İnsan sevdiği veya sevmediği insanla tutsak olduğu için mi bir arada kalır. İlk heyecanlar bittikten sonra yüklenen sorumluluklar eşlerin birbirinden uzaklaşmasına sebep oluyorken. Tarafların dışarıda mutluluğu aramaya başlayan aldatan aldatılan insanlar peydah oluyor. Peki aldatmak yerine ayrılmayı neden göze alamıyorlar insanlar? Sizce her filmin sonu aynı değil mi? Dönüp baktığınız hayatınızı birleştirdiğiniz insanla da umutlarla heyecanlarla başlamadı mı her şey? Neden bu hale geldik diye dönüp baktınız mı? En önemlisi sorunu hiç kendiniz de aradınız mı?
Karşında ki insanla neden evlendiğin önemli, yalnız kalmamak için mi yoksa aile baskısından kaçmak için mi ya da artık benimde yaşım geldi hadi şununla evleneyim dediğin için mi, ben şahsen çok iyi arkadaş olamadığım benim dilimden anlamayan anlayamayan, birlikte eğlenemediğim gülemediğim biriyle evlenmem.
Evlilik tutsaklık değil aslında. Tüm sorunlar evlilik sürecinde başlıyor. "Bir kez evleniyorum" tribi ile adam bir güzel borca sokuluyor. Adamın ailesi kıza demediğini bırakmıyor. Gel zaman git zaman adam borcun içinde boğuluyor ama kadının istekleri yine bitmiyor. Kadın trip atıyor adam kısıtlıyor. Sonra (genelde) erkek biriyle tanışıyor, başlangıçta canım cicim, trip yok baskı yok hoşuna gidiyor. Ama evde karısı hala onun donunu yıkıyor yemeğini yapıyor. O rahatı bırakır mı? Bırakmaz. Zaten ayrılalım dese kadın onu bırakmaz. Bu senaryoyu kadın için de düşünebilirsiniz. Velhasıl amaç beraber bir hayat paylaşmak iken önce ticari birlikteliğe ardından tutsaklığa dönüyor. Kadın özellikle arkasında kimse yoksa şiddete ihanete göz yumuyor. Bir de çocuklar varsa iyice eli kolu bağlanıyor. Eh zaten taa en başında parasına puluna, tipine bakarak evlenince geçmiş olsun. Deccal gibi brad pittlerle evleniliyor. Muhteşem olması gereken şey eziyet oluyor
Evlilik aslinda bir anlasmadir, sevgi anlasmasi. El'ele verilip her konuyu konusabilmek gerekir.. ve güzel anilari her zaman bir adim önde tutmaktir.. Evlilik kesinlikle tutsak degil.. son dönem izledigim izlenimlerde insanlar özgürlük ve göze güzel gözüken ama kötü olan seylere yönlenmesi. Maalesef evlilik icin gereken baslica sey inanmaktir.. bu inanc degil o evlendigin insana inanmak.
Konusabilme sanati var insanda bunu kullanmalari lazim..
kesinlikle o yüzden ben görücü usulü olan evliliğe karşı birisiyim. Biriyle en az 2 sene sevgili olup birlikte zaman geçirip öyle karar almak lazım 2 sene de en az olan süre bana göre
Öyle tabi ki. ya da sevgili olmana rağmen anlaşamadığın durumları realist değerlendirmeli evlenmek için yoksaymamalı. Birlikte her anı değerlendirmeli ve ölçmeli. Herkesin gönlüne versin inşallah Allah
Biz Türkiye'de kalıplaşmış anlayışlarımız yüzünden evliliği belli bir standart ve düzene koyarak yaşayan bir toplum olduk. İyi, dengesiz ve biraz heyecanla geçen flört dönemi. Ardından nişan, düğün ile belli kalıplara sokma aşaması. Sonrasında kısa bir balayı ile öğretilmiş monotonluk sürecini tekrarlama. Peki bu evlilik denen şeyin özelliği, güzelliği ve en önemlisi "özgürlüğü" nerede? Duygularını, düşüncelerini, tutkularını ve hayallerini doğru düzgün paylaşmayan bir toplum evlilik konusunda hep sınıfta kalıyor. Sonrası da malum ya sessizce ya da hakaretler ve şiddetle biten bir senaryo.
Her canlının ait olduğu yer yaratanıdır ona bakılırsa. Her filmin sonu aynı diye o zaman film, dizi vb. de çekilmesin. İnsan hayatının sonuna kadar yalnız kalamaz. Kendini birinin kollarına emanet etme ihtiyacı duyar. Aldatılma olayı ise tamamen kişilerin karakteriyle alakalı bir durumdur. Genele mal edilemez. Yarın acıkacağız diye, bugün karnımızı doyurmayalım o zaman.
Bence değildir. Evlenmek için evliliğe gitmek yerine gerçekten sevdiğin, inandığın birisi olursa geri kalan hayatında huzur, özgüven, mutluluk, düzen olur. Haa zor zamanlar, kötü günlerde olur ama inandığın insanla onlarında geçeceğini bilirsin. Arkanda her zaman destek olduğunu bilerek yaşamak iyidir.
İnsanoğlu olarak bu dogamizda var keza insan zaten doğaya aykırı bir varlıktır o yüzden aykırı hareket etmeyi göze alır risk yokmudur evet vardır ama o riskide göze alır ve yaptığı şeyi yapmaya devam eder yaptığı şey ortaya çıkınca da gene en iyi bildiği şeyi yapar inkar eder bizide diğer canlılardan ayıran budur aslında olan kabul eder biz ise inkar ederiz ne diyordu şair şu ağaç şu çicekler şu dağ hepsinde bir asalet var ve altı dolu bir asalet ama insanda bunların hiç biri yok
Kişiye bağlı bu kimse boşanmak için ya da aldatmak için evlenmiyor. Duygusal boşluklar tatminsizlikler yanlışa sürükleyebiliyor insani. Neden boşanmıyorlar sorusuna gelecek olursak. Eşlerin arasında çok büyük kopukluklar yoksa kaçamak yaptıkları kişileri sadece gelip geçici olarak görüyorlar. Ufak bir heyecan aracı.
Onaylamak veya yargılamak benim haddim değil. İmtihan olmadan hiçbir sınav için yorum yapmayacaksın. Bugün kadar katil ya da hırsız olmadın ama olmana gereken bir sınavdan da geçmedin.
Anlayış ve evliliği kölelik olarak gören hayat arkadaşlığından ileri gidemeyen kimseler için öyle sanırım bunu evlilik yapmadan konuşmam çok doğru olmasa da gördüğüm kadarıyla öyle sanırım.