her gün boğazı seyrederken yanımdan geçen martıların cıyaklayan sesleri ile kendimi tatmin ediyor, aynı zamanda da anna karenina 1 2 ve 3ü okuyarak kültürel açlığımı bastırıyorum. mozartın arkadan verdiği hafif türk marşı esintileri milliyetçiliğimi alevlerken kendimi dalgalara bakakalmış halde buluyorum. bu durum o kadar şaşırtıcıdır ki martıların da benimle aynı fikirde olduğunu anlıyor gibiyim. aslında hepimiz dünyaya kendimizi tatmin etmek için gelmedik mi? yoksa her şey dürtüsel bir açlık mı? aşk nedir? bu sorular aklımdan teker teker geçerken tatmin edilişimin bittiğini ve alevimin söndüğünü anlıyorum. yavaşça deodorantı yerine bırakıyor ve deniz kokusunun verdiği sarhoşlukla uyuyakalıyorum.