Bir ünlüye rast geldim, yer içerim kendi sebeplerim var gibisinden konuşmuş, bu da haber olmuş :))
Ramazan ayında niyetlinin yanında, o yokmuş gibi bir şeyler yer içer misiniz? Yoksa, "insanlar niyetli, daha bana özel bir yerde tüketim yapayım mı?" dersiniz?
Eskiden lokantalara perde inermiş, gelen geçen niyetlileri rahatsız etmesin diye. Ne kadar nahif dimi? Pek rast gelmiyorum artık.
İslâm hoşgörü dinîdir, hoşgörü ise karşındakini da anlama yetisinin gelişmesine işarettir. Bu açıdan bakarsak zaten "Müslümanım" diyenin niyetli karşısında yemek yiyeceğini sanmıyorum.
Öte yandan, İslâm'a tabî olmayan bir insanı düşünelim. Müslümanların niyetlendiği, oruç tuttuğu ayı biliyorlar ve bundan dolayı da Müslüman arkadaşlarının yanında yemek yemiyorlar mesela. Sebebine ise insaniyetle saygı diyorlar. İnsan olan zaten saygı duyuyor. Bu satırlar yabancı bir arkadaşımın ağzından alıntıdır, onu da belirtmek isterim.Peki sizler için Ramazan "saygı" anlamında nasıl geçiyor?
Son günlerde "Oruç nefsi terbiye etmek içindir, nefsini terbiye edemiyorsa ne anladı o oruçtan", "karşısında yerim, içerim, banane oruçludan..." gibi gerçekten vahim çıkışlara maalesef çok denk gelmeyi başladık. Saygının, edebin artık mumla aranır olacağı günlere gidiyoruz sanırım. ALLAH nefsimizi de, neslimizi de muhafaza buyursun.
Herkesin saygıyı karşıdan beklediği günlerdeyiz. Empatiden yoksun bireylerin yukarıdaki serzenişleri yapıp sonra "insan hakları" naraları atması yahutta "düşünce özgürlüğü" çığırtkanlığı yapmaları kime mantıklı gelirki? İnsanın tek hakkı yiyip içip gezmek midir? Kıyafet özgürlüğü müdür? Düşüncesini özgürçe haykırmak neden sadece müslüman hassasiyeti taşımayanlara hak görülüyor. Ben neden oruç tutmayana "yeme kardeşim, ben oruçluyum, benim de nefsim çekiyor" diyemiyorum? Hani ifade özgürlüğü?
Sadece Ramazan ayında değil diğer günlerde de çocuklarıma yaptığım tembihlerden biridir. "Ya kimsenin gözünün önünde yemeyin yahutta paylaşın, herkese dağıtın" Bu "inceliktir" Elbette ki ben orucu senin için tutmuyorum. Elbette ki ben nefsimi terbiye etmeye çalışıyorum. Elbette ki senin, benim karşımda yemen, bana, sana saygısızlık yapma hakkı doğurmaz. Ama neden hep parmakla ben gösteriliyorum. İnsanların gözü önünde yeme. Bak bu inceliktir, nezakettir, edeptir. Suyunu şu ağacın arkasında iç. Yemeğini arka masada ye. Gözüme sokmana gerek yok ki. Hani herkesin içinde kibar haller takınıyorsun ya, nezaketten dem vurup, saygılı insan kalmadı diyorsun ya, bak asıl kibarlık, asıl saygı, asıl nezaket budur.
Müslümanın şeytanı bağlanırken, münkirin, münafığınkiler mi serbest kalıyor anlamıyorum ama sonumuz iyi değil. Peygamberimiz hani Deccalin hallerini anlatmış "Onun yanında biri ateşten, biri buz gibi akan iki ırmak var. Siz ateş gibi akan sudan için" buyurmuş ya. Sanırım iyinin kötü, kötünün iyi sayılacağı günlere doğru, anannemin tabiriyle "ipini boşlamış danalar gibi" koşuyoruz. ALLAH sonumuzu hayr eylesin. Basiretimizi ve ferasetimizi arttırsın. Amin🌺
Benim zerrece anlamdıramadığım bir hâldir oruçluya, muhafazakara saygı duymamak. Aslen saygı debdebesini dövenler saygısızlığın içerisinde debeleniyorlar da kendilerine dönüp bakmıyorlar. Yabancılar dahi ;maalesef utanarak söylüyorum ki; bizim müslümanlardan daha saygılı. "Kişi dininin gereklerini yapıyor" diyorlar en azından. Bizimkiler hem Müslümanım diyor, hem dinin gereklerini yapmıyor, hem de dinine bağlılar ile dalga geçiyorlar.
Lisede öğrencilerin içerisinde meyvesuyu içip, daha fazla dikkat çekmek adına arkadaşlarına meyvesuyu fışkırtan bir delikanlıyı tepeden tırnağa dövmüştü tarih hocası, unutmam o günü. Ne kadar üzüldüm çocuğa, o hâline, dayak yiyişine... İşin en trajik yanı şu ki, o zamanları her geçen yıl özler hâle geldim ve insanlardan saygının zorla, dirayetle, sebatla ve ellerinden söke söke alınabileceğine ikna oldum, elbette toplum içerisinde. Çünkü ses etmez isek, başımızı kaldırmaz isek maalesef insanlar aşağılamayı marifetten sayıyor.
Allah herkesin ibadetini kabul eylesin, ben insanları tanıdıkça uzaklaştım, zerrece de pişman değilim çünkü pişman etmedi kimse. Sanıyorum az ve öz olan en eftali, ahiretlik kıymet veren ise en değerlisidir çevrenin.
"İnsanlardan uzaklaşmak..." tamam da nasıl kardeşim? ALLAH bahtınıza en güzelini nasip etsin, bir yuvanız olacak, evladınız olacak. Evladınızın arkadaşları olacak. Siz oturarak su içmeyi öğretirken, öğretmenini ayakta su içerken görecek. Siz kolanın zararlı olduğunu anlatırken, akranlarının lıkır lıkır kola içtiğini görecek çocuk. Siz namaz hassasiyeti gösterirken, dedesinin aksi sözlerini işitecek çocuk. Uzaklaşmak mümkün değil.
Hani iki kardeş evliyanın hikâyesi vardır bilirsiniz. Biri şehir içinde irşad eder insanları, diğeri inzivaya çekilir dağın tepesine.
Elhasıl insanlardan uzaklaşamazsınız. Bunun başka alternatiflerini arayın acizane tavsiyem bu olsun size.
Hayırlı geceler, hayırlı Ramazanlar, hayırlı sahurlar olsun.
Sanıyorum ki etrafımda kimsenin olmadığını düşündünüz siz :) Sonrasında da duruma üzülüp öneride bulundunuz. Allah razı olsun 🍃 Bu kıymet vermenizdendir. Ben, insanlardan uzaklaşmak derken "artık çok arkadaşım yok, az ve öz en huzurlusu" demek istemiştim. Bilsem detaylandırırdım izahatimi. Tebessüm ettim samimiyetle yaklaşmanıza :)) Gerçekten teşekkür ederim.
Öte yandan haklısınız, insanlar her yerde. Muhakkak bizler yahut bizden gelenler kötü örneklere maruz kalacaklar ve bizlerse en doğru örnek olabilmek yolunda ilerlememiz gerekiyor ki bizi görenler o şekilde feyz alabilsin. Zaten tüm mesele feyz alınabilen bireyler olmakta :)
"Nerede o eski Ramazanlar"dediğimizde sanırım en çok da insanların birbirine saygı duyduğu bir Ramazan'a hasret duyuyoruz.
Kimsenin kimseye saygısı yok, saygısı olmadığı gibi tahammülü de yok. Bahsettiğiniz husus artık saygıdan da öte insaniyete aykırı bir durum... Diğer açıdan bakarsak, oruç tutmayanlar da kendilerine saygı duyulmadığını iddia ediyor. Bunu bir Müslüman'ın dile getirmesi her şeyden önce üzücü... Fakat geçerli bir nedeni varsa ya da oruç tutmadığını marifetmiş gibi gün yüzüne çıkarmıyor ise elbetteki o insana da bir yere kadar saygı duyulur.
Her şeyden evvel bu hususları kendi nefsimize göre değil de, Kur'an, Sünnet ve Ahlak çerçevesinde değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Yanlışım var ise de Rabbim beni düzeltsin 🍃
Şişli'de ki evimde üst komşumuz Yahudi asıllı bir bayandı. Her gün dışarıya sarkan balkonunda çayını, kahvesini yudumlar, bunu saati saatine yapar ve eğer ben geçersem altından pastanelerinden gelen o mis gibi kurabiyelerinden ikram ederdi. Ramazan ayı geldi mi inanır mısınız, o kadıncağız ne o balkona çıkar ne de, balkonda çayını yudumlardı. Ve bazı akşamlar bana oğluyla iftarda kurabiye ve bazı yiyecekler gönderirdi. Her ne kadar İslama çok ziyanı olmuş ve zulm etmiş bir ırk olsa da o komşumun bu yaklaşımı, bu davranışları bende hep takdir edilmiştir. İslam dediğin gibi hoşgörü dinidir. İnsanların birbirine saygısı da bununla pekişir. Şimdilerde ne yazık ki bakıyorum din kardeşlerime ne oruçluya, ne aç'a, ne biçare olmuş bir garibe el uzatmakta ve aksine görmezden gelmekte. Bunu dile getirince de gerici ve yobaz damgası almak ne acıdır.. O kutlu, o aziz Peygamber ki Hz. Muhammed Mustafa (sav) birkaç hurma ile orucunu açan ve bulamayınca da su ile orucunu açan bir Sultanın ümmetinin bu derece ziyanda olmadı ne acı.. Ne acıdır ki bunca bolluk bereket içinde yine insanların ve bir Müslümanı açlıktan, soğuktan ölmesi.. Neyse duygulandım..
Allah sizden razı olsun ki olabilecek en güzel destek ve samimi fikirlerinizle kıymet kattınız soruma🍃
İnanın ki insanları tanıyamıyorum ben artık. Saygıyı dinden soyut, insanî olduğu için duymamız gerek evvelâ. Hâlden anlamak nedir, gönülden anlamak nedir bizim amacımız olması gerekirken maalesef ne kadar saygısız ve ne kadar nefsanî şey var hepsini kovalıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin ama evvelâ, bizi ve bizden gelenleri imanları katlananlardan eylesin.
Komşunuzun tavrını, kökeni ne olursa olsun, gıpta ile okudum ayrıca 🍃
Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar olsun inşaAllâh🥀
Benim için saygı önemlidir ama bana saygı gostermezlerse kimse kusura bakmasın ben saygı göstermem. Islam hoşgörü dinidir eger hosgorulmuyorsa hosgorulmeyecek birseydir. Bende müslümanım ama karşı taraf hiç birşeye saygı duymayıp bir de tek taraflı hoşgörü bekliyorsa ona sadece gülerim. Neymis ıbadeti Allah ile tutan arasindaymis. Eskiden Osmanlıda ramazan ayında müslümanlara saygısızlık olmasın diye sokakta birşeyler yiyip içmeyen gayrimuslumler kadar saygılı olamayan ergenuslar birde laf ebeliği yapıp saygı beklemeleri komik kaçıyor. Sanki dağı al sırtla deniyor. Bir kıyıda köşede zikkimlanmayi bile akıl edemeyen ya da akil etse bile duyarsız davrananlarin ikiyüzlülüğünden başka birşey değil. O tarz insanlar heryerde sivrilir hep ikiyüzlüdür türkiyedede oldukça fazlalar. Özürlü diye tabir edilenler bile buna dikkat ediyorken esas ozurlu olanların laf ebeliği yapmaları trajikomik. Bu arada birisi karşımda yese içsede birşey hissetmem hakkında da birşey düşünmem.
Kesinlikle o hem suçlu hem güçlü kesim hususunda haklısınız. Bir de marifetmiş gibi "bilhassa" niyetlinin karşısında yiyip içiyorlar. Bu tiplerin büyük bölümünün aile ve ahlâk eğitimi aldığını sanmıyorum ben, alsalardı asla böyle olmazdı.
Elhamdülillah orucumu tutuyorum. Tutmayana saygım var sonuçta ibadet Allah için tutmayanı ulu orta yiyip yememesi kendine olan saygısına bağlıdır. Edep insanın kapısında duran muhafızdır kapıdan çekilirse içeri her sey girer.
Tutuyorsa Allah ile kul arasında banane o kendi sevap bonusu. yer içer gezerim oda bana karışamaz soyadını değiştiririm saygıda duymuyorum her oruç tutan insanın iyi olduğu anlamına gelmez 1 aylık adam olacaklarsa hiç tutmasınlar kimseyi kandırmanın anlamı yok.
Saygı zaten dediğiniz gibi karşılıklıdır, aksini mi yazmışım?
Birisi oruç tutuyorsa Allah'a ebadetini yerine getiriyordur, tutmayan ise kendi amelini işler, herkes kendinedir.
Bir kişi oruç insanın karşısında yiyip içiyorsa bu saygısızlıktır evet. Bir niyetli kişi de kalkıp yiyip içene bir şey demez zaten, siz öyle algıladınız sanırım.