Kadınlar neden böyle :(?

Merhaba,

Bugün biraz içimde birikenleri dökmek istiyorum. Şöyle bir gözlemim var ve ne kadar acı olsa da söylemek zorundayım: Aşk dediğiniz şey artık sadece belli kriterler üzerinden şekilleniyor gibi. Kadınların aşka bakışı sanki bir “boy, tip, para” üçgenine hapsolmuş durumda. 185-195 arası bir boyunuz yoksa, paranız yoksa, yüzünüz de karizmatik değilse, sanki aşk denilen şey size kapılarını tamamen kapatıyor.

Bu durumda insan ister istemez soruyor: Sevgi ya da gerçek aşk nerede? Eğer gerçekten sevgi aransaydı, kendilerini seven, değer veren, iyi niyetli erkekler tercih edilmez miydi? Ama hayır. Genelde tercih edilenler uzun boylu, “kötü çocuk” imajı taşıyan, bazen sorumsuz ve hatta başkalarına karşı kaba davranan kişiler oluyor. Peki neden? Bu mu aşk? Bu mu gerçek bağ?

Bunun adı hipergami ya da sosyal statü arayışı olabilir, ama bu durum giderek daha yüzeysel bir hale geliyor. Sürekli daha “iyi genetik”, daha “yüksek statü” arama çabası içinde kayboluyor insanlar. Ve bu durumun sonucu olarak, gerçekten içten ve samimi duygulara sahip olan erkekler kenara itiliyor. Onlar ne yaparsa yapsın, dış görünüş ya da statü kıstaslarına uymadıkları için dikkate bile alınmıyor.

Sizi eleştirmek ya da yargılamak için değil, ama biraz farkındalık yaratmak için bunları söylüyorum. Çünkü her “uzun boylu ve yakışıklı” insan mutluluk getirmez. Her “zengin” adam size sevgi sunmaz. Belki de sizin görmezden geldiğiniz o içten, sevgi dolu, size değer vermek için çırpınan insanlar gerçek aşka daha yakındır. Ama bunu görebilmek için, bu dar kalıpların dışına çıkmayı denemek lazım.

Sevgi ya da aşk dediğiniz şey, bir insanın size ne hissettirdiğiyle ilgili olmalı, cüzdanıyla ya da boyuyla değil. Eğer bunlara takılı kalmaya devam ederseniz, belki kısa vadede istediğinizi elde edebilirsiniz, ama uzun vadede gerçek bir bağ kurma ihtimalinizi kaybediyorsunuz.

Bir düşünün derim. Belki bu kadar dışa odaklanmak yerine biraz içe bakmayı deneyebilirsiniz.

Sevgiler,
(Kenarda kalmış birinin sesi) :(
Kadınlar neden böyle :(?
Cevapla