Güven meselesi çok zor kurulan bir müessese iken, maalesef ki bir o kadar da kolay yıkılıyor. İnşaası bu kadar zor olan bir yapının, yıkılması ufak bir depreme bakıyor maalesef. Bu yüzden ilmek ilmek işlemek gerekiyor tüm duyguları. Başkalarına güvenebilmek, hayatın çok önemli bir parçası evet, ama yalnızca başkalarına değil kendimize de güvenmek önemli. Fakat bazı kişiler için başkalarına güvenmek, çok büyük bir güçlüktür, özellikle de yeni insanlar söz konusu olduğunda. Bir güven krizi ortaya çıkar ve bunun sonucunda başkalarına güvenme korkusu kendini gösterir. Peki biz tekrar güvenmeyi nasıl öğrenicez? Sırf bu yüzden hayatına yalnız devam etmeyi tercih eden insanlar o kadar çok ki ! Yeniden bir hayat kurmak için, önce insanlara güvenmeyi öğrenmemiz gerektiğini anlamış biri olarak, yeniden güvenmeyi nasıl öğreneceğimizi size de sormak istiyorum.
Kimlere ve ne kadar güvenmemiz gerektiğini düşünmeden, karşımızdakilerin de vereceğimiz bu güvene ne kadar layık olduğunu bizler için neler yapıp bizlere neler edecekleriin hesabını yapmadan fütursuzca güvendik çoğu zaman. Ve evet daha kişiliğine bile puan verebilecek kadar tanımadığımız kişilerle yaşanmış güven kırılmalarının ve hasapsızlığın getirdiği yaraları kapatmak kolay olmadı.
Öyle ki; bu yaraları kapatmak için bile gönül kapılarımızı zorlayanlardan dahi zarar görmüşlüğümüz var. Ve artık vermekte çok çok zorlandığımız bir şey haline gelmiştir güven,.
Hatta bazen öyle birileri çıkar ki karşımıza, güvenmek isteriz çok sınırsızca güvenip kapılarımızı açmak isteriz ama artık çok isteyip de veremediğimiz bişey olmuştur güven..
Peki bu noktada ne yapabiliriz, öncelikle biz insanlar binbir türlü varlıklarız. Hiç birimiz birbirimizle aynı değiliz. Şöyle ki benim yaptığım hatanın cezasını bir başkası çekmemeli yani bir başkasının yıktığı güvenin faili ben mişim gibi cezası bana yüklenmemeli.
Bir çok insan bana bunları bunları yaptı artık herkes yapabilir hatta yapacak gibi değil de! İnsan oğludur sütü pişmemiştir, her şey çıkabilir diye düşünüp onu zarar verilebilecek noktalara yerleştirmemeliyiz.. Yani hırsız olup olmadığını bilmediğimiz birini ilk önce bahçeye almalıyız hemen evimizin en kıymetli eşyalarının olduğu yere alır ve zarar görürsek bu bizim güven kaybetme listemize değil, yanlışlar listemizde bulunmalı.. eğer o bahçede beklerken bir yandan da gözlemlemiş olsaydık hırsızı evimize almamış olacaktık.. Hiç bir şeyimiz çalınmamış olacaktı.
Yani biz bir çocuğun eline büyüyene kadar güçlenene kadar nasıl ki camdan bir eşya veremiyorsak kırılır diye, insanlara da güvenilir olıp olmamalarını ispat edene kadar kalplerimizin kontrolünü vermeyerek bu durumu kontrol altında tutabiliriz..
Makale gibi bir yorum, gerçekten güzeldi. Teşekkür ederim 🙏 Sorunu tespit ettiğiniz gibi, çözüm önerisinde de bulunmuşsunuz ve gayet mantıklı şeyler bunlar. Sadece ikili ilişkilerde değil sosyal hayatın içinde de bu mantıkla yaklaşırsak belki de haklı çıkacaksınız. Geçmişte yaşanılan travmaların psikolojik etkilerinden bir şekilde kurtulup bu dediklerinizi uygulamak kalıyor geriye... Bu sonsuz yalnızlığa hapsolmuş herkesin zincirlerini kırarak özgürlüğe koşmasını temenni ediyorum.
