Sorulmaması gereken bir soru olduğunu sanmıyorum. Sadece sorulacak sorunun cevabı kaldırılamayacaksa sorulmamalı. Sonra alınan cevabın üstüne zincirleme "neden böyle düşünüyorsun?" tamlaması ile devam ediyor.
Bahsetmek istediğim şey alınacak cevabın şeklinden ziyade had konusuyla ilgili. Mesela benim sana dinini sormam gibi düşün ya da senin özel hayatınla ilgili aşk mahiyetinde bir şeyi sana sormam gibi yani. Ben senin hayatında hangi yere sahibim ki soruyorum babında
Dediğini de anladım evet. Yine de hala haddin bilinmesi ve sorulmaması gereken bir soru olduğunu düşünmüyorum. En azından ben, bana sorulan her soruyu kaldırabilirim ve cevaplarım. Kimse de sınırını aşmış olmaz.
Had iki tarafın yaşadıkları ve birbirlerini koydukları yere göre belirlenir bence. Birisinin soracağı bir soru haddine bile değilken bir başkası o soruyu sorabilir bana mesela. Net çerçeveli bir durum değil anlayacağın.
Söylediğinde haklısın evet ancak ben burada kişilerin arasındaki mahiyete göre haddin değişmesini değil de yakınımız olmayan bizimle alakası olmayan kişilerin sarf ettiği sorulara değinmiştim 🙂