Bir gün büyük laf gibi masaya fırlatılır "Fazla naz âşığı usandırır." Erkek hemen arkasına yaslanır, kendini "sabırlı bir mağdur", kadını ise "amansız bir kapris makinesi" ilan eder
Sözlükte "cilve, kur, işve" tanımlar ama... Sessizce bakıp iç çeken bir kadının halini anlatmaya yetmez
Ağacın Üç Kardeşi Nazik, Nazlı ve Naz
Bu meselenin pratik hayattaki düğümünü çözmek için, aslında aynı kökten beslenen ama evlerimizin içine bambaşka hallerle sızan üç kelimenin fotoğrafına bakmak gerekir: Nazik, Nazlı ve Naz
Nazik olmak, bir ahlaktır. Hayatın sertliğine karşı bir zarafet tercihidir; başkasını incitmekten korkmaktır.
Nazlı olmak, bir mizaçtır. Kolayca kırılan, titiz, hırpalanmaya gelmeyen, hani o üzerine titrediğimiz saksı çiçekleri gibi özel bir özen isteyen ruh halidir
Naz yapmak ise, iki kişi arasında dönen bir iletişim dansıdır. Doğrudan söyleyemediğini, davranışın arkasına saklayarak hissettirme stratejisidir
İşte trajedi tam burada başlar: Eğer bir ilişkide erkek, kadının o hassas ve kırılgan "Nazlı" yapısını görecek kadar "Nazik" bir ruha sahip değilse, kadının her duygusal çığlığını ve geri çekilişini tek bir torbaya atar: "Yine naz yapıyor!"
Naz nedir biliyor musunuz?
Naz; bir kadının akşam eve gelen kocasına "Bugün çok yoruldum" derken aslında "Bana bir sarıl, bugün çok kırıldım, beni bir gör" demesinin sessiz dilidir.
Erkek ne yapar? Düz mantıkla bakar "E hanım, yorulduysan uzan, kurt gibi açım yemek ne yaptın."
İşte o an film kopar. Kadın susar, suratını asar, kapıyı biraz sert kapar. Erkek hemen teşhisi koyar "Yine naz, yine kapris!" Ben ne dedim şimdi?
Hayır be birader, o naz değil! O, kelimeleri susmuş bir ruhun, "Beni çantada keklik görüyorsun, beni sıradanlaştırıyorsun, bana bir hizmetçi gibi davranıyorsun" diyen protestosudur.
-
Sahne 1 "Her Şeyi Naz Sanan Algı Tembelliği"
Hani o ilk sahnede erkek diyor ya "Fazla nazlanıyorsun, hiç beğenmiyorum senin bu hallerini..."
Kadın da isyan ediyor "Asıl sen her şeyi naz yapıyorum sanıyorsun!"
Burada erkeğin yaptığı şey tam bir uyanıklıktır. Kadının bir derdi var, belki geçmişten kalan bir yarası var, belki adamın pervasızca söylediği bir lafa kırıldı ve kendini geriye çekti
Erkek o kırgınlığı tamir etmek için zihinsel bir emek harcamak istemiyor. Çünkü kadının gönlünü almak "maliyetli" bir iştir. Koy etiketi, yapıştır "Sen eskiden bu kadar nazlı değildin"
Kadın orada "Ben naz yapmıyorum" derken aslında şunu feryat ediyor "Ben seninle flört oyunu oynamıyorum. Benim şu anki can acım gerçek, mesafem gerçek. Ama sen benim acımı bile 'kadın kaprisi' diyerek basitleştiriyorsun!"
İşte insan ilişkilerinin yarısı sevgisizlikten değil, bu lanet olası "yanlış tercüme hatasından" bitiyor. Kadın kendi dilinde yarasını gösteriyor, erkek "naz bu" deyip arkasını dönüyor
Sahne 2: "Kapı Ağır Ama Anahtarı Sende"
Gelelim o ocağı tüttüren, insanı baştan çıkaran ikinci sahneye
Erkek diyor ki: "Bu ulaşılmaz hallerin beni baştan çıkarıyor."
Kadın o efsane cevabı yapıştırıyor: "Ancak benim erkeğim bana ulaşabilir."
Bu sahne, "Zor kadını oyna, erkeği peşinden koştur" diyen o ucuz magazin dergilerinin yalanlarını çöpe atıyor. Kadın burada dünyaya karşı duvar örüyor, evet. "Ben herkesin kolayca tüketebileceği, alelade bir fast-food değilim. Benim bir ağırlığım var" diyor
Ama erkeğine döndüğünde kapıyı kilitlemiyor. Sadece kapıyı biraz ağır açıyor. Erkeğe şu rütbeyi takıyor "Ben dışarıya karşı ulaşılmazım çünkü kendime değer veriyorum. Ama sen sıradan biri değilsin. Sen o emeği veren, o 'Nazik' özeni gösteren adamsın. Bu kapıyı açma ayrıcalığı sadece senin hak ettiğin bir ödüldür."
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer