En son ki güncel verilere göre dünya üzerinde toplamda 193 ülke ve 7 milyar 44 milyon insan var. Yine en son ki güncel verilere göre dünya üzerinde konuşulan dil sayısı 7 bin civarında ve her hafta bunlardan bir tanesi yok olmakta. Toplamda 2400 tane dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Dünya üzerinde toplamda 4300 din ve mezhep bulunuyor. Bu kadar farklı dil ve dinin bir arada olduğu, farklı kültürlerin yaşandığı topluluklara gidip oradaki insanlarla iç içe yaşamak elbette insanın ufkunu genişletir.
Muazzam bir genel kültür artışı.

Okuduğumuz kitapların ve seyrettiğimiz filmlerin birçoğu yabancı uyruklu insanların eseri. En basitinden bu kitaplar, dergiler, gazeteler; diziler, tiyatrolar, belgeseller ve sinema filmleri farklı kültürleri öğrenmemizde önemli bir yol oynamakta.
Televizyonlarda yayına giren film ve dizilerde ''kültürel değişim'' kaçınılmazdır.

Mesela Pasifik'te bir ada olan Fiji'de etine dolgun olmak hem erkek hem de kadın için ideal bir özelliktir. Fiji toplumunda ''Kilo almışsın.'' yorumu hep bir iltifat, ''Ne kadar zayıfsın.'' yorumu da hep bir hakaret olarak algılanmıştır. 1995 yılında Fiji'ye kablolu televizyonun gelmesiyle birlikte adalılar ve
özellikle de genç kadınlar, anne veya teyzelerini değil; Amerikan dizilerindeki ince belli kadın yıldızları örnek almaya başlamışlardır. Bizzat Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nda yer alan mektepteki erkek talebelerin saçlarının üç numara kesilmesi gerektiği daha önceleri erkek öğrencilere uygulanmakta idi. Fakat birçok sanatçı ve sporcunun saç stili bile okullardaki öğrencilerin saç kesimini etkilemiştir. Bundan dolayıdır ki onların estetiksel yönlerini taklit etmek kaçınılmaz olmuştur. Bu örnekler dünyada ortak bir kültürün oluşturulup eski halk kültürünün bertaraf edilmesinin bir sonucudur. Bunun adı ''popüler kültür''dür.
Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?

''Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı ?'', birçok münazarada konu olmuş ve birçok insan tarafından farklı cevaplanmış bir sorudur. Aslında burada değinmek istediğim nokta şu: İlimli olmak için okumak gerekir. Fakat gezmek de insana öyle bilgiler katıyor ki okumakla kıyaslanabilecek duruma geliyor. Gidilen yerdeki insanların örf ve âdetlerine, dillerine ve yaşam standartlarına baştan aşağıya kendi gözlerinle tanık olmuş oluyorsun. Dolayısıyla bu insanlara nasıl yaklaşman gerektiği konusunda da bilgi sahibi olmuş oluyorsun.
Bir dil bir insan, iki dil iki insan.

Fazladan dil bilmek her zaman avantajlı bir durumdur. Mesela İngilizce dünyada ortak dil kabul edilmekte. Havacılıkta, denizcilikte, uluslararası ilişkilerin konuşulduğu toplantılarda hatta ve hatta yüksek lisans yapmak isteyen öğrencilerin karşısına çıkan bir dildir. Sırf İngilizce konuşmasını bilmediği için sıkıntı çeken birçok insan var. Eskiden ortak dil Fransızca idi. Bütün antlaşmalar Fransızca üzerinden yapılırdı. Bundan dolayıdır ki Osmanlı sultanlarının ilk öğrendikleri dillerden birisi Fransızcadır. İnsanlarla anlaşabilmenin anahtarı olan lisanın fazladan öğrenilmesi sizi daha çok insanlarla anlaşmaya iter. Bu da daha fazla kültür ve bilgi birikimi demektir.
İnsanlara nasıl yaklaşmanız gerektiğini öğrenirsiniz.

Bazı beden hareketleri her toplumda farklı algılanabiliyor. Mesela Türklerde beğenilen yemeğe karşı parmakları birleştirip eli aşağıdan yukarıya doğru sallama hareketi vardır. Bu hareket, ''Yemeği çok beğendim.'' olarak algılanmakta. Fakat aynı hareket İtalya'da ''Param kalmadı.'' anlamına gelmekte. Dolayısıyla bu hareketi İtalya'daki bir restoranda sergilerseniz, paranızın kalmadığını ifade etmiş olursunuz. Farklı milletteki insanların bazı durumlar karşısında verdikleri tepkiler değişiklik gösterebiliyor. Bizim hassas olmadığımız bir konuda onlar hassas olabilir. Dolayısıyla arkadaşlık ilişkilerini zedeleyecek bu tutumları sergilememeniz gerektiğini de öğrenmiş olursunuz.
Kendi dininizin ve kültürünüzün değerini daha iyi anlarsınız.

Farklı dindeki ve kültürdeki insanlarla tanışmanız dininizin ve kültürünüzün değerini daha çabuk anlamanızı sağlar. Mesela Türkiye'de evlenme kararı alan çiftlerin düğün öncesi sergiledikleri bir takım âdetler var; kız isteme merasimi, tuzlu kahve, kına gecesinde gelini ağlatma ve damadın çocuklara para vermesi gibi. Türkiye'de olan bu âdetleri başka ülkelerde görmek zor. İnsanlar arasındaki bağı pekiştiren bu davranışların başka milletlerde olmaması, kültürünüzde olan bu âdetlerin değerini daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Aynı şekilde başka insanların inançlarını gözlemleyip kendi inancınızla kıyaslayabilir ve kendi inancınızın değerini daha iyi anlayabilirsiniz. En önemlisi de o inanca sahip insanlara nasıl davranmanız gerektiğini öğrenmiş olursunuz. Türkiye'ye turist olarak gelen bir kimsenin oruç tutulan Ramazan Ayı'nda başkalarının gözü önünde su veya sigara içmemesi gibi. İçmesi saygısızlık olmazdı fakat içmemesi bir nezakettir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar