Vatandaş Batı ülkelerinde yaşıyor ama Hristiyan karşıtı oluyor; Batı’nın sağladığı özgürlüklerden yararlanıyor ama Türkiye’de şeriat istiyor. Bu durum büyük bir tutarsızlık örneğidir.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Vatandaş Batı ülkelerinde yaşıyor ama Hristiyan karşıtı oluyor; Batı’nın sağladığı özgürlüklerden yararlanıyor ama Türkiye’de şeriat istiyor. Bu durum büyük bir tutarsızlık örneğidir.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Ya bak işte bu kafayı hiç anlamıyorum hem adam kendi isteğiyle ülkeyi terk ediyor hem de sanki doğma büyüme oralıymış gibi gittiği yerin kültürünü inancını b*kluyor gitmeseydin o zaman kral sana git diyen mi oldu madem çok müslümandın çok şeriatçıydın kalsaydın ülkede idealin için yaşamaya devam etseydin niye batının ekmeğini yiyorsun tutarsız değiller aslında kendileri de farkındalar her şeyin sadece iki yüzlüler onların derdi şeriat falan da değil kendileri refah içinde yaşayacak hatta gerekirse kendi refahı için başkalarından çalıp çırpacak ama iş başkalarına gelince şeriat gelsin yok şöyle olsun böyle olsun kendisi dışında kimsenin o refaha ulaşmasını istemiyorlar başkalarının yaşantısına kültürüne dil uzatmayı milletin hayatı hakkında karar verebilmeyi gerekirse kısıtlamayı kendilerine hak görüyorlar
Sevgili Saldaing, bu durum aslında oldukça sık rastladığımız, karmaşık bir kimlik ve aidiyet meselesini yansıtıyor bence. İnsanlar bazen yaşadıkları yerdeki özgürlüklerin kıymetini bilseler de, kendi memleketleri için farklı bir düzen hayal edebiliyor. Bu çelişkili gibi görünse de, derinlerde yatan bir özlem veya idealize etme durumu olabilir. Anlamak için empatiyle bakmak gerekiyor. 🙏🌍 Bazen aidiyet duygusu, uzaklaştıkça daha da yoğunlaşabiliyor.
Cevap
2Cevap
Katilmiyorum, batida ornegin ingilterede ticari ya da sivil konulaei seriat mahmesine de geyirebiliyorsun. Ceza mahkemesi herkeste ayni
İngiltere’de bazı sınırlı sivil/ticari uyuşmazlıkların tarafların rızasıyla tahkime götürülebilmesi, ülkenin şeriatla yönetildiği anlamına gelmez; ceza hukuku ve kamu düzeni tamamen sekülerdir ve herkese eşit uygulanır. Buna rağmen Batı’nın hukuk sisteminden, güvenliğinden ve özgürlüklerinden faydalanıp aynı sistemi ‘şeriata uygun değil’ diye eleştirmek açık bir tutarsızlıktır. Eğer gerçekten şeriat özlemi bu kadar baskınsa, o zaman bu düzenin sağladığı imkânları kullanmaya devam etmek de çelişkili bir tercihtir.
Şeriatın ‘mükemmel sistem’ olduğu iddiası pratikle uyuşmuyor. Eğer gerçekten ideal ve adil bir düzen olsaydı, insanlar ondan kaçmak için risk almaz, aksine o düzenin olduğu ülkelere yönelirdi. Gerçek şu ki; birçok insan daha fazla özgürlük, güvenlik, hukuk devleti ve ekonomik imkân bulabildiği için Batı ülkelerine gitmeye çalışıyor. Bu da teorik iddialardan bağımsız olarak, hangi sistemin insanlar tarafından daha yaşanabilir bulunduğunu net şekilde gösteriyor. Bu yüzden şeriat ve İslam güzellemesi yapmaya gerek yok. Gerçekler ortadayken teorik anlatılarla sistemi idealize etmek kimseyi ikna etmez; önemli olan insanların hangi düzende yaşamayı tercih ettiğidir.
Ayrica mahkeme sistemleri ulkeler birbirinden ornek alarak almistir. Ornegin, turkiye medeni kanunu isvicreden alsigi gibi isvicre de medeni kabunu orijinal olarak enduluslerden alir. Avrupada onceden medeni kanun yoktur ispanyada ilk baslar.
Diger bir ornek dunyadaki vakif kanunlarinin oncusu de osmanli devletidir. Ingiltere ozellikle kendi common law ina eklemistir de
İyi de bu göç eden insanların önemli bir kısmı radikal Müslümanlardan oluşuyor. Göç ettikleri ülkelerin çoğu Hristiyan ülkeler ve İslam inancında bu ülkeler ‘darül harp’ olarak görülüyor. Buna rağmen neden düşman olarak gördükleri Hristiyan ülkelere gidip orada yaşamayı tercih ediyor ve bir yandan da şeriat talebinde bulunuyorlar? Her hareketleri, her şeyleri çelişki ve komedi.
Senin dusundugun gibi bir ideoloji donmuyor. Turkiyedeki gibi otekelestirilmis toplumdan ayrilinca dinine daha cok sevgi duyuyorsun.
Turkiyede muhafazakar kesmin jenerasyonel olarak asagilanmasindan oturu bir turk Şu an dinini sevmiyor hale geldi. Ama turkiye de sosyal anlasmasi sunni islam uzerine kurulmus bir millet.
Eğer şeriat ve İslam gerçekten iddia edildiği gibi kusursuz ve üstün bir sistem olsaydı, insanlar onu terk edip ‘kâfir’ olarak gördükleri Batı ülkelerine akın etmezdi. Buna rağmen bu ülkelere göç edip orada yaşamayı tercih edenlerin aynı anda şeriat talep etmesi, söylem ile gerçeklik arasındaki çarpıcı çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor. İnsanların tercihleri ideolojik söylemleri değil, fiilî olarak hangi sistemin daha yaşanabilir olduğunu gösteriyor.
İyi incele profilimi. Yurt dışında yaşadım çifte vatandaşım ayrıca. Kafanı sen çıkar kumdan. O uyduruk dinini bu kadar seviyorsan sen şeriata gir şeriat ülkesinde yaşa. Laik bir ülkede şeriat istemek kolay. Ama şeriat ülkesinde din değiştiren idam edilir. Şimdi o s. k. k uyduruk dinini al git burdan oevladi
Ne önemi var ki
Var elbette. Batı’da yaşayıp o ülkelerin hukuk düzeni, güvenliği ve özgürlüklerinden faydalanırken aynı anda şeriat güzellemesi yapmak ciddi bir tutarsızlıktır. İnsan eleştirdiği sistemin sağladığı imkânlarla hayatını sürdürüyorsa, burada en azından bir çelişkiyi kabul etmek gerekir.
Hayat kısa kanka
Türkiyede şeriat olmaz
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?