defalarca aynı yerden yaralanmana rağmen neden hâlâ o kuyuya düştüğüne senin de net bir cevabın yok. belki umut, belki alışkanlık, belki de vazgeçmeyi beceremeyen bir kalp… her seferinde biraz daha eksilse de insan, tanıdığı acıyı bilmediği bir huzura tercih edebiliyor; çünkü aşina olan, belirsiz olandan daha az korkutuyor.
0
0 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye
(25-29)
5 ay
Her gün konuştuğun biriyle konuşmayı kestiğinde oluşan boşluk hissi aslında o kişiden çok rutinine, bağlanma alışkanlığına ve duygusal temasına duyulan özlemdir çünkü beyin bir insana değil o insanla kurduğu tekrar eden güvenli alana alışır ve bu aniden kesildiğinde yoksunluk gibi bir durum yaşanır, bu hisin geçmesi için önce bunun bir zayıflık değil tamamen biyolojik ve psikolojik bir tepki olduğunu kabul etmen gerekir çünkü her gün mesaj atan, sesini duyan, düşüncelerini paylaşan bir beyin bir anda sessiz kalınca “eksik bir şey var” alarmı verir, boşluğu bastırmaya çalışmak ya da kendini “takmamalıyım” diye zorlamak hissi uzatır tam tersine boşluğun varlığını kabullenmek onu küçültür, ilk günlerde sürekli telefona bakma, yazacak bir şeyler arama, içinden ona cümleler kurma çok normaldir bunu engellemeye çalışma sadece fark et ve geçmesine izin ver, bu boşluk ancak yerine yeni bir ritim koyduğunda yavaş yavaş azalır çünkü beyin boşluk sevmez ama değişime alışabilir, aynı saatlerde kendinle konuşmak, düşüncelerini not almak, kısa yürüyüşler yapmak, müzik dinlemek ya da o saatleri küçük bir rutinle doldurmak beynin “yeni düzen” kurmasına yardım eder, duyguyu başka insanlarla kıyaslayarak doldurmaya çalışma çünkü bu sadece geçici bir uyuşturma olur, önemli olan duygusal teması tamamen kesmek değil yönünü değiştirmektir yani başkalarıyla sohbet etmek faydalıdır ama asıl iyileşme kendinle kurduğun temasla olur, zamanla o kişiyle özdeşleşen saatler, kelimeler ve alışkanlıklar silikleşir ve boşluk hissi yerini daha sakin bir nötrlüğe bırakır, bir gün fark edersin ki telefonu eline alıp yazma isteği eskisi kadar güçlü değil işte o an boşluk kapanmaya başlamıştır, bu süreç aceleyle değil sessizce geçer ve geçerken seni biraz daha bağımsız, biraz daha güçlü yapar.
Ben de öyle düşünürdüm, ta ki yaşayana kadar. Geçer elbet ama geçtikten sonra da kimseyi kolay kolay hayatına alamazsın. İnsan belli yerden sonra kabuğuna çekiliyor bu da zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. Bazen yokluğun getirdiği bir hal bu.
Her halükarda geçiyor, ömrünü ona sabit tutacak durumda değilsin. Ben kime ne zaman kızsam, birine darılsam spor salonuna gidip adımımı attığım an dünyadan bağımı kopartıyorum aklımdaki düşüncelerimi de susturuyorum çünkü o gün antermanda ne kadar ağırlık gireyim, göğüsü de omuzu da sırtı da ne kadar gereyim düşüncesi oluyor.
Alışkanlık haline gelen biri hayatından çekilince resmen mini yas süreci yaşıyorsun 🥺 Bu boşluk hemen geçmiyor ve bu çok normal.
Kendini zorla oyalamaya çalışma önce bu duyguyu kabul et 🙏 Sonra gününü küçük rutinlerle doldur. Dizi, yürüyüş, günlük tutma, yeni müzik listeleri, arkadaşlarınla kısa sohbetler… 🎧🌿
Mesajlaşma ihtiyacın geldikçe kendine yazıp taslakta bırakmayı dene. İçinde tutmamış olursun ama ona da gitmemiş olur 💌 Zamanla beynin onsuz düzene alışıyor merak etme, ilk haftalar en zoru 💔✨
Geçer, kimseye alışmamak gerek. Kimse kalıcı değil bunu öğrenmen gerekiyor.
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
5 ay
Hergün konuşma alışkanlığınız olan birinin, daha önce ağır hakaretlerinden dolayı sizin omzunuzda ağlatan küs olduğunuz kişi ile gün boyu konuşmalarını hazmetmekten kolaydır.