
Museviyim Tevrat Hz Musa
Hristiyanım İsa Mesih
Müslümanım Hz Muhammed
Yaşını ve cinsiyetini belirt, oyunu kullan:
Lütfen yaşını seç

Ben dinlerin mitolojik olduğuna inanıyorum. Özellikle tevrat ve incilde. Onlardaki Tanrı çok da hoşgörülü değil. Hatta Tevrattaki tanrı cahil ve iyilikten de pek yana değil. İncilde ise Tanrı'nın yorulması gibi ifadeler bulunuyor. En mantıklı gelen Kuran. Fakat onda da özellikle Nisa suresinde kadın erkek ayrımı çok bariz. "Kadınlar eşlerine sadakat göstermezse dövün" diyor. Tefsirlerde her ne kadar "aslında şöyle demek istenmiş.." diye başlayan cümleler kurulsa da Kuran'da yazılanlar bu. Tabi ki hala araştırıyorum. O yüzden net bir cevabım yok.
Tevrat ve incilin insanlar değiştirdiğini biliyoruz gelelim Kurana binlerce ayetten bi tanesini seçiyosun ona göre bu dine inanmıyosun ama hadislerde okuman lazım diyo ki kadınlar size Allahın emanetidir ve karısını döven adamın ahirette davacısı ben olurum diyor Hz muhammed sana tavsiyem hadisleri ve kuranı baştan sona oku Allah tabikide kadınla erkeğin eşit olduğunu tek üstünlüğün takva olduğunu yani peygamberler evliyalar bize göre daha çok acı çekmişler fakat dinden dönmemişler koskoca kainatın bi yaratıcısı olması gerekmez mi
Şunuda söyleyim Allah insanı zora sokmuyor istediğin günahı işle bir tövbe edersen Allah seni affeder Allah'tan başka ilah yoktur Muhammed onun kulu ve elçisidir bunu diyen ateist bile saniyesinde müslüman oluyor
Bana tanrı yorulması ayetini atsana
Senin dediğin incil de değil tevrat ta geçiyor ve internette kısa bir araştırma yapsaydın o ayeti anlardın
Tevratta bu, “dinlenmek” için kullanılan eski İbranice ifade, “shabath”tır. Aslında bugünkü dillere tam anlamını verecek şekilde çevrilemez, ama en yakın anlamları, “durmak, kesilmek, bitmek, durdurmak, çekilmek” şeklindedir. Ayette esas olarak verilmek istenen anlam şunlara yakındır: Tanrı’nın yaratmayı durdurması, ”yaratma işinden çekilmesi”… Tam olmasa da anlatılmak istenen budur.
Önemli bir eski İbranice sözlüğü ve kitabı olan “The enhanced Stron’s Lexicon” adlı kitapta, “shabath” sözcüğünü 71 kere kulanmıştır. 47 kere, “durdurmak, çekilmek” anlamında kullanılmasına rağmen, sadece 11 kere, “rest” yani dinlenmek şeklinde çevirmiştir. “The theologicial Wordbook of Old testament” (Eski Ahit’te geçen çeşitli ayetlerde kullanılan kelimeleri ve bunların tarihsel olarak ne zaman kullanıldığını ve anlamlarını açıklayan kitap) bu kelimenin anlamının ve Eski Ahit teki kullanılışının, “Durdurmak, çekilmek” olduğunu belirtmiştir. Basitçe bu ayetin anlamı, “Tanrı yaratmayı durdurdu” dur.
İncilde görmedim bir tane video var bununla ilgili bulursam atcam sana
Linke basınca otomatik olarak seni videonun o dakikasına atacak https://youtu. be/aYXc8e3oZQ0? t=182
pardon bu olacak https:// youtu. be/aYXc8e3oZQ0? t=126
2:13 te başlıyor
Sana tam ayet çevirisini atıyorum https://incil.info/KM/arama/Yaratilis+2
incilde yok sadece tevrat ile kuranda geçiyor ve izlediysen mantıklı bulman lazım dinlenmek için yorulmak gerekmez
Arkadaşım o incil değil sitenin adı incil. info olunca sadece incili kapsıyor demek değil yukarıda TEVRAT-ZEBUR-İNCİL yazıyor ve yaratılış kitabı tevratındır ve kusura bakma bundan önceki yorumda dinlenmek için yorulmak gerekmez demişim doğrusu bu ibranicede dinlenmek kelimesi bir işten elini, ayağını çekmek, çalışmaya ara vermek anlamındadır
Aslında teknik olarak yanlış dediğim birşey yok. İncil'in içerisinde eski ahit de ter alıyormuş. Yani zebur ve tevrat da bulunuyor içinde. Sırf bu yüzden tüm incil çevirilerine baktım not olarak Tevrat ve Zebur da yerleştirilmiş. Bu yüzden çıktı karışıklık. Sorun yok öğrenmiş oldum ben de
İncilin içinde eski ahit yer almaz ikisi farklı şeyler tevrat ve zeburun hükmü bitti
Aradan zaman geçmiş ama ben bu soruyu ve yorumunuzu yeni gördüm. ☺️ Öncelikle merhabalar. Sizin takıldığınız konuyu açıklamak istiyorum. Nisa suresinde kadınları dövün demekten kastı fiziki vurmak (el kaldırmak) değildir. Arapçada o kelimeye karşılık gelen kelimenin 2 anlamı vardır. 1. Dövmek (el kaldırmak) 2. ise terk etmek. Zaten takıldığınız ayette ihanet vs. hâlinde kadınları yataklarında yalnız bırakarak dövün deniliyor. Buradan da anlaşılacağı gibi asıl demek istediği terk etmek. Ama ayette kastetmek istediği şey pişman olacağı zamana kadar küsmek gibi bir anlam. Terk etmek genelde ebedi bir eylem olduğu için terk etmek kelimesi kullanılmamıştır. İslam aslında kadın haklarına çok değer veren bir dindir. Bu durum Hadislerden de anlaşılır. Umarım açıklayabilmişimdir.😊 Görüşmek üzere.☺️
Musevilik mi kaldı Allah'ını seversen
Tevrat acayip bir kitap olmuş zaten
Bı de bu ayetlere sasiranlar yok mu
Yav cihat dini la İslâm
Ayrıca karışıklık savaş kıyamet bu dünyanın alametleri yani incillerde olsa da doğru olabilir
Şimdi herşeyin Güllük gülistanlık olmadığını kabul edelim
Yoksa savaşlar hastalıklar sakatlar ölen bebekler olmazdı şeytan falan olmazdı
Yapcak bişi yok vardır onun bı bildiği biz yapabildiğimiz yapip tam bir teslimiyet gosterecez gerisi takdiri ilahi
Cevap
6Cevap
Bu görseli hazırlayan kişinin tek sayfa İncil okumadığı ne kadar da belli. İsa Mesih öğretisini sevgi ve hoşgörü üzerine yapmıştır. Açıp Luka, Markos, Matta ve Yuhanna'yı okuyabilirsiniz. Bunlar İncil'in içerisindeki tanıklıklardır. Burada bahsi geçen kıyamet. İsa Mesih ömrü boyunca herhangi bir canlıya zarar vermemiştir. Öğretisini okuyan insanlar da anlayacaktır ki saldırganlığa asla teşvik etmemiştir.
deistim ama hristiyan araştırıyorum belki hristiyan olurum kim bilir kafam karışık
Hak din İslamdır Hristiyanlık insanlar değiştirdi bunu herkes biliyor
kadınları dövün dige yazıyo ben bu dinin neresine inanim ki çok eşliliye izin verilmiş
bu kadın aşaglamaktır nisa suresi kadına şideet izin verilmiş
müslümam kadın mülüman olmuyan erkekle evlenemiyor ken erkekler evleniyo
islam hak din demişsinizde niye inanim bunlar varken
Sence bu kainatı bi yaratanı olması gerekmez mi nasıl oluyoda vücudun hiç durmadan çalışıyor kalbin nasıl hiç durmadan çalışıyor nefes nasıl alıyosun islam gelmeden önce araplar kız çocuklarını diri diri gömüyolardı Hz Muhammed odaya kızı geldiğinde ayağa kalkarmış karısını döven adamın ahirette davacısı ben olurum diyo Kuranı baştan sona oku abdestli bi şekilde ve tüm hadisleri oku ona göre yorum yap
peki denicem ... degişen birşey olmicak ama denicem
2 3 günlük dünya için sonsuz bi hayatınızı mahvetmeyin Allah açıkça söylüyor en sonunda yine bana döndürüleceksiniz Hristiyanlık da islamın hükümleri varken insanlar kendilerine göre değiştirdiler ve Allah en son Kuranı gönderdi ve o Kuranı koruyan Allah tır 1400 yıldır değişmeden günümüze geldi
https:// alotnote. com/note/70r92a5z7g Sana cevabım bu linkte
Allahın sözleri değişemez linkte bir paragrafı alıntı yaptım lütfen bak
@asdastlaar baktımda o siteye ulaşılmıyo açılmadı
Hani incil değiştirildi dedi ya bende onun için kendisine incilin değiştirilmediğinin kanıtını attım ama sende okumak istiyorsan ( a yı şu işaretin yanına getir / ) (com u noktanın yanına getir) xper seviyem yetmediği için link atamıyordum bende böyle yaptım
@asdastlaar peki bakıcam çok teşekkür
Eğer açamadıysan buraya yazabilirim
“M. S. 326 yılında toplanan İznik Konseyi’nde İncil değiştirildi, yüzlerce İncil nüshası arasından dört tanesi seçilip diğerleri yakıldı, İmparator Konstantin İncil’e kendi adını yazdırdı” gibi iddiaları, hiç bir kanıt niteliği taşımayan tarihsel bir belge olmadığı halde, duymak mümkündür.
İddialar kısaca bunlardan ibarettir. Şimdi bu iddianın aksini ispatlayan kanıtlara değinmeden önce İznik Konseyi’nde ne olup bittiğinden bahsedeceğiz.
Bu dönemde Arius isminde İsa Mesih’in kimliği hakkında sapkın öğretiler yayan bir kişi vardı. Bu kişinin öğretileri gerçektende alışılmışın dışındaydı. Arius, İsa Mesih’in elçilerinin öğretilerine uygun konular öğretmiyordu. İşte İznik Konseyi Arius’un yaydığı sapkın öğretilere karşı kilisenin saflığını korumak için toplanmıştı.
İznik Konseyi hakkında akılda kalması gereken önemli nokta, İncil’i değiştirmek için değil Arius’un öğretişlerini değerlendirmek için toplanmasıdır. “Arius, İskenderiye’deki on iki kilise bölgesinden biri olan Baucalis’ten sorumlu deneyimli bir kilise önderiydi… Yaklaşık 318 yılında piskopos Alksandrosla ters düştü. Arius sadece Baba’nın gerçek Tanrı olduğunu, Oğul’un özde Baba’dan farklı olduğunu.
iddia ediyordu… Sonunda imparator bölünmeyi önlemek umuduyla konseyi Nicomedia yakınındaki İznik’te topladı…” Konseyin toplanış amacı budur.
İlk olarak şunu bilmemiz gerekli, tarihte herhangi bir dönemde yapılmış resmi bir toplantı ya da önemi büyük, konsey dediğimiz evrensel bir toplantı hakkında sağlıklı bilgi edinebilmemiz için o dönemde yaşamış tarihçilerin kitaplarını ve yapılmış olan toplantının ortaya koyduğu sonuç bildirgesini incelemeliyiz. İznik Konseyi tarihsel bir olay olduğu için bu konsey hakkında sağlıklı bilgi edinmek amacıyla tarih biliminin izlediği yöntemleri izleyeceğiz.
İlk olarak gerçekten iyi birer kanıt niteliği taşıyan, İznik Konseyi’nin yapıldığı yıllarda ki tarihsel metinleri inceleyeceğiz. İznik Konseyi ile ilgili bilinen tarihi kaynaklar o konseye katılan ve orada konuşmaları kaydeden Evstatyus, Atanas ve Evsebyus’un eserleridir.
İznik Konseyi’nde İncil ile ilgili çalışma yapılmadığını doğrulayan kaynaklar: Antakyalı Evstatyus’un bir eseri, Atanas’ın “İznik Konseyi’nin Kararları” adlı eseri (İ. S. 350 ile 354 yılları arasında yazmıştır), 369 yılında Kuzey Afrikalı dini liderlere yazdığı bir mektup ve Sezariyeli Evsebyus’un 325 yılında yazdığı mektuptan oluşmaktadır. Aynı şekilde İznik Konseyi Sonuç Bildirgesi’ni incelediğimizde de İncil ile ilgili bir tanım görmüyoruz.
Şimdi ise elimizdeki İncil’in değiştirilmemiş sağlam ve güvenilir olduğuna inanmamızı sağlayan, İznik Konseyi’nin yapıldığı tarihten çok önce yazılmış olan İncil nüshalarından bahsedeceğiz.
1920 yılından beri İngiltere Manchester kentinin John Rylands Üniversitesi Kütüphanesi, Yeni Antlaşma’nın şimdiye kadar bulunan en eski kopyasının bir parçasına sahiptir. Bu parça, İ. S. 130-140 yıllarına aittir.
İsviçre’nin Cenevre kentine yakın olan Bodmer Kütüphanesi’nde çok değerli bir koleksiyon vardır. Bu koleksiyon Yeni Antlaşma (incil) yazarlarının İ. S. 250-300 yıllarına ait olan iki eski kopyasını da içermektedir
Yeni Antlaşma’nın ilginç bir el yazması nüshası 1933 yılında Fırat nehrinde, Salihiye’deki kazılar esnasında bulunmuştur. İ. S. 235 yıllarına ait olan bu nüsha, Grekçe İncil’in küçük bir parçasıdır
Görüldüğü üzere İncil’in değiştirildiği söylenen 326 yılından daha eski dönemlere ait İncil nüshaları müzelerde sergilenmektedir.
Fakat bu kaynakların yanında İnsanlık tarihi adına 20 yy. en büyük arkeolojik keşiflerinden Ölü Deniz tomurları vardır.
Bu tomarlar İsa’dan önce 150 yılları ile İsa’dan sonra 70 yılları arasında yazılmış Kutsal Yazı metinleridir. Bu kaynaklar ise inanç ibadet ve uygulamalarımızda kullandığımız Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma Bölümünün yani Tevrat ve Zebur’un, değiştirilmediğini ve bugün elimizdekiyle aynı olduğunun tarihsel bir ispatıdır.
Tek başına bile bu kaynaklar elimizdeki İncil’in güvenilir olduğuna dair iyi birer kanıttır. Ayrıca tahribat iddialarının asılsız olduğunu ispatlayan çok önemli bir mantıksal gerçeği sizlere göstermek istiyoruz.
M. S. 326 yılında İncil’in değiştirilmesi imkânsızdı. Çünkü bu dönemde İncil gerçekten çok geniş topraklara yayılmıştı. Mezopotamya’da, Orta Doğuda, Anadolu’da, Kuzey Afrika’da, Güney Avrupa’da ve Orta Avrupa’da kiliseler vardı ve 2. Yüzyılın sonuna kadar başka dillere çevrildi (Süryanice, Kıptî ve Latince).
İznik Konseyi’nden çok daha önceki yüzyıllarda yaşamış olan Hıristiyan yazarların yazdığı metinlerden örneklere baktığımızda elimizde bulunan İncil’in ne kadar güvenilir olduğunu da görüyoruz. Kilise Babaları (İncil’de bahsi geçen havarilerin yaşadığı dönem ve İznik Konseyi’nin yapıldığı dönem arasında yaşayan ve o dönemde ki Hıristiyan kilisenin nüfuzlu teolog ve yazarları; Romalı Klemens, Antakyalı Ignatius ve İzmir’de yaşayan Polycarp vb.) vaazlarında ve eserlerde İncil’den sık sık alıntılar yaptılar. Yani elimizde hiç bir İncil elyazması ve çeviri olmasa dahi sadece Kilise Babaları’nın eserlerinde alıntıladıkları İncil ayetleri ile bütün İncil’i oluşturmak mümkündür.
Aradan zaman geçmiş ama ben bu soruyu ve yorumunuzu yeni gördüm. ☺️ Öncelikle merhabalar. Sizin takıldığınız konuyu açıklamak istiyorum. Nisa suresinde kadınları dövün demekten kastı fiziki vurmak (el kaldırmak) değildir. Arapçada o kelimeye karşılık gelen kelimenin 2 anlamı vardır. 1. Dövmek (el kaldırmak) 2. ise terk etmek. Zaten takıldığınız ayette ihanet vs. hâlinde kadınları yataklarında yalnız bırakarak dövün deniliyor. Buradan da anlaşılacağı gibi asıl demek istediği terk etmek. Ama ayette kastetmek istediği şey pişman olacağı zamana kadar küsmek gibi bir anlam. Terk etmek genelde ebedi bir eylem olduğu için terk etmek kelimesi kullanılmamıştır. İslam aslında kadın haklarına çok değer veren bir dindir. Bu durum Hadislerden de anlaşılır. Umarım açıklayabilmişimdir.😊 Görüşmek üzere.☺️
Elhamdülillah İslâm...
İsa Mesih Hristiyanlık
Aynen öyle✝✝✝
E) hiçbiri, ben ateistim
Gürcüyüm Ata Domuza inanıyorum.
Allahsız, kitapsızım ben
Elhamdülillah müslümanım gardaş
Elhamdulillah Müslümanım
Hak din olan İslam çok şükür
Ateistim scenes yok
Ateistlik din değildir çünkü
Dinsizim
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?