Bu teori çok kafama yatmadı.. Ben de şeye inanıyorum biz zaten ölüyüm cennet ve cehenneme göre ayrıldık ama cehennemlikler cehenneme gittiğini kabul etmiyor ve şuanda rüyadayız neden cehenneme gittiğimizi kanatlanıypr bize
12 Yorumla
Soran+1 yılRüya kısmı benim aklıma yatmadı simülasyon içindeyiz desen o daha akla yatkın gibi
En İyi Cevaplar
+1 yılBu soruyu cevaplamam için hangi inanca mensup olduğunu bilmem gerekir. Eğer Müslümansan, cevabım altta:
Bu teorin Kuran'a göre yanlış. Çünkü bu dünyaya geri dönüş yoktur. (bknz Secde 12) Eğer Cehennem'deysem ya da Cennet'teysem, dünyadaki yaşantımı, neden şimdi burada olduğumu ve yargılanma anımı hatırlamam gerekir.
İnsanın ilk doğuşu ruhunun yaratıldığı andır. Ölür ve anne rahmine düşer. Bu ilk ölümüdür. Sonra doğar, bu ikinci doğuşudur. Sonra bu yeryüzünde yaşar ve ölür. Bu ikinci ve son ölümüdür. Kıyamet kopar, bütün insanlar yeniden dirilir. Bu, üçüncü ve son doğumdur. Ondan sonra yargılanır, EBEDİ OLARAK Cennet'e ya da Cehennem'e gider.
Cennet'teyse neden Cennet'te olduğunu bilir, Cehennem'deyse neden Cehennem'de oldugunu. Artık bu iki grubun da arasında aşılmaz bir mesafe vardır.
02 Yorumla
Soran+1 yılMadem hatırlaman gerekiz kalü belada verdiğin sözü niye doğar doğmaz hatırlamıyordu da biri sana anlatınca okuyunca biliyorsun
- +1 yıl
Dikakt et, hatırlamadığımız yer imtihanda olduğumuz yer. Yani Dünya. Ama ödül ya da mükafatta her şeyi hatırlarsın, yoksa ödüllendirilen neden ödüllendirdiğini bilmez, cezalandırılan neden cezalandırıldığını. Düşün, hapse düşüyorsun. hangi suçu işlediğini bilmeden orada olmak cezalandırmanın amacı değil ki.
İkincisi, burası hem Cennet hem de Cehennem olsa, Cennettekilerle Cehennemdekiler yanyanaysa bu nasıl Cennet? Bir cehennemliğin gelip bir cennetliği öldürdüğü, dolandırdığı, zulmettiği, tecavüz ettiği bir yer Cennet olabilir mi? Ödülden çok ceza gibi. Aksine, Cehennemlikler Cennetlikleri sömürüp en kral Cennet hayatını yaşıyorlar.
Şu iki şeyin ayrımını iyi yap: İmtihan dünyası, ahret dünyası. İlkinde imtihan gereği üzüntüler, felaketler, hastalıklar, acılar, savaşlar, zulümler, haksızlıklar var. İkincisinde bunların hiçbiri yok.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
+1 yılHayır katılmıyorum
025 Yorumla- +1 yıl
Cevabımı kaldırır mısın
Soran+1 yılO niye
- +1 yıl
Âyetlerimiz hakkında alaylı tavırlarla münâsebetsizliğe dalanları gördüğünde, onlar başka bir konuya geçinceye kadar kendilerinden uzak dur. Şayet şeytan sana bir an için unutturur da yanlarında kalacak olursan, hatırlar hatırlamaz derhal kalk ve o zâlimler gürûhuyla bir arada oturma! Rabbim istiyor çünkü
- +1 yıl
Benim Rabbim zamandan ve mekandan münezzehtir senin sandığın gibi yukarıdan izlemiyor bizi
Soran+1 yılSumerlere bakabilirsin herşeyin kökeni hatta dünyadaki medeniyetlerin mitlojilerin dinlerin kökeni kadim sümerdir ve ben alaya almadim
- +1 yıl
Yazının çıkması bize yeni kapılar araladı geçmişimizden haberdar olmayı sağladı ayrıca din hz. adem aleyhisselamdan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesseleme kadar süre gelmiş ve yaratıcı bize kendini tanıtmış bi haber bırakmamıştır 610 yılında gelen bir vazife günümüze kadar eksiksiz taşınması sence de bir mucize değil mi? Peygamber efendimizi okuyup o zamana götürebildin mi kalbini denedin mi bunu sahabelerimizin İslam davasındaki samimiyetleri peki söyle bana neden yaptılar bunu eminlerdi çünkü Hz. Ali, ahirete inanmayan birine, "Eğer yoksa benim kaybedecek bir şeyim olmaz. Ya varsa sen ne yapacaksın?'' demiş midir?
