Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

Altın boyutuna göre seçer kullanırız. Çoğu zaman takı olmuştur. Yut diye değil tut diye verilir. Altın seçerken bile şanına göre seçeriz.

Uzak akraba mı? Küçük yeter. Yakın mı? Hadi bu ay az yiyelim de büyük olsun. Birikim mi? Altından daha değerli ne olabilir ki?
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

Aslında göründüğü kadar da basit değildir. Şimdi düşünelim; bir akrabamız var, pek görüşmeyiz birbirimizi de sevmeyiz aslında. Ama ağzı iyi laf yapar, takından dolayı seni ya yerin dibine gömer ya da öv öv bitiremez. Küçük taksan olmaz büyük taksan 3 ay geçinemezsin. Ne yapalım? Ortayı bulalım hadi.

İşte ortanca kardeş olmak böyle bir şeydir. Aslında gönül büyüğü ister, el küçüğe gider. İhtiyaç halinde ortancayı görür.
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

Herkes büyük çocuğun ne tür çileler çektiğinden, annenin ve babanın acemiliğine denk geldiğinden bahseder. Ona lafımız yok. Onların derdi de ayrıdır elbet ama ikinci çocuk gelene kadar saltanat sürdükleri aşikar.

Peki ya büyükle küçük kardeş arasında kalıp sendroma itilen biz çocuklar?
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

"O senden büyük, yapar. O senden büyük, özür dile. O senin ablan ne biçim konuşuyorsun? Abine karşılık verme. O yaşa gel sende yap" ya da tam tersi "Küçüktür yapar. Bir de abla olacaksın şu hale bak. Sen abisin kardeşine kötü örnek olma. Çocukla çocuk olma." Hep bir arada kalırız biz.

Ne büyüğüzdür ne küçük. Herkesin işine geldiği gibidir senin halin. Mesela en basiti büyüğüne bayram harçlığı vermeyi bıraktıklarında sana da vermezler artık.

Büyüğün dışarı gitmek istese seni de gönderirlerdi yanında yalnız kalmasın diye. Küçüğün bir yere gitmesi gerektiğindeyse "o gidemez sen git" olur ya da "kardeşine dikkat et." Ama onlarla girdiğin her ortamda kendini soğanların arasına karışmış patates gibi hissedersin.

Beraber yaramazlık yaparsınız mesela. Azar işitenin kim olacağını söylemiyorum artık.
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

Büyüğün eskilerini sana taşınır, küçüğe yenileri alınır. Büyükle küçük kavga eder arada sen kalırsın. Ara bulucusundur. Küçük kardeşin şımarıklığından büyüğün egosundan senin bir şey talep etmeye zamanın kalmaz. Keşke büyüğün ilk göz ağrısı olmasından küçüğe kıyılmaz tavrından azıcık da ortancanın balı olsa. Büyükle küçük arasında sıkışan kalbimiz bazen önemsenmediğimizi sevilmediğimizi hissediyor. Ama bu sadece hüsnü kuruntu. Biliyoruz 5 parmağın 5'i bir değil ama hiçbirinden vazgeçemezsin.

Baş parmağın iş gördüğü, küçük parmağın sevimli olduğu gibi biz de ortada olan parmaklar gibiyiz.
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

İşaret parmağımız gibi büyüğün yolundan gider, küçüğe yol gösteririz. Orta parmak gibi aile ve kardeş arasındaki düzeni kuran bizleriz. Yüzük parmağımız gibi de ailemizi süsleriz neşe ve renk katarız.

Kısacası ne biz olmadan onlar olabilir, ne onlar olmadan biz olabiliriz, Tüm bunlara rağmen bize olan ihtiyaçlarını sevgilerini hissetmek paha biçilemez.

Tüm ortanca kardeşler adına; abi/abla ve minik kardeş "iyi ki varsınız." <3
Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!

Gönül Büyüğü İster El Küçüğe Gider, Ortada Kalan Hep Ortanca Çocuktur!
Cevapla