ötesinde bir gerçeği fısıldadı. Halk o hikayeyi izlerken aslında ekrana değil, kendi ruhuna baktı ve şu cümlede düğümlendi:

"Demek ki bir ERKEK sürekli maço ya da kabadayı gibi olması gerekmiyormuş; aslında zalimle karşılaştıklarında aslan kesilip, sevdiklerinin yanında, karşısında romantik ve pamuk gibi erkek de olabiliyormuş."

İşte internetteki sığ analizlerin asla göremediği, bir erkeğe "adamlık" dersi veren o sarsılmaz karakterin gerçek anatomisi

Yea... Şu Kekolar Millete Sahte Abart Egzoz Sesini Gerçek Motor Gücü Diye Yutturacağını mı Zannetti?

Makyajla Kostümle Değil, Karakterle Adam Olmak
Bugünün çakma maçolarına bakın: Yüzlerinde hiç değişmeyen asık bir maske, omuzlarda emanet duran ceketler, elde sallanan tespihler... Onlar, özgüvensiz olan erkekliklerini dışarıya algı ile satmaya çalışan ve sürekli bu sahte reklamın peşinde koşan tiplerdir. Gerçekte kaputun altında olması gerekenden uzak, ucuz modifiyeli bir araba gibi, sadece "zannedersin ki" algısını makyaj olarak kullanırlar.

Gerçek güç sahipleri ise tam tersiydi. Mahir Kara sinekkaydı tıraşıyla dolaşan, saçları taralı, önlüğü temiz, esnaf ahlakıyla kuşanmış komplekssiz bir adamdı.

Nazif Baba ise kaba saba hareketlerle değil; duruşuyla, kibar ve beyefendi İstanbul Türkçesiyle, kelimelerinin ağırlığıyla saygı toplardı. Çünkü çok iyi bilirler ki; silahı, tespihi ve asık suratı kendine kalkan edenler, tıpkı abartı egzoz takınmış o yağ yakan, subapları vuran, muayeneden red yiyecek bomboş ve ürkek karakteri gizlemeye çalışan insan tipleridir.

Maçoluk, nedir? Aslında ne değildir? Erkeklerin yaptığı o "Algı Makyajı"
Kadınlar dünyasındaki "makyaj" felsefesi neyse, erkekler dünyasındaki "maçoluk" da aslında odur. Nasıl ki bazı kadınlar "Güzel görünmezsem beğenilmem, kabul görmem" korku ve endişesiyle o yapay katmanın arkasına saklanıyorsa, bazı erkekler de sertlik maskesinin arkasına saklanır. Oysa gerçekten özgüvenli insan, en doğal haliyle de değerli olduğunu bilir. Zaten esasında her şey insanın kendi özgüveniyle alakalı değil midir?

İşte çakma maço da böyledir. Doğan görünümlü Şahin veya Murat 131 zihniyetiyle yaşar. Motoru yağ yakan arabaya abartı egzoz takar, yaylarını kesip yere sıfırlar, devasa bir spoiler ekler ve çıkan yapay gürültüyle kendini Mustang GTI sanır. Oysa bütün bu modifiyeler, o erkeğin yüzüne sürdüğü fondöten ve rujdan farksızdır.

Kadınların yanından geçerken müziği sonuna kadar açar, bagajdan yayılan o dikiş makinesi cızırtılarını güç zanneder. Kafasındaki tek düz mantık şudur: "Kadınlar güçten hoşlanır, o halde en çok gürültüyü çıkarmalıyım." Fakat o kişi, bir Mahir Kara olamayacağını içten içe çok iyi bilir.

Çıkardığı o büyük gürültü, özgüvenin değil; devasa bir özgüvensizlik ve sorumsuzluk makyajıdır. Bir aile babası olamayacağı gerçeğini egzoz sesiyle örtmeye çalışır. Hayatın ilk sert virajında o makyaj akar; geriye sorumluluk almaktan korkan ürkek bir çocuk kalır.

Gerçekten özgüvenli erkek ise karakterini boyamaya ihtiyaç duymaz. Gücünü gösterişte değil, omurgasında taşır.

Gerektiğinde ancak yumruğunu masaya en sert şekilde vurmasını da bilir, sevdiği kadına en romantik sözleri söylemesini de...

Çünkü onun erkekliği, kaba saba bir görüntüye değil; adaletine, karakterine ve sarsılmaz doğallığına dayanır.

Maçoluk, beğenilme kompleksiyle her gün sürülen yapay bir boyadır; özgüven ise fırtınada bile akmayan o doğal karakterin ta kendisidir

Kadınlar, her kırmızı ışıkta egzoz patlatıp gürültü çıkaran o "Doğan görünümlü Şahin" ruhlu, motoru yağ yakan ve muayeneden men yiyecek olan o makyajlı maço arabalara belki dönüp bakarlar

Ama!! Unutma kadınlar hayat yolculuğuna çıkarken, çocuklarını bindirecekleri arabayı seçerken o sahte sese ve sonradan takma aksesuarlara değil; arabanın sarsılmaz şasisine, frenine, ailesini koruyacak güvenliğine ve motorun o sessiz torkuna güvenirler

Yea... Şu Kekolar Millete Sahte "Abart Egzoz Sesini" Gerçek Motor Gücü Diye Yutturacağını mı Zannetti?
Cevapla