- +1 yıl
ters düşüyor ayetler sizin kurduğunuz hayal dünyasının ötesinde taassuba karşı rabbim evet aklı süs olsun diye vermemiş ben biz kullara Rabb'im tarafından inen kitaba göre bakış açısı çizdim ayrıca evet tasvir ettiğimizden farklı çıkacak Rabb'im ayetlerde anlatmış cennetini cehennemini ama akıl almaz o lütufları nefis hissetmek istemez o azabı bu yüzden şaşıracağız elbet
Soran+1 yılEksiksiz mi tekrar bak peygamber ölüm dosegindeyken iktidar kavgasına benmi düştüm 40 ayrı görüş niye var hadis denilen sözlerin rivayet edilmiştir derler rivayet in manası uydurmadır
Herkes kendininkini doğru yol diye söyler kitapta olmayan bir şey falanca rivayet etti denilmiştir
Eksiksiz değil ekleme yapılmıştır 3 din birbirine benzemesinin nedeni de sumerlerden gelmiştir- +1 yıl
Sabret tüm sorularına verecek cevabım var rivayet=bir haberi, bir olayı ya da bir sözü aktarma, nakletme. Sandığın mananın aksi
- +1 yıl
Hz. Peygamber’in vefatı üzerine sahâbede görülür. Bütün sahâbe içinde Hz. Ömer’in ortaya koyduğu tavır ise çok daha farklı bir yere sahiptir. Zira o Allah Rasûlü’nün öldüğünü kesin bir dille reddetmiş, bayılmış olabileceğini söylemiş veya vahiy aldığı anlarda yaşadığı hale büründüğünü savunmuştur. Bak bu bir örnek
- +1 yıl
Bilâl Habeşî Hazretleri, ilk imân eden sahabilerdendi. Müslüman olmadan önce Mekke’de müşriklerin ileri gelenlerinden Ümeyye bin Halef’in kölesi idi. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Kâbe’yi putlardan temizledikten sonra Hz. Ebu Bekir’in vesileliği ile Müslüman olan Efendimiz’in müezzini Hz. Bilâl, ilk ezanı da okumuştu.
‘O yoksa ben de yokum’ dedi
Peygamberimiz’in vefatı üzerine, ona karşı büyük bir sevgi duyan Hz. Bilâl, Medine’de artık kalmaya dayanamayıp, ayrılmak zorunda kalmıştı. Şam dolaylarına giden Hz. Bilal, Hz. Ömer, hicrî onaltıncı yılda Suriye ve Filistin’e gittiği zaman, O’nu karşılamış ve Câbiye’ye gelmişti. Sonra halife ile beraber Kudüs’e giderek, bu kutsal şehrin teslimi sırasında bulunmuş ve Hz. Ömer ile birlikte Kudüs’e girmişti. Hz. Ömer, burada, Resûlullah’ın vefatından beri ezan okumayan Bilâl’den ezan okumasını rica etmiş, Hz. Bilâl de halifenin ısrarına dayanamayarak ezan okumuştu. Hz. Bilâl ezanı okumaya başlar başlamaz, Hz. Ömer ve diğer sahabiler, Resûlullah dönemini hatırlayarak, gözlerinin önüne, geçmiş günleri getirip hüngür hüngür ağlamaya başladılar. Bilâl’in ezanını dinleyenlerin hepsi, kendilerinden geçmişlerdi.
‘Ayrılık yetmedi mi ya Bilal’
Hz. Bilâl, bir gece rüyasında Resûlullah Efendimiz’i gördü. Sevgili Peygamberimiz kendisine adeta sitem ettiler; “Bunca ayrılık yetmedi mi, Ya Bilâl? Hala kabrimi ziyaret etmeyecek misin?” Hz. Bilal’in zavallı yüreği, duracak hale geldi. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken, ince, uzun ve garip deveciğiyle; mübarek Medine yollarına düştü. Biricik Efendisi’ne yaklaştıkça havayı kokluyor, taşları toprakları okşuyor ve gözyaşı döküyordu. Issız çölleri yara yara Medine’ye ulaştı. - +1 yıl
O’na rastlayanlar, selam veriyorlardı. Sonra da yanındakilere diyorlardı ki; - İşte Bilâl, Bilâl Habeşî, işte Hazreti Peygamberin müezzini. O’nun gibi ezan okuyan, bu dünyaya gelmemiştir.
Fakat o, hiçbirini duymuyor, görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs, onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimiz’in mübarek kabrine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken selam verip Kur’ân-ı Kerim okudu.
N’olur bir kez daha oku
Hz. Bilal Peygamberimiz’in sevgilisinin kabrinin yanında bayılarak yıkıldı. Ayıldığı zaman, başucunda, sevgilisinin sevgili torunları Hasan ve Hüseyin Hazretleri; saçlarını okşuyorlardı. Sanki dünyalar onun oldu. Sarıldılar, kucaklaştılar, ağlaştılar; “Yavrularım! Ne kadar da dedeniz Hz. Resûlullah gibi kokuyorsunuz!” dedi. Hz. Hasan sordu: “Dedemiz seni de çok severdi. Acaba O’nun hatırı için, bir şey istesek yapar mısın? “ Hz. Bilâl çok şaşırdı; “Bu ne biçim söz? Bu kölenizden ne emredersiniz, yerine getiririm!”. “Senden, bir defa da olsa ezan dinlemek istiyoruz” dedi.
Hz. Ömer inanamadı
Ertesi sabah Bilâl Habeşî, son ezanını Mescid-i Nebevî’de okudu. Yanık ve hasret dolu sesiyle; “Allahu Ekber! Allahu Ekber!” dediği zaman bütün Medine halkı ayağa kalktı. “Eşhedu en lâ ilâhe illallah! Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” deyince kadın-erkek, genç-ihtiyar, çoluk-çocuk, hatta yataklarındaki hastalar bile, sokaklara döküldüler. Mescid-i Nebevi’ye koştular. Halk o kadar coştu ki, Peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar. Daha Bilal’ın ezanı bitmeden, yığılmıştı Medine mescidin önüne..! Hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. En çok ağlayan ise, şüphesiz Halife Ömer’di. Bilal’in ise, bu heyecanı kaldıracak takati yoktu, tekrar vedalaştı onlarla. - +1 yıl
Resûlullâh (s. a. v.) vefât edince Hazret-i Fâtıma:
“Ey babacığım! Rabbine ne kadar da yakınsın! Ey Rabbin dâvetine icâbet eden babacığım! Ey makâmı Firdevs Cenneti olan babacığım! Ey vefâtını Cibrîl’e haber verdiğimiz babacığım!” diyerek ağladı. Efendimiz defnedildikten sonra da Hazret-i Enes’e:
“–Ey Enes! Resûlullâh’ın üzerine toprak atmaya gönlünüz nasıl râzı oldu!” dedi. (Buhârî, Megâzî, 83; Dârimî, Mukaddime, 14)
Hazret-i Enes bu suâle edeben cevap vermedi, fakat lisân-ı hâl ile: “Hayır yâ Fâtıma! Gönlümüz hiç râzı olmadı, fakat biz Resûlullâh’ın emrine imtisâlen kendimizi zorlayarak bu işi yaptık.” dedi. (Kâmil Mîras, Tecrîd Tercemesi, XI, 25)
ACI HABER
Resûlullâh’ın (s. a. v.) vefâtı üzerine Müslümanlar mescidde ağlamaya başladılar. Hazret-i Ömer:
“Hiç kimsenin «Muhammed aleyhissalâtü vesselâm öldü!» dediğini duymayayım! Yoksa kılıcımla boynunu vururum! Resûlullâh, Mûsâ’nın aleyhisselâm bayıldığı gibi bayılmıştır...” diyerek konuşmaya devâm etti, öyle ki konuşa konuşa ağzı köpürdü.
Hazret-i Ebûbekir, acı haberi alınca hemen atına binip Medîne’ye geldi. Peygamber (s. a. v.) Efendimiz’in yüzünü açtı. Sonra üzerine kapandı, ağlayarak alnından öptü ve:
“Vallâhi, Resûlullâh vefât etmiş! İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn: Bizler Allâh’a âidiz! Allâh’ın kullarıyız! Ve bizler yine O’na dönücüleriz! Babam, anam Sana fedâ olsun! Allâh’a yemin ederim ki Allâh Sana hiçbir zaman iki kere ölüm acısı tattırmayacak! Sen bir kere ölmüş ve mukadder olan ölüm geçidini geçmiş bulunuyorsun! Bundan sonra Sen’in için bir daha ölmek yoktur! Vâh benim Peygamberim!” dedi, eğilip Varlık Nûru Efendimiz’in yüzünü öptü. - +1 yıl
Başını kaldırdıktan sonra:
“Vâh benim dostum!” dedi ve eğilip Âlemlerin Efendisi’nin alnından öptü. “Vâh benim güzîdem, seçkinim!” dedi, tekrar alnından öptü ve:
“Sen sağ iken de güzeldin, vefâtından sonra da güzelsin! Sen’in sağlığın da vefâtın da ne güzel!” diyerek Allâh Rasûlü’nün (s. a. v.) yüzünün örtüsünü örttükten sonra dışarı çıktı. Hazret-i Ömer, hâlâ Peygamberimiz’in vefât etmediği yönündeki konuşmasını sürdürüyordu. Hazret-i Ebûbekir ona:
“–Otur artık ey Ömer!” dedi.
“RESULULLAH VEFAT ETMİŞTİR!”
Hazret-i Ömer oturmaya yanaşmadı. Hazret-i Ebûbekir, sözünü iki üç kere tekrarladı ve konuşmaya başladı:
“Allâh Teâlâ, Peygamberine daha aranızda iken vefât haberini vermişti. Sizlerin de (eceliniz gelince) öleceğinizi haber vermiştir. Resûlullâh vefât etmiştir! Sizlerden de hiç kimse sağ kalmayacaktır. Kim Muhammed’e tapıyor ise bilsin ki, Muhammed aleyhissalâtü vesselâm vefât etmiştir! Kim de Allâh’a ibâdet ediyorsa, hiç şüphesiz Allâh Hayy’dır, ölümsüzdür! Allâh Teâlâ:
«Muhammed, bir Resûl’dür. O’ndan önce de Resûller gelip geçmiştir. Şimdi O, ölür veya öldürülürse, ökçenizin üzerinde gerisin geriye dönecek misiniz? Kim, böyle iki ökçesi üzerinde ardına dönerse, elbette ki Allâh’a hiçbir şeyle zarar vermiş olmaz. Allâh, şükür ve sebât edenlere mükâfat verecektir.» (Âl-i İmrân, 144) buyurmuştur.”
İnsanlar bu âyeti işitince Peygamber’in (s. a. v.) vefât ettiğine artık iyice kanaat getirdiler. O derece şaşkınlığa düşmüşlerdi ki Hazret-i Ebûbekir okuyuncaya kadar, bu âyetin nâzil olduğunu bilmiyor gibiydiler.
- +1 yıl
Hazret-i Ömer der ki:
“Vallâhi o güne kadar bu âyeti sanki hiç işitmemiş gibiydim! Onu Ebûbekir’den dinleyince dehşet içinde kaldım. Ayaklarım beni tutmaz olmuştu. Dizlerimin bağı çözüldü ve bulunduğum yere yığılıverdim.” (İbn-i Sa’d, II, 266-272; Buhârî, Meğâzî, 83; Heysemî, IX, 32; Abdürrezzâk, V, 436)
Hazret-i Ömer, Hazret-i Ebûbekir’in konuşmasından sonra Resûlullâh’ın (s. a. v.) üzerine eğilip alnından öptü. Ağlayarak şöyle hitâb ediyordu:
“Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh! Üzerine dayandığın hurma kütüğü, minber edindiğin zaman Sen’in ayrılığına dayanamayarak inlemeye başlamış, elini onun üzerine koyunca susmuştu. Oysa ki ümmetin Sen’in ayrılığına ağlayıp sızlamaya ondan daha lâyıktır!
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh! Rabbin:
«Kim Resûlullâh’a itaat ederse Allâh’a itaat etmiş olur…» (en-Nisâ, 80) buyurarak Sana itaati kendisine itaat saymakla, katındaki üstünlüğünü son dereceye ulaştırmıştır!
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh! Allâh, Sen’i Peygamberlerin sonuncusu olarak gönderdiği hâlde, Sana îman ve yardım etmeleri husûsunda önceki peygamberlerden ahd ü mîsâk almakla[1] Sen’in kendi katındaki fazîletini son dereceye ulaştırmıştır!
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh! Cehennem halkının, azâb edilirlerken:
«…Eyvâh! Keşke Allâh’a itaat etseydik, Rasûlullâh’a itaat etseydik!» (el-Ahzâb, 66) diyerek Sana itaatin hasretini çekmeleri, Sen’in Allâh katındaki fazîletini son dereceye ulaştırmıştır!” (Kastallânî, II, 492) - +1 yıl
HIÇKIRA HIÇKIRA OKUNAN EZAN
Ümmü Seleme vâlidemiz şöyle anlatır:
“Resûlullâh’ın vefât ettiği gün, çevresinde toplanıp ağlıyorduk. O gece uyumamıştık. Allâh Rasûlü evimizdeydi, O’na bakarak tesellî oluyorduk. Seher vakti kazma seslerini duyunca feryâd ettik. Mesciddeki cemaat de feryâd ü figân etti. Medîne tek bir çığlıkla sarsıldı. Hele Bilâl’in ezân okuyup da; «Eşhedü enne Muhammede’r-Resûlullâh” diye Resûlullâh’ın ismini söylerken hıçkırarak ağlaması teessürümüzü iyice artırdı. İnsanlar kabre girmek için hucûm edince içerdekiler kapıyı kapattı. O ne yaman bir musîbetti. Ondan sonra herhangi bir belâya uğradığımızda Resûlullâh’ın vefâtını hatırlayarak o musîbete ehemmiyet vermezdik.” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 256)
Resûlullâh’ın (s. a. v.) ayrılığı sahâbe-i kirâma çok ağır gelmişti. Çünkü O’nu her şeyden ve herkesten daha çok seviyorlardı. Bu sebeple ashâb içinde O’nu görmeyen gözü, O’nu işitmeyen kulağı ve O’nun yaşamadığı bir hayâtı istemeyenler vardı. Peygamber (s. a. v.) Efendimiz onların bu hâlini şu hadîs-i şerîfleriyle daha önceden bildirmişlerdi:
“Muhammed’in nefsini kudret elinde bulunduran Allâh’a yemin ederim ki, gün gelecek beni göremeyeceksiniz. O zaman sizden birine, beni kendisiyle berâber görmesi, âilesinden ve malından daha sevimli ve makbul olacaktır.” (Müslim, Fedâil, 142; Buhârî, Menâkıb, 25)
Onlar tekrar Allâh Resûlü (s. a. v.) ile birlikte olacakları ve Âlemlerin Efendisi’ni yeniden görebilecekleri günlerin beklentisi içinde hayatlarını tamamladılar.
- +1 yıl
Okurken ağladığım yazılar bunlar umarım ön yargıları bir kenara bırakıp bu ruha girmeyi deneyebilirsin
- +1 yıl
Senin sandığın gibi değil peygamberimiz vefat ettikten sonra herkes kahrolmuş iktidar kavgası demişsin 1) Genel olarak önce belli bazı kimselerin, sonra da tüm vatandaşların biatini/oyunu alarak seçilmek. Hz. Ebu Bekir’in seçimi böyle olmuştur.
2) Halifenin tavsiyesiyle, bir nevi veliaht tayin etmesiyle gerçekleşen hilafet. Hz. Ömer’in hilafet şekli budur ki, Hz. Ebu Bekir tarafından ümmete tavsiye edilmiştir.
3) Kurulan bir şura heyeti tarafından halifenin oy çokluğuyla seçilmesi. Hz. Osman’ın halife seçilmesi bu şekilde olmuştur.
4) Doğrudan halk tarafından gerçekleştirilen halife seçimi. Hz. Ali’in halife olması bu şekilde olmuştur. Medine halkının tek aday olarak gösterdiği Halife adayı Hz. Ali, halkın oylarıyla halife seçilmiştir.
- +1 yıl
Olayı çıkaranlar İslamiyeti bu meseleyle meşgul edenler Hz Ali'yi benimseyen onu seven insanlar lakin Hz Ömer Hz Ebubekir ve Hz Osman es geçilemez araya ayrılık sokmaya çalışanlar hâk yoldan uzaklaştılar günümüzde hâlâ izleri görülüyor
- +1 yıl
Hâk olan dinler Allah'tandır Sümerler, yaklaşık olarak MÖ 4000-2000 yılları arasında Irak'ın güneyinde yerleşik hayata geçmiş olup, medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölgede yaşamış bir uygarlıktır oysa Hristiyanlık ve İslamiyet MS çıkmıştır
- +1 yıl
Yukarıda yazdığım 3 dinin Sümerlerden geldiği kanaatini çürütür
- +1 yıl
hadis-i şeriflerin tamamını inkâr etmek küfür olur. Farzı inkâr gibi, mütevatir hadisleri de inkâr küfürdür. Bir hadis mütevatir olup, hakkında icma hâsıl olmuşsa, bütün Müslümanların kabul ettiğini kabul etmemek küfür olur. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
İcma’a uymak farzdır. İcma’ı inkâr ise küfürdürMütevatir hadis nedir?
Hadis-i mütevatir: Birçok Sahâbînin, Resul-i ekremden “sallallahü aleyhi ve sellem” ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitaba yazılıncaya kadar, böyle hep, çok kimselerin haber verdiği hadis-i şeriflerdir ki, bunların, bir yalan üzerinde söz birliği yapmalarına imkân olmaz. Mütevatir olan hadis-i şeriflere muhakkak inanmak lazımdır. İnanmayan kâfir olur. Meşhur hadisler için de Seadet-i Ebediyye’de deniyor ki:
Hadis-i meşhur: İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan hadis-i şeriflerdir. Yani bir kimsenin Resul-i ekremden “sallallahü aleyhi ve sellem” o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan da, başka kimselerin işittiği hadis-i şerifler olup, son duyulan kimseye kadar, artık hep mütevatir olarak bildirilmiştir. Meşhur hadislere inanmayan da kâfir olur. - +1 yıl
Mütevatir hadisleri inkâr niye küfürdür? Bir kimsenin, (Hazret-i Ömer, Hazret-i Ali diye birileri yaşamamıştır) demesine imkân var mıdır? Çünkü bu zatların yaşadığı tevâtür hâlini almıştır. İnkârı mümkün değildir. Mütevatir hadisleri inkâr etmek de böyledir. Çünkü herkesçe bilinen bir husustur.
Bu hadisler nasıl Eshab-ı kiram arasında mütevatir olmuşsa, Kur’an-ı kerimin toplanması ve kitap hâline getirilmesi de tevâtür hâlini almıştır. Ondokuzcular gibi, (Kur’an’daki bazı âyetler fazladır) demek veya İbni Sebeciler gibi (Kur’anda bazı âyetler eksiktir) demek de bu tevâtürlüğü inkâr etmek olur. Kur’an-ı kerimi de, hadis-i şerifleri de bildiren Peygamber efendimizdir. Âyetleri de, hadis-i şerifleri de toplayan Eshab-ı kiramdır. Onun için mütevatir hadislere inanmamak, Kur’an âyetlerine inanmamak gibi küfür oluyor. (Yalnız Kur’an) sloganıyla çıkıp, hadislere uydurma diyenlerin esas maksadı, Kur’an âyetlerine gölge düşürmektir. Bu işte ileri gidenler, (Uydurma hadisleri toplayanlar, âyetleri toplayanlardır. Hadislere hile yapmaktan çekinmeyenler, âyetlere niye hile yapmasınlar?) diyorlar. - +1 yıl
Âyetlere ilave edildiğini söyleyen, (Yalnız Kur’an) diyen böyle bir haine, (Kur’an’da değişiklik yapılamaz, çünkü onu Allah koruyor. Bu konuda âyet var) dedim. Hain bana, (Uydurma hadisleri toplayan sahabenin, öyle bir âyet yazmayacağını nereden biliyorsun? Değiştirirler, sonra da, bunları Allah korur derler) dedi. Vahametin boyutunu buradan anlamalı. Hadislere gölge düşünce, âyetleri de kendi anladıkları gibi yorumlayıp, İslamiyet’i sulandırıp yıkmaya çalışıyorlar.
+1 yılSacmalik ya 😂
00 Yorumla
+1 yılBoş.
00 Yorumla
Detaylı bilgi
Bu paylaşımı beğenmene sevindik!
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer