
Her zaman taktir ederiz "Erkek gibi kadınları." Erkek gibi çalışıyor, erkek gibi kimseye boyun eğmiyor vs vs. Peki neden insanlar tüm olumlu özellikleri erkeklere, olumsuz ve güçsüzlük ifade eden sözleri kadınlara yükler. "Kadın gibi ağlama!" Erkekler ağlamaz mı gerçekten? Bu yalana hala inanan var mı? Ya da içine kapanık erkekler, mücadele etmeyen-edemeyen, çalışmayan erkekler yok mu? Tabii ki var. Bu erkek egemen toplumsal görüşten küçük bir hikaye ile sıyrılalım mı?
Buyurun o halde.
Kadın aydınlık bir sabaha gözlerini açtığında uykuda dinlenmek yerine aslında oldukça yorgun olduğunu fark etti. Bunun sebebi yılların yorgunluğunu bir gecelik uyku ile üzerinden atamamasıydı. Hemen yataktan kalması gerekiyordu, çünkü geçmişi düşünecek fırsatı bile yoktu her sabah olduğu gibi. Yataktan doğrulup günlük rutinine başladı. Banyoya gidip elini yüzünü yıkadı. Biraz ayıldığını hissederek hemen mutfağa geçti. Çayı demledi, kahvaltılıkları masaya koydu. Arkasından biri 5 diğeri 8 yaşındaki 2 oğlunu uyandırmak için odalarına gitti. Hadi kalkın bakalım sabah oldu okul vakti, diye seslendi. Çocuklar nazlı bir şekilde uykudan sıyrılmaya çalışırken o da hemen odasına geçip üzerini değiştirmeye başladı. Yaklaşık 5 dakika sonra odadan hazır bir şekilde çıkarak tekrar çocukların odasına yöneldi. Henüz yatakta oturan çocuklarına keskin bir bakış attıktan sonra birlikte mutfağa geçtiler. Yine koşuşturma halindeki kahvaltı faslından sonra çocuklar uykulu gözlerle okul kıyafetlerini giydi ve evden çıktılar.
Çocuklar okula başladığı için bir araba alması gerekiyordu...
Servis oldukça masraflı bir işti ve yeteri kadar kazanmıyordu kadın garsonluktan. Bu yüzden 90 model eski ama idare edilecek ucuz bir araba almıştı. Zorla dönen direksiyonu ve inatçı vitesi olmasa güzel bile sayılabilirdi arabaları. Yavaşça yola koyuldular. Önce Ahmet, arkasından Mehmet okullarına bırakıldığında saat 8.25'ti. İşe geç kalmak üzereydi. Aceleyle tekrar yola koyularak 8.35'te iş yerine ulaştı. Mesai başlamış, mesai ile birlikte çay servisi de başlamıştı. Patronundan küçük bir fırça yedikten sonra hemen hazırlanmış tepsiyi alıp servise başladı. Akşama kadar olan koşuşturmanın içinde sadece günde 2-3 sigara içebiliyor bir de öğle araları yemek yiyebiliyordu. Yaklaşık 2 yıldır çalıştığı bu iş yerinde herkes ona hayranlıkla bakıyor,
Erkek gibi kadın!!!!
diyordu. O da bunu kabullenmiş bana kadın gibi davranmayın diyordu. Bende erkek sayılırım. Ama durum öyle değildi. Sevilmeye aç bir kalp, dokunulmadığından sertleşmiş ama kalbine ilk dokunulduğu anda içinde biriktirdiği tüm sertliği bırakabilecek duyguları vardı. Ve erkek gibi bedeninde kadın gibi gerçek bir kalbi gizliyordu.
Bir süre sonra işe yeni başlayan bir adam ile yakın dost olmuşlardı. Adam kadının kalbini görüyor, hissediyor ama onun erkek gibi olmayı kabullendiğini düşünerek gerçek düşüncelerini açığa vurmuyordu. Kadın da bu adam bana iyi geliyor düşüncesi her aklına geldiğinde o düşüncelerden hemen kaçıp erkek gibi olma kabuğuna sığınıyordu. Bir gün sohbet esnasında adamın dudaklarından şu sözler dökülüverdi:
Erkek gibi olmak, iyi bir şey değil. Sadece toplumun bize dayattığı basit bir sıfat.
Çok düşündü kadın bu sözü. Günlerce düşündü belki her gün yaşadığı rutin olayların içinde. Bu sözler kulaklarını çınlatırken bir gün hakkında erkek gibi kadın, diyen birine ani ve beklenmedik bir tepki verdi.
Ben erkek değil kadınım!
Benliğini bulan kadın, artık hayatına erkek gibi değil, mücadele eden, savaşan ama duygularını kaybetmemiş bir kadın olarak devam edecekti.

Toplumun dayattığı hiçbir şey bize ait değildir. Unutulmaması dileklerimle.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar