Öncelikle şunu belirteyim; direkt bir cevap beklenmez yani "olmaya çalışıyorum veya olamıyorum" gibisinden olursa daha iyi olur neticede herkesin hatası olabilir, dillendirilmemesi taraftarıyım. Soruyu da daha çok üzerinde tartışmak, farkındalık oluşturmak amaçlı sordum. Sizlerden de güzel yorumlar bekliyorum.😊
Şüphe yok ki Allah, insanlara hiçbir suretle zulmetmez, fakat insanlar, kendi kendilerine zulmederler. (Yunus, 44. ayet)
Nefis tembeldir, yatmak uyumak ister; halbuki hayat ciddî bir mücadele, acımasız bir savaş, devamlı bir uğraştır; uyumamayı, gevşememeyi, gaflete düşmemeyi, sıkı çalışmayı, ter dökmeyi, cehd etmeyi, güven ve emniyeti için güzel, ahlaklı ve adaletli insanlar yetiştirmeyi ve sürekli tekamül etmeyi gerektirir.
Nefis oburdur, pisboğazdır, açgözlüdür; doyuncaya, patlayıncaya, tıksırıncaya kadar yer, semirir, şişmanlar, şımarır, azar, kudurur; “Rabbenâ hep bana!” der, haram helâl ayırmaz, insâf, adâlet, müsâvât, muvâsât, îsâr, tercih, ikram, sabır, fedakârlık bilmez, başkalarını düşünmek istemez. Fakat toplum hayatı, tamamen aksinedir; ölçü ister, diğergâmlık ister, uyum ister, sabır ister; aşırı arzulara, hırs ve heveslere, bencilliğe dizgin ister, tahdit koyar, sınır çizer, karşı çıkar. Nefis çok şehvetlidir; yâr ister, eş ister, flört ister, aşk ister; nikâhla yetinmez, zinâya koşar, mahremi varken harama bakar, eşi varken metres tutar, camdan bakıp kaş göz eder, yuva yıkar, düğün basar, kız kaçırır, namus meselesinden silah çeker, kan döker, can verir, can alır, kâtil olur.
Nefis, keyif ehlidir, zevkperesttir, havâîdir, haylazdır, yaramazdır; saz ister, söz ister, çalgı ister tatlı ister, tuzlu ister, turşu ister, kadayıfı bulur kaymak ister, istirahati bulur, şak şak ister, zengin olur makam ister, riyaset ister, izzet ü itibar, kudret u iktidar ister, hükümdar olur saraylar ister, kumaş bulur ipek ister, sıhhat bulur, rahat bulur tantana, saltanat, sanat, bale, orkestra, heykel, anıt ister, nam u şan ister; sade giyinmez, süs, zinet, pırlanta, zümrüt, yakut, mücevher ister, köşk bulur yalı ister, yalı bulur yağlı boya tablo, antika eşya ister…
Nefsin garip bir huyu da: istediği verildiği zaman teskin ve tatmin olacağı yerde, iştihası daha çok artar, arzusu daha da kuvvetlenir; yedikçe oburluğu artar, çatlayıncaya kadar; uyudukça tembelliği artar, işi gücü terk edinceye kadar; mal buldukça hırsı artar, gözünü toprak dolduruncaya kadar… O halde nefs terbiyesi herkese gereklidir, halka olduğu kadar, okumuşlara da; zâhirî ve kuru bir dini tahsil yapmış olanlara da! (alıntıdır) Esen kalınız...🍃 14.08.21/13:11
Güncellemeler
+1 yıl
KS ya ben o kadar özen gösterek yazıyorum sen bozuyorsun😒 düzeltilsin artık şu sorunlar lütfen...
Güncellemeler
+1 yıl
"Üç kuruşluk DÜNYA için gayret üstüne gayret, EBEDİ HAYAT için gayret yok HAYRET! "demiş Necip Fazıl Kısakürek...🍃
Öyle uzun, güzel, teferruattlı yazmışsın ki bize diyecek pek birşey kalmamış. Hatta doğrudan nefs mücadele yöntemini göstermişsin.. Nefs bu dünyada insana verilen geçilmesi en zor badiredir. Hataya düşürür, günah işletir. Peki biz hata yapmazsak nasıl insan olacağız? Hataları tekrar etmezsek nasıl kamil olacağız? Nefsim benimle birleşik, bütünleşmiş. Ne tam uyarım ne sustururum. Hatta Anadoluda nefsini öldürme derler, nefs her zaman heva değildir bence, bazen kıskançlık sahiplenme hırs şeklinde tezahür edebilir hatta eder. O yüzden uygun güçte ve dozda kalması şahsen tercih edilir :))
1
2 Yorumla
Soran
+1 yıl
Yeterli doz değişir. Mesela kişi sadece konuşacağım der zaman geçer ya elini tutmakta ne var ki der sonra ilerler gider... Oysa başından bize yapmamız gereken zaten söylenmiştir bakıyorum evet buna uysaydım böyle olmazdı diyorum. Kişi hatadan akıllanıyor mu ki? Bu maneviyatına bağlı tamam (elbette öyledir ancak beni düşünen biri zaten var ne oacağını zaten biliyor şimdi hata yapayım öğreneyim demem absürt olur) hata ettik öğrendik dedik evleniyorlar taraflardan birinin kusuru yüzünden kişi geçmişe gitmiyor mu? Bu hata ne zaman öğretecek peki? Hata edilir ancak şaşmamak gerekir.
Hatalarımızla, pişmanlığımız ile ilerliyoruz.. Çoğu zaman daha insani olmaya uğraştım, hiç bir hataya yer vermemek için çabaladım, büyük uğraşlar verdim fakat gençliğin getirdikleri ile öyle daha sert düştüm, öyle daha derine indim ki hayret edersin.. Nefsim benden güçlü çıktı çoğu zaman, bende onu tamamen susturmak yerine bazen izin veriyorum ki, daha dibe inmeyeyim. Bu şansımın tercihi ve fikri.
Erkek hazreti Yusuf olmaz ise kadında daha sonra ki Züleyha olmaz ise nefsin seni ele geçirir. Nefis önce bir bebek gibi olur sonra yavaş yavaş büyür eğer dizginlemez isen Rabbine sığınıp Rabbin ile arandaki bağı zayıflatırsan o nefs gelir bir zaman sonra vahşi bir aslana dönüşür ve seni yer bitirir. insan her daim iradesine, öfkesine, içindeki arzuya hakim olmalı. Herşeyden önce besmele çekip düşüncesi ile Rabbini hatırlayıp ben Allah için yapmayacağım demeli eğer bunu söylerse nefsini terbiye eder. Nefs terbiye oldu mu gönül, maneviyat kapısı açılır. insan hiç bir zaman nefsine kapılıp kalbim temiz dememeli, her zaman alçak gönüllü mütevazi olmalı ki nefs dizginlensin. Allah’ın rahmeti bereketi mağrifeti üzerine olsun.
Çoğu zaman hakim olduğumuzu zannetsek de avukatız. Hatta büyük oranda vicdanımıza kulağımız sağır. İnsanoğlu, yapacağı her işte önce kendi vicdanını manipüle eder, evvela kendisini kandırır kendisine kılıflar sebepler bulur. Allah basiret feraset versin hepimize, avukat değil hakiki anlamda hakim olmayı nasip etsin.🥳
Yazına bayıldım. Daha önce hiçbir soruyu bu kadar çok beğenmemiştim.
• yaratıcılık desen var • kalite desen buram buram • düzgün bir üslup desen var
Var da var yani. Eline, kalemine sağlık. Bizleri vicdanımızla yüzleştirecek harika bir soru olmuş.
~sanıyorum ki ikisideyim. Bazen avukatı, basende hakimi oluyorum. Şu sıralar çabaladığım hakimliği üstüne. İnşAllah başarılı olabilirim 🎭
1
3 Yorumla
Soran
+1 yıl
😄teşekkür ederim de benim kalemimden olmadığını belirtmiştim bunun önemi yok. Önemli olan verilen mesaj beğendiyseniz Bediüzzaman Said Nursi nin eserlerini öneririm müthiş bir anlatımı var.
Soru adına tekrar teşekkürler. Gayretiniz daim olsun... 🍃
Nefisimin bazen avukatı bazen hakimi bazen de esiri oluyurum. Hayatım bu üç çizginin oluşturduğu üçkende çalkantılı bir şekilde ilerliyor. Tabi yanımıza namazı, orucu, Kur'anı alıp nefsi ve eneyi körelmek için çabalamak lazım. Yoksa kendimizi Bermuda şeytan üçkeninden daha kütü bir yerde buluruz. Bizim de büyük savaşımız bu işte...
Bu konuda KopGit ailesinin programı da bana çok yardımcı oldu. Her gencin saatlerce oyun oynayıp sosyal medyada zaman öldürmek yerine 40 sayfa kitap okuması nefise hakim olmak açısından kolaylık sağlıyor.
Nefsimin avukatı olamam, savunulacak bir tarafı yok zira. Hakimi hiç olamam, zira zaptetmesi çok zor. Lakin mücadele ediyorum, hâkim olmaya çalışıyorum.. Ne kadar başarılı olabilirim bilemiyorum. Bi alt etsem, galip geleceğim. Sanırım onunla mücadelemiz hiç bitmeyecek..
İster de ister yani, yetinmeyen nefis ancak toprakla yetinir.. Bu yetinme yaşanma'danKendimize çeki düzen vermeliyiz.! Ben savaş içindeydim kimi zaman yenik düşsem de kendimi teslim etmemeye çalışıyorum. Güzel paylaşımın için teşekkürler ✨
Ne hakimiyim nede avukatı. Ben nefsimin mübasiriyim. Gel deyince geliyorum. Git deyince gidiyorum. (Tamam biraz abarttım)
Detay çok guzel olmus. O kadar guzel olmuş ki , okudukça kendimi pıçaklasayım geldi.
1
3 Yorumla
Soran
+1 yıl
😅mübalağa da bir sanattır. Teşekkür ederim alıntı da kişiyi bulamadım biraz Bediüzzaman Said Nursi' nin üslubuna benziyor ama neyse önemli olan mesajdır. O halde gayret edin, nefsinize uyup bıçaklamak olmaz😁
Alıntı çok güzelmiş cidden asıl düşmanımız Rabbimizin dediği gibi nefsimiz, düşmanımı daha da iyi tanımış oldum çoğu zaman bu konuda imtihan oluyorum nereden başlayacağımı bilmediğim için galiba
1
2 Yorumla
Soran
+1 yıl
Gayretinizin farkındayım☺ maneviyatınızı artırırsanız baş etmeniz daha kolay olacaktır; mücadele bitmez ancak bir zaman sonra bu nefsimin isteği ben buna engel olabilirim diyeceksiniz inşAllah ama yeri gelir yine de engel olamazsınız işte bu denli zararlıdır. Bu sebeple daima yolda olmalısınız.
Hakim kalksa beni döver kovar kafama bişey atabilir ama ben camımı kırsalarda elimden bişey gelmez az daha açim dicemde konuyu konunun içine konu açılmaz soryyy
Özünü bilen nefsini zincire vurmasını öğrenir. Biri bedene biri ise ışığa ait iki kavramın bir yerde yaşamak zorunda olması ceza gibi görünse de aslında tekamüle gitmenin sırrıdır.
Bence bu soru otuz yerden maaş alanlara sorulmalıdır.
1
1 Yorumla
Soran
+1 yıl
Bence herkes payına düşeni almalıdır. Herkes kendinden sorumludur. Siz otuz yerden maaş alan biriyle kıyaslanmayacaksınız. Elbette onları da ilgilendirir. Mesela puff diye yok olsak içimde kalacak kötülükler, haksızlıklar yanlarına mı kalacak diye ama başka bir dünyanın oluşu da hem güç veriyor hem inancımı artıyor çünkü herkes hak ettiğini alacaktır :)
Haklı sebep sunmuyor biraz araştırıp okusan birkaç avukat dinlersen neyin ne olduğu belki beynine girer. Savunma hakkı yaşama hakkı gibidir, katil avukata neler yaptığını ne sebeple ne güdüyle yaptığını anlatır avukat da bunu hukuki olarak hakime sunar.
Size bir şey soracağım. Maddi durumunuz çok iyi değil ve evlilik dışı ilişkiyle hamile kaldınız ancak adam diyor ki :"ne seni istiyorum ne de çocuğunu! " ne yapacaksınız.
Kendimi böyle bir duruma sokacak kadar aptal değilim. Erkekler böyledir, sorumluluktan kaçar, korkar. Madem evlilik dışı ilişkiye gireceğim her turlu korunurum, prezervatif artı doğum kontrol hapinin halledemeyeceği durum yoktur.
Çünkü nefsinizin hakimisiniz:) olmasanız uyar, korunmaz sonuçlarına katlanırsınız. Korunmak da herkes için işe yaramıyor. Sonuçlarını düşünerek hareket etmek nefse uymamaktır.
Arzu ve istek insanoğlunun evrimden önceki temeline kadar dayanıyor. Yoksa bu kadar gelişebilir, ilerleme kaydedebilir miydik? Müslümansan eğer özür dilerim. İnançlara saygım var.
Evren şu anki teorimizle big bang patlamasından sonra ilk önce yıldızların ve o yıldızlarında patlasından açığa çıkan maddelerle oluşan gezegen kolonilerinin zamanla karbon bazlı yaşam formları için elverişli hale gelmesiyle canlılık görülmeye başlanmıştır. Araştırmanı tavsiye ederim.
Bak anlıyorum allah kitap peygamber sizlerin inancında var olan şeyler. ÇÖL KORSANI: MUHAMMED, Bir Sahtekârın Samimi Portresi adlı kitabı okumanı tavsiye ederim, ön yargısız. Eğer yapabiliyorsan. Bu evrimle alakalı bir konu değil, bizzat senin dininle alakalı bir konu. Bilgi bedava, parayla satmıyorlar. İstersen linkini de atarım.
Ben öyle anlamadım sizin gibi araştırmış bir yön bulmuş kişilerden öğrenmek daha öğretici oluyor. Big bangın patlamasını sağlayan enerji nereden geldi? Patlamadan önceki toz bulutu nasıl oluştu? Sonuçta var ki patlıyor di mi ama o nasıl oluştu?
Bazı bilim adamları bizden önceki var olan evrenin içe çökmesi sonucu bu enerjinin ortaya çıktığı teorisini öne sürüyorlar. Ve bizden sonra ya evren tekrar içe çökecek enerjisi bittiğinde ya da ışıktan daha hızlı bir şekilde genişleyerek yok olacak.
Güzel arkadaşım, hani sizde bir laf var: cahille hasbihal eden döner merkebe, alimle hasbihal eden alır mertebe diye. Araştır öğren, benden 2 yaş küçüksün. Eminim ki benim yaşıma kadar sen de o arayı kapatıp daha fazla şey öğrenme fırsatı bulursun. See you later.
Patlamasını sağlayan güç nerden geliyor? Bilim adamları evrenin ne olacağı hakkında kesin konuşamazken diğer bilgilerine nasıl güveniyorsunuz ki:) Allah yarattı inancımın ötesine geçemiyorum çünkü kesin yani tatmin olacağım bir şey söylemiyorsunuz:) bazı bilim adamlarına nasıl güveniyorsunuz? İnsanlar; insanların birbirinden farklı özelliklerde oluşu, bitkiler; bitkilerin her birinin kokusuna kadar farklı oluşu, hayvanlar; her birinin sesi özelliği farklı oluşu vs vs bunlar hepsi tesadüfen mi oldu? Tesadüfen hâlâ oluşuyor... İlaçları nasıl yaptıklarını sorduğunuzda size direkt bir cevap mı verecek yoksa detaylı bir cevap yani neyden hangi proteinden hangi elementten ne kadar kullanıldığına kadar hatta bunların bile belli bir miktarda özenle yaptıklarından mı bahsedecek? Siz bir kalemin rüzgâr vasıtasıyla kalkıp tahtaya yazı yazabileceğine inanabiliyor musunuz?
YRecep güzel arkadaşım, madem yaşça büyüksünüz aydınlatın beni, siz edindiğiniz bilgiyi iletemiyorsanız ya o bilgi çöptür ya da siz inançsızlığın bile hakkını veremiyorsunuz demektir.
Peki senin istediğin yönde ilerleyelim bana allah diye hitap ettiğiniz varlığın evreni nasıl yarattığını anlat. yerler ve gökler birleşikken onları 7 günde yaratan rabbinizdir ayetininin detaylarını anlat. nasıl yarattı, nasıl insan aklının dahi hayal edemeyeceği büyüklükteki bu evreni yaratabilecek gücü buldu? kanıtla.
Evrenin birleşik olduğunu siz nereden biliyorsunuz. Gözünüzle gördünüz mü, herhangi bir ispatınız var mı? muhammed 4 şahit isterken getirdiği ayetlere 4 şahit getiremiyor. Nasıl daha indirilen ayetlere şahit getiremeyen bir insanın uydurduklarına inanabiliyorsunuz?
Çünkü yaratana Yaratıcı diyebilmek için o kudrette olması gerekir :) Bu bütün soruların yanıtıdır aslında ama siz beni aydınlatmadınız ki Bir diğer sorum; insan aklının dahi hayal edemeyeceği büyüklükteki bu evreni yaratabilecek gücün tesadüfte olduğunu kabul ediyorsunuz da neden bir Yaratıcı olduğunu kabullenmek bu kadar zor? Masayı gördüğünüzde marangoz gözünüzde canlanmalı, binayı gördüğünüzde bir mimar canlanmalı öyleyse aynaya baktığınızda da sizi Yaratanın olduğunu da canlandırabilmelisiz. Biz görseydik böyle bir sır olmayacaktı, burada oluşumuzun bir anlamı kalmayacaktı aslında Yaratıcıyı arıyoruz bütün varlıklar da bir Yaratıcı olduğunun kanıtıdır. Her şeyi açıkladılar da ruh nasıl oluşuyor? Ölünce ne olacak diyorum hiçbir şey olmayacak bitti diyorlar. Ee kötülükler karşılıksız mı kalacak yani veya ben ne için yaşıyorum o zaman falan diye sorular oluşuyor. Sizin önce Yaratıcının varlığına inanmanız gerekir inandığınız Yaratıcı bir din olduğunu söylüyorsa ve bunun Rehberler aracılığıyla yayılacağını söylüyorsa dine inanmama gibi bir sebebim de kalmaz. Dediniz ya bilgi bedava başkaları yüzünden yanlış bilgilerden zarar görmeyin. Tesadüfe inanmanız dediklerimle size bir işaret olabileceğim konusunda sizi şüpheye düşürmeyecektir 😄
Ateistlerin klişe ve bir o kadar da içi boş sloganlarından biri “biz inanmayız çünkü inanç bilimsel değildir” şeklindedir.
Onlara göre tanrıya inanan kişi görmediği bir varlığa inanarak bilim dışı bir tavır takınırken, kendisi görmediği bir varlığı reddederek “inanç”tan soyutlanmış olmaktadır.
Fakat maalesef işin felsefi boyutu böyle değildir. ateizm de bir inançtır. Zira ateistler de tanrının var olmadığına inanmaktadır.
Adım adım anlatalım:
1) Sadece gözlemlenen kısmı 92 milyar ışık yılı olan evrenin ötesini ve bigbang öncesini bilmek “bilimsel olarak” mümkün değildir. Dolayısıyla bunlar hakkındaki fikirlerin hiçbiri deney ve gözleme dayanmayacak, felsefi olacaktır.
Minik bir denklem kurarsak:
bilim = deney ve gözlem felsefe = aklın çıkarımları
Yani tanrıya inanmak da, inanmamak da felsefi bir kanaattir. “Tanrı olabilir de olmayabilir de” diyen agnostisizm de felsefi bir kanaattir. Bu kısma gelmeden önce devam edelim:
2) Bu noktada ateistler gözlem güçlerinin dar olduğu gerçeğini “ispat yükümlülüğü” ile kapatarak “ispatla o halde yok” demeye kalkarlar. Oysa ispat yükümlülüğü deney ve gözlemin aşamadığı yerlerde geçerlidir.
Söz gelimi, odada bir sandalyenin var olduğunu iddia edebilmem için sandalyeyi göstermem gerekir çünkü odayı gözlemleme gücüm vardır. ama evrenin daha milyonda birini bile gözlemleyebildiğimiz muamma iken “ispatla o halde yok” fikrinin felsefi problemini görmek için Aristoteles olmaya gerek yoktur.
– Bu konuda ateist bireylere “uzaylı” örneğini veriyoruz. Uzaylıların varlığına dair henüz bir ispat olmamasına rağmen uzaylılar reddedilmez, aksine birçok bilim insanı bunu kuvvetli bir olasılık görür. evrenin her yerini gözlemleme gücümüz olmadığı için, görmediğimiz kısımları kenara atıp “ispatla o halde yok” demek mantıksal problem içerir.
Kaldı ki uzaylılar var olmadan da bu evren olabilir ama tanrı olmadan daha hidrojen dengesini bile açıklayamıyoruz, yine de oraya şimdi değinmiyorum.
3) Mantık yürütmenin üçüncü aşamasında ateist birey “aynı mantıkla evrenin başını göremiyorsak bigbang öncesi superman’lar da var olabilir” itirazı sunacaktır.
Bu itiraz, sahibinin dinlerin tanrı tasavvurları ve felsefi sorunları hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığını gösterir.
Zira evrenin başına konumlanacak varlığın zaman üstü olması gerekiyor. Süperman özel güçleri olsa da insandır ve doğmuştur. Doğan bir varlık var ediciye ihtiyaç duyar. Ama bir varlık zamandan önce de varsa sabit ve statiktir; sonradan var edilmeye ihtiyaç duymaz.
Bu sebeple güneşe, aya, heykellere ilahlik isnad eden birçok politeist din, tanrı tasavvuru konusunda sınıfta kalır. Örnek olarak eski Avrupa dinlerinde tanrının kaderi değiştiremediği, uzak doğu dinlerinde ise tanrının da karma mahkumu olduğu gibi ilah tasavvuru sorunlarıyla karşılaşmak mümkündür.
4) Ateist birey bu noktada tanrının var olmaması ihtimali üzerinden konuşmaya başlar. Ve size sadece üç şey söyleyebilecektir:
a) Tanrı yerine madde ezeliyse?
– Madde ezeli değildir zira big bangle birlikte var olmuştur. Olsa olsa madde altı parçalar ezelidir, eğer bunlar zamandan önce var iseler; akılları olmadığı için nasıl oluyor da o statiklikten çıkıp düzenli bir evren var ettiler?
Akılları ve güçleri olmayan bu varlıklar, tanrısal bir dış güç olmadan nasıl zamanı yardılar? Cevap elbetteki yok. Bilim kurgu cinsinden bile yok. Çünkü bilim dışı.
b) Evrendeki bileşimlerin toplam değeri sıfır demek ki yoktan var olmak mümkün.
0 rakamı her zaman yokluğa denk gelmez. Elimizde bir kağıt var ve üzerinde rakamlar var. bunların toplamı sıfır olsa bile kağıttaki rakamların “yok” olduğunu iddia edemeyiz. Ateistlerin yokluk dediği şey kuantum alanından ibarettir.
c) Sonsuz sayıda evren var oldu ve bizimkisi tesadüfle düzgün oldu. Yoksa ortada hassas ayar yok.
Sonsuz sayıda evren fikri için “bilimsel” kanıt yok, felsefi iddialar var. Fakat bu durumda bile “görülmeyen görülene kıyas edilir” ilkesinden ötürü; o evrenleri var kabul etsek bile hepsinin düzenli olduğunu var saymak zorundayız. Bu şekilde her düzenli evrenin de bir tanrı tarafından var edildiğini söylemek kaçınılmaz olur.
Birbirimiz hakkında varsayımlarda bulunarak ilerleyemeyiz. Ben tesadüflere inanmıyorum. Neden sonuç ilişkisine inanıyorum. Her şeyin öncesinde bir neden vardır ve o neden henüz daha bir teoriden öteye geçemediğimiz bilgilerdir. Ardından gelen sonuçları görebiliyoruz. Gezegenlerin açığa çıkan maddelerle birleşip oluştuğunu, devasa ölçekte yıldızların patlayarak karadelikler oluşturduğunu, bazı yıldızların enerjisinin yeterli gelmediği için nötron yıldızları ve cüce yıldızlar oluşturduğunu biliyoruz. Nötron yıldızları sayesinde ağır elementlerin meydana geldiğini, devasa ölçekteki yıldızların patlamalarıyla ortaya çıkan enerjiden yeni yıldızlar ve gezegen kolonilerinin oluştuğunu biliyoruz. Gezegenler, her yeni kuşakta içinde barındırdığı atomların bilgi birikimi ve kuantum evreninde ki sapmalarla çeşitli maddelerin oluştuğunu kanıtlayabiliyoruz. Yine maddelerin tıpkı evren örneğinde olduğu gibi birleşerek ve kuantum aşamasında fakrlılıklara uğrayarak yeni türler oluşturduğunu bu oluşan türlerin doğaya adapte olarak kendisinden sonra gelen kuşağa dna aracılığılıyla yeni evrimsel özellikler geçirdiğini kanıtlayabiliyoruz. Siz hiçbir şeyi kanıtlamadan sadece bir ayet örneğiyle bunları yapıyorsunuz zaten var olan şeyleri ekleyip din kelimesi adı altında insanlara satarak kendinize mürit topluyorsunuz. Ben bu örnekte bir yaratıcı görmüyorum. Yaratıcı varsa o sadece neden sonuç ilişkisinden ibarettir.
5) Ateist bireyin elinde bilim kurgu cinsinden bile “tanrısız evren modeli” imkanı kalmayınca hemen işi kötülük problemi gibi epistemolojik alanlara saptırır. Oysa tanrı varsa kötü de olsa vardır. yani kötü bir tanrı ise ben inanmıyorum deme hakkın yok.
(Ki o, kötü sıfatlardan münezzehtir)
– Bununla birlikte kötülük problemi gibi iddialar incelendiğinde ateizm aleyhine verilerle karşılaşırız.
Şöyle ki, bir ateist bir bebeğin ölümüne merhamet duyar ve bununla tanrıyı yok saymak ister. ancak kendi inancına göre o bebeğin sonsuza dek yok olduğunu ve katillerinin azap görmeyeceğine inandığını görmez.
6) Bu noktada “agnostik taklidi” yapmaya başlar. “Tanrı var da olabilir yok da, bilemeyiz” gibi bir iddiaya sığınır.
Oysa bir bilgi ancak şüphe edilmeye değer olduğu zaman şüphe edilir.
Binlerce yıldır tanrı fikrine alternatif hiçbir evren modeli sunulamamış, aksine bigbangle birlikte materyalizmin binlerce yıllık “ezeli evren” iddiası çöpe gitmiştir. Kuantumla birlikte de “evrenin determinist yani dışa kapalı, tamamen kurallara bağlı” olduğu iddiası sorgulanmaya başlamıştır.
“Sunamadik çünkü bilim yetmiyor” demekle ateist birey burada kurtulamayacaktır. Zira biz kendisinden bilimsel bir gözlem değil, hayali; bilim kurgu, felsefi cinsten, bir model istiyoruz. “big bange ışınlan” demiyoruz. Tanrısız en ufak bir ihtimale dayanan model sun diyoruz, sunamıyor; en ufak bir mantıksal ihtimal ortaya koyamıyor.
Ortada hayal ürünü bile bir şey yokken tanrı fikrinden şüphe etmemin mantığı nedir? ateizmin açığını kapatmak için agnostik taklidi yapmam bana bir artı getirmeyecek.
Evren modeli olmayan onlar, felsefi temeli olmayan onlar, bir teorisi olmayan onlar ama bilim dışı olan tanrıya inananlar oluyor, ironik doğrusu!
Sonuç olarak, ateizm başlı başına inançtan ibaret bir felsefedir. İşin kötüsü bu inancı destekleyecek hiçbir rasyonel veriye sahip olmamasıdır.
Siz sadece ön yargılarınızla ve kendi bildiklerinizin doğru olduğuna inanaraktan körü körüne hareket ediyorsunuz. Tıpkı size bunları dayatan şahıs gibi. Narsist bir insan olduğunuz kanısına varmak istiyorum, katılır mısınız bana? Maalesef değil mi?
@YRecep benim bunları reddettiğim yok ki bunlar bir güç dahilinde gerçekleşiyor diyorum. Siz düşündüklerinizin başına sadece "bunlar bir Yaratıcı dahilinde oluşuyor" getireceksiniz. Birkaç tuğla kendiliğinden birleşip nasıl bina olsun yahu?
Tatlım, Recepcim, biraz açma germe hareketleri yapıp ardından bi parça ceviz tüketip yazdıklarımı tane tane kademe kademe oturtarak okumaya çalışır mısın? Zararı yok, ben narsist olabilirim. Eğer senin dediğin doğruysa biz doğruyu bulalım, şahsi saldırılara gerek yok sadece:) argümanların varsa anlat.. ama yazdıklarımı “OKU”
@YRecep dayatmak? İstesem inanmayabilirim bu konuda bir dayatma var mı yok. Ön yargılı olsam "defol seni ateist! Git sorumdan" derdim. Ama konuşmayı tercih ettim çünkü Allah " onları müslüman olmaları konusunda zorlamayın" buyurur bakara/256
@YRecep neden sonuç tamam gelin gidelim; tuğlalara bina yapmak için biraraya gelmelerini ve bina oluşturmalarını söyleyelim niye insanlar yoruluyor ki kendi kendilerine yapsınlar fllf Ama bakın bunu bile bizzz söylüyoruz biz söylemeden nasıl olacak? Aynı şeyi Yaratıcı-yaratılan ilişkisi için düşünmek zor değil.
Ben sizin 40 delilinizin tek sebebe bağlı olduğunu söylüyorum.:) Beni şu tuğlalara inandırırsanız inancımı gözden geçireceğim ama siz kaçmayı tercih ediyorsunuz, bu da inandığınız şeyi çürütür, müsaade sizin.
Önceden 5 ay agnostik idim, çok vesveseliydim. Bir gün dışarı çıktım ve Allah'tan mucize istedim, 3 mucize üst üste tam istediğim anda olmuştu. O tarihi iyi hatırlarım: 13/05/2005 Eve gidince de zikir getirdim "El-Nur" diye. Ardından aydınlandım ve aklıma daha önce hiç gelmemiş şeyler geldi. Masalsı bir şey, ondan sonra da Kur'an, İslam vb. araştırdım ve çok mucize gördüm. O gün bugündür günah işlemiyorum, nefsimede hakimim.
Amaç sadece başkaları değil, sizi yaratan sizin de iyiliğinizi istemiştir.:)
Meselâ ben zenginken her şeyi alıyorum alıyorum doymuyorum, param çok zamanla durumum kötüye gitti ve ben çokluğa, rahatlığa alıştığım için yoklukla baş edemiyorum ona buna sataşıyorum sonunda intihar ediyorum. Nefsimin bana zararı olmadı mı? Yetinmeyi bilmedim. Yetinmemek sorun değilse erkekler neden bazı kızların masrafından şikâyetçi olur?
:) dini inanca bağlamadan da düşünebilirsiniz. Ayrıca dini inanç dediğiniz Islâm' dır. Allah katında da din islâm olduğuna göre ben bu şekilde iletmemde bir saçmalık göremedim.
Allah katında din islam mı? Kim diyor bunu? İslam diyor. Ama yahudiye sorarsan tanrı katında tek geçerli şey yahudi olmak. Budist birine sorarsan zaten hiç biri yok. Neyse mesele dini polemik değil. Eğer senin dediğin gibi olsaydı hırsızlık yolsuzluk tecavüz cinayet ahlaksızlık gibi şeyler dünya üzerinde özellikle islam coğrafyasında yaşanmazdı. Demek ki iyi bir insan olmak için müslüman ya da farklı bir dine inanmak gerekmiyor.
Son kitap Kur' an-ı Kerim olduğuna göre ve Kur' an-ı Kerim' de "Allah katında din islâm' dır." Yazıldığına göre onlar da Müslüman olmalıydı. Temelde iyi hedeflenir ancak değiştirildiği için bir önemi kalmıyor. Bu sebeple İslâm tercih edilmelidir.
Benim Kitabımda hırsızlık yap, tecavüz et, yolsuzluk yap... yazmıyor.
• Yalan söyleme. Hac/30 • Övünme. Kasas/76 • Hakaret etme. Hucurat/11 • İsraf etme. İsra/26 • Yoksullara yardım et. Hac/36 • Gıybet etme. Hucurat/12 • Sözünde dur. Maide/89 • Zandan kaçın. Hucurat/12 • Rüşvet alma. Neml/36 • Öfkeni dizginle. Ali İmran/134 • Misafire iyi davran. Zariyat/24-27 • Kötü sözden yüz çevir. Muminun/3 • İnsanlarla alay etme. Hucurat/11 • Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Fussilet/34 • Düşman barış isterse kabul et. Enfal/61 • Kendin yapmadığın şeyleri söyleme. Saff/2 • Emanete ve verdiğin söze riayet et. Muminun/8 • Adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Maide/8 • Kibarca konuş. Bakara/83 • Dürüst konuş. İsra/28
Bu sebeple insanların yaptıkları hataları, kusurların sebebini dinde değil insanlarda aramalısınız. Bir Müslüman ibadetleriyle birlikte toplumun ahlâkını güzelleştirecek şekilde davranmıyorsa Müslümanlığı sadece dildedir. Yani kişinin kötü olması Müslümanlığı tercih etmesinden değil, nefsine uymasından kaynaklanır.
Evet bir ateist de iyi olabilir ancak hikâyenin sonunda ateist de Müslümanın da hesap vereceği yer değişmiyor.
İşte anlamadığın ya da kabullenemediğin şey tam olarak bu. Senin inancın sana son kitabın kuran olduğunu söylüyor. Benim inancım ise kuranın alelade bir insan tarafından dönemin şartlarına göre yazılmış uydurma bir kitap olduğunu söylüyor. Doğal olarak benim inancıma göre sen uydurma bir kitaba inanıyorsun diye cennete gitmeyeceksin :)
Kur' an' dan yahu sizce insan kelâmı olsa niye zararımıza olan şeylere izin verilmesin insan değil mi sonuçta kafasına göre yazardı ve insanın denizle dağla ne işi olsun da buna yer versin?
Kur' an-ı Kerim üzerinde istendiği kadar oynansın bo-zu-la-maz. Ayetin bir kelimesi değişse ayetin bağlamı bozuluyor, bırakın ayeti kelime hesapları bile bir o kadar özenlidir.
Kölelik yararımıza mı? Kuran da kölelik meşrudur. Ya da eşit davranmak vs gibi abidik gubidik kıstaslarla 4 e kadar eş alabilmek insanoğlunun yararına mı?
Kur'an da kölelik meşrudur. Bilmem okudun mu ama ben okudum. Arapçasını da Türkçesini de. Ama meşrudur. Köle edinmenin bir günahı ya da yasağı yoktur. Mevcut köleyi azad etmenin sevabı vardır. Yani şu an baban seni bir adama satsa senin hiç bir söz hakkın yok islami usullere göre. ''Mesela, Bakara 177’de mü’minlerin, kölelerin hürriyeti için kendi kazançlarından harcamalarının iyi bir amel olduğu, Nisa 36’da kölelere iyilik edilmesi gerektiği, Nisa 92’de ‘Bir mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi’ gerektiği, Tevbe 9’da zekatların, diğer işler ve kişilerin yanında, köleler için de olduğu, Maide 89 ve Mücadele 3’te bozulan yeminin kefareti olarak köle azat etmek gerektiği'' gibi ayetler mevcut hepsinin ortak noktası hiç birisi köleliği yasaklamıyor. Aksine kölelik normal karşılanıyor köleliğin nasıl işleyeceğine dair tanım yapılıyor resmen.
Babamın beni satabileceğine dair ayet var mı? Dediğiniz gibi kölelik varsa azad edilmelerini öne sürmüştür buradan kölelik meşrulaştırılmış mı yoksa var olan köleleri her fırsatta azad etmeleri mi önerilmiş? Köleleri azad etmek ne demek? Karşı ki azad edilmesi isteniyor di mi? İlla siz anlayın diye kocaman harflerle YASAK mı yazsın? Köleliğin işlenmesi değil, kölelerin nasıl azad edilebileceği konusunda tanımlar mevcuttur.
İşte bu söylediğin 21. yüzyıla kuranı uydurma çabası. Bak islamda yasak olan şeylerin çoğu net bir şekilde yasaklanmıştır. Mesela büyü net bir şekilde yasaktır. yapmak ve yaptırmak ikisi de net bir şekilde yasaktır. Hani dememiştir tamam büyü serbest ama yapmayana yaptırmayana ek sevap yazılacak vs. Kölelik için aynı durum söz konusu değil bir çok şey için böyle durum. Çok net yani bu bundan 100-150 sene öncesine kadar da gayet normal karşılanıyordu. ne zaman dünyada kölelik yasaklandı tepki çekmeye başladı islamda durum ondan sonra değişti. Tamamen kuran 21. yüzyıla entegre edilmesi için bununla ilgili bir ses çıkmıyor. Osmanlı devrini düşün. Padişah halife aynı zamanda yani islam aleminin hükümdarı başı. Tüm halk için kullarım diye bahseder. Hareminde ve hususi işlerinde çalışanlar kayıtsız şartsız emrine amade kölelerdir. Bu su götürmez bir gerçek. Arap dünyasında hala kölelik var yok mu sanıyorsunuz. Çünkü normal bir şey bu. Dinen bir yasağı ya da cezası yok. ''MEŞRU'' yani. Kuranda da böyle hatta ayetlerde açıkça belirtir hür müslümanlar ayrıdır köle müslümanlar ayrıdır. Bak bahsettiğim şey kölelerinizi azad edin mevzusu değil. Kölelerinizi azad edin mevzusu kuranda bir tavsiyedir bir şart değil. Yani şöyle düşün -Kölelerinizi azad edin +Neden -Edersen +10 sevap vereceğim +Etmiyorum -Peki sen bilirsin gibi. yasak yok. istediğin gibi köle edinebilirsin sorun değil.
Tamam da azad edin demesi doğru bulmadığı anlamına geliyor. Toplumda olan bir şeyi değiştirmek farklı sorunlara neden de olabilirdi mesela islamiyetten önce çok eşlilik fuhuş vs çok yaygındı neden direkt yasaklamak yerine 4 ile sınırlandırıldı? Köleliği meşrulaştırmaksa amaç diri diri gömülmelerine neden engel olsunlar?
Hayır doğru bulmadığı anlamına gelmiyor. Doğru bulmuyor olsaydı yasaklardi. Allah'tan bahsediyoruz. Kuldan korkacak değil herhalde aman yasaklamayayim bunu desin.