Bu arada bu kadar güzel bir yorumu neden gizliden yapma ihtiyacı hissettiğinizi de merak etmiyor değilim. 🙂
Öncelikle bu gizlilik için bağışlanmayı arzu ediyorum ve gizliden yapmış olduğumu sizin yorumunuzu okuduktan sonra farkettiğimi söylesem inanır mısınız acaba...
Malum bu güven problemi insanlarda inanma içgüdüsünü de zayıflatmakda..
İlaeten tespitimin ve çözüm önerimin tarafınızdan onay bulduğu ve sosyal hayatın içerisinde de uygulanması zaruri olan diğer çözümlerin içerisine dahil ettiğiniz için çok teşekkür ederim.. bilirsiniz ki tarafınızdan taktir görmek kişinin kendine güvenini artırıyor...
Ve yine bilirsiniz ki; psikolojik travmaların etkilerinden kurtulmak için en gerekli ilaç, yine kişinin kişiliğini taktir ettiği kişilerden gelen taktirdir. Tedavi girişiminiz için minnettarım..
Aslında güven dolu olan bu sonsuz yalnızlıkların, birbirlerine kapı komşusu olduklarını ellerini uzatsalar tutabilecek olduklarını ve sonsuz bilinen yalnızlıkların sonsuz mutlulukların bir adım gerisinde olduklarını da bilmeleri gerekmektedir diye bir eklentiyle umudumun hala yaşıyor olduğunu duyurmak isterim..
Bir önceki ilişkinin duygusal yoğunluğu, parçalanmışlığı, getirisi ve götürüsü ile doğru orantı kurmak gerekir. Öyle ki bir zamandan sonra artık yangından kurtarılacak hiçbir şeyin kalmadığına inanırsın. Kalbin örselenmiş, bunca parçalanmışlıklarından sonra yeni bir aşk yaratamayacağını hissedersin. Hele ki uzun ilişki sonrası kişi aşka iyice soğumuş sevgiden umudunu yitirmişse bir sonraki ilişkiye de o kadar soğuk bakar. Onun için yeni bir aşk yeni yıpranışlar yeni girdaplar demektir. Ayrılık sonrası kalp örselenmiş aşka olan bakış açısını yitirmiştir. Bu yüzden karşısına çıkan kimse onu hayata tekrar bağlayan bir partner olsa da bunu hissetme süreci hayli uzun sürer. Daha zor güvenir daha zor bağlanır. Çünkü içten içe korkuyor bile bile lades olmak istemiyordur böyle bir insan.
Ayrılık sonrasındaki zaman diliminde kişinin kendini toparlama safhası ilişkiye hazır olma sürecinden farklıdır. Öyle ki aşk için hazır olma kavramı diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Aşk dediğimiz şey insanin karşısına bir anda çıkar ve tüm hazırsızlığınla teslimiyetsiz bir şekilde yakalanılır. Tabi burada önemli bir anektod var ki karşıdaki kişinin sana hazır olduğunu hissettirmesi gerekir. İşte o zaman üzerindeki ölü toprağı atar, tüm parçalanmışlıklarını unutarak yeni bir aşka yelken açarsın. Burada püf noktası hazır olduğunu hissetmek değil, hazır olduğunu hissettirip seni tekrar aşka inandırabilecek kimseyi bulabilmektir.
Sadece ikili ilişki için baktığımızda, yaptığınız tespitler ve sunduğunuz çözüm o kadar doğru ki, üzerine ekleyecek pek bişey bırakmamışsınız gerçekten. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. Ben sadece şunu eklemek istiyorum. Bu sorunu yaşayanların tek odak noktası, aşk ilişkisi değil genel olarak insanlara inanmamak ve güvenmemek. Selam veren herkese acaba ne menfaati var, şimdi buna cevap versem acaba zarar görürmüyüm gibi kafasının içinde onlarca soru işareti oluşabiliyor. ya da söylenen her lafı yalanmış gibi algılayabiliyor. Aslında insanlara olan güveni yeniden sağlayabilsek, ardından güzel bir ilişki yaşama şansı da doğabilir ama ağır travmalar yaşamış insanların bu kıvama gelmeleri çok zor. Bırakın bir aşk ilişkisi yaşamayı, sosyal çevreden uzaklaşıp kendilerini tamamen yalnızlığa mahkum ederek yaşamaya devam ediyorlar. 😕
Ön yargı ile bakmak saçmalık zaten. Güven olacak birine güvenmeden hayat sürdürülebilir değil. benzeri bir soruda sırtımdan bıçaklansam aldatılsam , kazık ta yesem her zaman yine de herkese güvenmeye devam edeceğim. Bünye bu karmaşık duyguları yaşadıkça tecrübe kazandırıyor insan a. Güçlü insan ı ayıran hayatla baş edebilmesi. Bu tecrübelerle güçlü olabiliyoruz.
Ön yargı farklı birşey, ayrıca bu durumu saçmalık olarak nitelendirmeniz soruda ki hassasiyeti anlamadığınızı gösteriyor. Diğer yazdıklarınız ise bir sürü şey söylemenize rağmen soruya yanıt vermemişsiniz.
Bence siz beni anlayamamışsınız. Sizin bahsettiğiniz şey güvensizsizlik oluşturan bir durumu yaşadıktan sonra kırılan güveni yeniden onarmayı sorguluyor. Ben ise onarmaktan bahsetmiyorum. Tecrübelerle güçlenen bir insanın onarılmaya ihtiyacı olmaz diyorum. Hatalar aranır, kriterler, tercihler değişir. Bunlar tecrübe ile duyguların bakış açılarının beklentilerin değişmesine sebep olur. Yinede ben güvenmeye devam ederim. Samimiyeti olmayan hiç birşey bana göre değil. Birinden tekme yiyeceğim diye yaşayacağım Güzel anların ne zaman biteceğini düşünerek tetikte beklemek psikoloji bozar.
Bakın beyfendi, hiç birimiz birbirimizin aynısı olmadığımız gibi, yaşadıklarımız da aynı değil. Ben zaten soruda insanlara güvenini yitirmiş kişilerin bu güveni nasıl kazanacağını soruyorum. Siz yaşadıklarınızdan hasar almamış olabilirsiniz, biz elbette ki tecrübe kazandık ama yanında eşantiyon olarak hasar da kaldı. Bu durumu güçlü insan veya güçsüz insan diye ayırmanız bence yanlış çünkü neler yaşayıp bu duruma geldiğimizi bilmiyorsunuz. Yaşanılan onca ağır travmalara rağmen bu durumdan kurtulmanın yolunu aramak bir farkındalıktır bence... Sizin söylediklerinizin bilincinde olup, bu yüzden bu soruya yanıt arıyoruz.
Bugüne kadar bir çok insan güvenimi boşa çıkardı. Benim prensibim her zaman aynı kaldı. İlk tanışmada her zaman karşımdaki insanı güvenilir olarak kabul ederim. Güvenimi 1 kere boşa çıkarırsa tedbir alırım 2. kere boşa çıkarırsa ilişkiyi keserim. 3. kere boşa çıkarsa ben malım demek.
Güven ruh gibidir. Terkettiği bedene asla geri dönmez. Güvenmeyîn Herkese. Ne hayat Kalleştir, Ne de Kader Kahpe. . BÜTÜN SUÇ. Şerefini Kaybetmiş ŞEREFSÌZLERDE.
Bu soruya uzun uzun felsefi makale cevap vermeye gerek yok. kişi önce kendine itiraf etmeli bazı şeyleri. istemeli, içinde kurdukları ile bakmamalı hayata. önce istemeli
Yine yeniden dünden razı olmayı öğrenip hayata kaldığımız yerden devam edebilmeliyiz. Yoksa bu korkuların içine hapsolup sonsuza kadar orda kalıcaz. 😕 Ama nasıl? 😏
En İyi Cevaplar