Yani biriyle tanışırım o an ısındıysam tamam devam ederim konuşmaya ısınmadıysam iki gün süre veririm hala öyleyse çeker giderim
veya biriyle iyi anlaşınca bir zaman sonra bozuyor ne bileyim soğuyorum her dediği gıcığıma gidiyor sinir olmaya başlıyorum ve arkadaşlığımızı bitiriyorum
veya biriyle iyi anlaşınca bir zaman sonra bozuyor ne bileyim soğuyorum her dediği gıcığıma gidiyor sinir olmaya başlıyorum ve arkadaşlığımızı bitiriyorum
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Merhabalar,
https://www.youtube.com/embed/ui_sc3Lpz4sİletişim dediğimiz olgunun bilinçli yönleri olduğu gibi bilinç dışı faktörleri de vardır. Beynimiz bir insanla ilk karşılaştığı zaman saniyeler içindeki karşıdaki kişiden gelen tüm sinyalleri yani beş duyumuzun ilettiği tüm mesajları anlamlı bir formata sokmaya çalışır.
Burada iki kategori söz konusudur.
Öncelikle karşıdaki insanı zihnindeki ana şablonlarla karşılaştırırız. Dost mu yoksa tehdit mi algılamaya karar veririz.
Örneğin, karşınızdaki kişi bir üniversite öğrencisi olduğunu size söyledi. Sizin kafanızda ideal bir üniversite öğrencisi şablonu vardır. Bu şablona karşınızdaki kişi ne kadar uyum sağlıyorsa size o ölçüde yakın gelmeye başlar.
İkinci faktör egodur. İnsanlar kendilerine benzeyen diğer insanlara sempati duyarlar çünkü ego kendisine benzeri "değerli" görür.
Örneğin, sizin üstünüzde bir rock grubunun sembolü olan bir tshirt var diyelim. Karşınızdaki kişi de de benzeri bir tshirt görürseniz otomatik olarak egonuz ona sempati duymaya başlar. Ama karşınızdaki kişide sizin giymeyi hiç sevmediğiniz türde renkten bir gömlek varsa egonuz bu sefer karşınızdaki kişiye antipati duymaya başlar.
Bu sürecin aslında hiçbir mantığı yoktur ama beynimiz otomatik olarak bu tür önyargılar oluşturur.
Bu sebeple tavsiyem insanlardan aldığınız ilk imaja çok güvenmeden samimi bir konuşmayla onu yakından tanımanız. Böylece beyninizin size yanlış sonuçlar çıkarmasına engel olursunuz.
"Isınma" meselesinde bir faktör daha vardır.
İnsanlar aslında çok kolay yalan söyleyemezler. Yalan dediğimiz olgu beyinde "doğru" olarak kodlanmış bilgilerin bilinçli bir şekilde çarpıtılmasıdır. Beyin bundan son derece rahatsız olur. Bu sebeple yalan söyleyen bir insan normalden çok daha fazla enerji harcar ve sinir sistemine daha çok yük bindirir.
Sinir sistemine binen yük arttıkça karşı tarafın beden dili, yüz rengi, nefes alması ve mimiklerinde stres belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Yalan söyleyen kişi bu belirtileri bastırmaya çalıştıkça stresi daha da artar. Bu sebeple yalancı her ne yaparsa yapsın sözel olmayan sinyalleri karşıya çelişki sinyalleri göndermeye başlar.
Sizin beyniniz bu sinyalleri algılar ve size uyarılar göndermeye başlar.
Buradaki uyarı karşı tarafın söyledikleriyle gönderdiği sinyallerin birbirini tutmamasıdır.
Doğru konuşan bir insanın sözel ve sözel olmayan tüm sinyalleri uyumlu olduğu için böyle bir çelişki ortaya çıkmaz ve ondan "samimi" imajı alırsınız. İşte bu durumda çoğu zaman yaşadığınız bir durum ortaya çıkar. "Yahu bu kişinin sözleri ve fiziği çok hoşuma gidiyor ama içimde bu kişi hakkında rahatsız edici bir his var dersiniz."
Eğer bu hisse dikkat ederseniz karşınızdaki kişiyi daha doğru analiz etme imkanınız olabilir ama birçok insan bu hissi bastırır. Daha sonraki dönemde de karşıdaki kişinin gerçekten "yalancı" olduğu ortaya çıkarsa "hissetmiştim" zaten dersiniz.
Sonuç olarak anladığım kadarıyla siz beyninizin size gönderdiği sinyalleri baskılamıyor ve bence doğru yapıyorsunuz. Buradaki tek tavsiyem çok acele etmemeniz olacaktır. Çünkü bazı durumlarda sizin aldığınız stres sinyalleri farklı sebeplere dayanıyor olabilir.
Sevgilerimle