Tabi Allah bilir ama. Kafama takılan bazı şeyler var.
Diyelim bir yandan 5 vakit namaz kılan ama insanları dolandıran, hırsızlık yapıp paralarını vs. Çalan ama yine de 5 vakit namaz kılan biri var.
Diğer yandan da yerdeki karıncayı bile öldürmeye dayanamayan, çok merhametli, hırsızlıkla falan işi olmayan, hep iyi huylu, namaz kılmayan ama yine de inançlı biri var. Böyle bir durumda cenneti kim hak eder? Namaz kılıp hırsızlık yapan mı yoksa kılmayıp iyi huylu olan mı? Yoksa ikisi de mi hak etmez?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Kul hakkı Allah'ın kesinlikle affetmeyeceğini söylediği bi haktır, o yüzden günah işlenecekse de Allah'tan affının talep edilebileceği bi günah işlemek kötünün iyisi olacaktır. Cennete girme meselesi ise imanla alakalıdır, günahkar müslüman geç de olsa biiznillah girecektir.
Yardımcı olduğun için teşekkürler. Affına sığınarak birkaç şey daha sorabilir miyim? Benim dini bilgim biraz zayıf da. Kul hakkı hangi durumlardır? Biraz detay vererek anlatabilir misin?
Gıybet, iftira, mülküne zarar vermek, rahatsız etmek vs. mesela gece dinlediğin müziğin sesini komşunu rahatsız edecek seviyede artırmak kul hakkıdır.
Tek tek aklıma çok örnek gelmez, sen şüphe ettiğin ne varsa sor, buna dahil mi değil mi sana söylerim
Gıybet kul hakkına giriyorsa hepimiz yandık o zaman😅bu devirde gıybet yapmayan var mı. Peki konudan bağımsız olarak bir şey daha sormak istiyorum. Biz bu dünyada yeni tanıştığımız insanlarla, doğmadan önce ruhlarımız tanışıyor da biz bu dünyada bu insanlarla birbirimizi mi buluyoruz? Mesela yeni bi iş yerine başladığımızda bile orada çalışan insanlarla ruhlarımız doğmadan önce tanışıyor ve bu dünyada birbirimizi buluyor olabilir miyiz? Çünkü hep belirli kişiler olarak birbirimizi tanıyoruz, hepimizin birbirini tanıması gerekmez miydi? Mesela senin tanıdığın insanı ben tanımıyorum, benim tanıdığımı sen tanımıyorsun. Nasıl oluyor bu?
Denk gelme durumu olabilir diye biliyorum, mesela birine en başından hiç ısınamama durumunu bu şekilde, yani ruhların önceden tanışıp anlaşamaması şeklinde ifade edenler var, ama buna çok itibar etmemek lazım.
Çok teşekkür ederim yardımcı olduğun için, Allah razı olsun, kafamdaki soru işaretleri biraz da olsa gitti
Başka sorun varsa yardımcı olmaya çalışırım, hiç sorun değil
Şu anlık yok ama aklıma gelirse yine yazarım
Tamamdır
Aklıma bir soru daha geldi. "Ağlayanın malı, gülene fayda etmez" diye bir söz var. Bunu şöyle açıklarsak eğer; diyelim biz bir evde yaşadık ve o evde hep üzüldük, borç harç içinde yaşadık, hatta borçlardan dolayı ev ipotekli oldu ve en sonunda biz bunu satmaya karar verdik. Bu söze göre bu evi satın alan kişiye de mi ev fayda etmeyecek demektir? Ve yine bu söze göre, gönül ilişkisinde birisi bizi çok üzdü, sürekli aşağıladı, aldattı diyelim. Biz o kişinin arkasından sürekli ağladık, yıprandık. O zaman bu kişi bizi ağlattığı için diğer ilişkilerinde mutlu olamayacak mı demektir?
İlki bu tanıma dahil olmaz, bunu biz karma olarak tanımlayalım, yaşattığını yaşıyosun, bunun bi zaman ölçüsü de yok, bu adam bana zulmetti ama çok mutlu diyosun mesela, belki de değil ama senden saklıyo, belki de daha karşılığını bulmadı. İkinci örneğin insan ilişkileriyle alakalı, insan duygusal bi varlık olduğundan davranışları çok öngörülemez. Ama özetle yaşattığını yaşarsın..
ben allaha ınanmıyom ki allahla aram kötü
Çekişiyosun, olmayan bişeyle aran nasıl kötü olsun
Bunu kimse bilemez
Allah bilir evet bi tek