Yaşamımızın 8 Ayrı Evresinde Maruz Kaldığımız Cinsiyetçilik

Merhaba :)


Bilirsiniz ülkemizde en olmayacak şey bile kadın-erkek diye ayrılır. Bazen kadına bazen erkeğe sonuçta iki tarafa da haksızlık edilir. Şimdi doğumdan-ölüme yaşadığımız, yaşattığımız cinsiyet ayrımcılığını elimden geldiği kadar yazmaya çalışacağım, keyifli okumalar...


Anne karnında cinsiyetiniz belli oluyor


Anne karnına düşmüşsünüz, yaklaşık 4 aylıksınız, herkes cinsiyetinizin ne olduğunu öğrenmek için merak içinde bekliyor. O 4 aylık süre içinde ne anneni ne babanız ne de bir başkası kesinlikle size eşya almıyor. Bazıları sabırsız davranıp "beyaz, sarı" renklerde kıyafetler, yatak örtüleri alabiliyor ama asla mavi veya pembe değil! Çünkü mavi erkek, pembe kız çocuğunun rengidir.


Doğumdan Ölüme Türkiye'de Cinsiyetçilik

Renklerden başlıyoruz ayırmaya


Halbuki erkek çocuğu pembe renk gömlek giyse ne fark eder ki? Neden bebeğinize belki çok yakışacak bu rengi giydirmiyorsunuz? Aslında çok basit bir neden var "öyle gördüler" ve değiştirmek istemiyorlar veya cesaretleri yok...


Oyuncaklarla oynama yaşınız geldi


Artık biraz daha büyüdünüz; konuşabiliyor, oyuncaklarla oynayabiliyorsunuz. Ama bir sorun var; kız çocuğuysanız bebeklerle, erkek çocuğuysanız arabalarla oynamalısınız, zorundasınız!


Mesela bir erkek çocuğu bebeklerle oynuyorsa ilk önce yaşıtları olan arkadaşları dalga geçer daha sonra ailesi bu durumdan utanır ve çocuğu hastaneye bile götürebilir. Düşünsenize 5-6 yaşlarında çocuk bile bu cinsiyet ayrımını öğrenmiş durumda. Ne kadar da üzücü ve yanlış... Bir kız çocuğunun arabaya, erkek çocuğunun ise bebeğe ilgi duyması kadar normal bir şey yoktur aslında. Hiçbir ebeveynin kız çocuğuna araba aldığını gördünüz mü ya da erkek çocuğuna bebek? Büyük olasılıkla görmemişsinizdir bende görmedim zaten. Ayrıma da böyle başlıyor, aşılıyoruz çocuklara ve sonraki nesiller de böyle devam ediyor.


Yaşamımızın 8 Ayrı Evresinde Maruz Kaldığımız Cinsiyetçilik


Bu noktada şuna da dikkat çekmek isterim; kız çocukları bebekle oynar, oynatılır. Çünkü büyüyünce de bunu yapmalıdır, bu yaşta belki hiç fark ettirilmeden öğretilir bu.


Okula başlıyorsunuz


O da ne! Bütün kız çocukları pembe, erkek çocukları ise mavi önlük giymiş.



Herkes cinsiyetini bilsin ve ona göre hareket etsin!



Belki kabul etmeyeceksiniz ama renk olayı budur ve bu cinsiyet ayrımı o yaşta öğretilmezse ileride (onlara göre) büyük sorunlara yol açar bu da devletlerin işine gelmez.


Ben ilkokuldayken mavi önlük giyerdim erkeklerde öyle, güzeldi fakat farklı şekillerde cinsiyetçilik yapılırdı; futbol oynamak gibi. Şimdi öyle değil yine bir renk ayrımı söz konusu. Neden sürekli bir ayırma telaşı içindeysek...


Okulda erkekler futbol oynar, kızlar ise ip atlar. Bu böyledir, böyle gelmiştir ama böyle gitmek zorunda değildir.


Size sunulan şeyler en başından beri bellidir, sizde buna göre hareket eder bunu normal karşılarsınız. Eğer erkek çocuğuysanız ve iyi futbol oynayamıyorsanız arkadaşlarınız sizinle alay edip "kız gibi oynama" diyebilir. (İşte ezme duygusu da böyle ortaya çıkıyor, toplum buna itiyor.) Kızlar futbol oynamazken, oynatılmazken kızların kötü futbol oynadığını sanırlar. Kız arkadaşlarınız bile futbol oynamak istediğinizde size tepki gösterebilir. Onlar da böyle öğrenmiştir çünkü. Bakın oyunları bile ayırdık hemde çocuk yaşta!


Meslek seçme vakti


Kafanızda deli sorular "bir kadına/erkeğe en çok yakışan meslek hangisidir acaba?"


Evet meslekleri de ayırmayı başardık :D


Sahi nedir acaba bir kadına/erkeğe yakışan meslek? Polis olmak isterken ailesinden hayır cevabı aldığı için hiç mutlu olamayacağı "kadın mesleği"ni seçmek mi? Onlara göre zamanla alışırsın ya da hiç alışma evlen eşine, çocuklarına bak sonuçta kadınsın ve çalışmak zorunda değilsin. Nasıl olsa eve erkeğin bakması mecburi ama kadın için aynı şey söz konusu değil. İşte erkeğe yapılan en büyük haksızlık...



Sen erkeksin; evine bakmak zorundasın/ Sen kadınsın; evlenip çocuklarına bakacaksın, istiyorsan oku ama çalışma.



Bir erkek hemşire olmak istemez mesela çünkü hemşire kadındır. Erkekler neden ana sınıfı öğretmeni olamasın ki? Çünkü çocuklarla ilgilenmek kadın işidir. Olamasın dediysem tabii ki okuma hakları var ama iş bulma kısmı sallantıda. Hem el âlem ne der, ne düşünür erkekten çocuk bakıcısı mı olurmuş? Gülerler "adama"


İşte kelimelerle ayrılma noktasındayız


"Adam" okurken bile iki cinsiyette de bir böbürlenme oluyor, çünkü adam doğru olandır.



Doğru düzgün değil adam akıllı deriz.



Bu da cinsiyetçiliğin bizde nasıl içselleştirildiğini gösteriyor.


Bir kadına kadın dediğiniz için size "hayır ben kızım" diyebilir evli değilse eğer. Çünkü kadın olmak kötüdür, evli değilseniz farklı noktalara çekilir bu. Ama erkek öyle değildir. Ona adamda, erkekte diyebilirsiniz hatta çapkın bile. Çapkın kelimesi hoşlarına dahi gidebilir.


Çapkın olmak, ayran gönüllü olmak... Kötü bir şey değilmiş gibi değil mi? Şimdi kadınlardaki tabirini kullanınca kötü diyeceksiniz. "Kaşar, Or*spu" artık kötü oldu farkındayım.


Yaşasın evleniyorsunuz!


Mesleğinizi seçtiniz, erkekseniz askere gittiniz; kadınsanız askere gitme zorunluluğunuz yoktur. Çünkü kadınsınız, yapamazsınız. Erkekseniz güçlü ve cesur olmak zorundasınız.


Sözdü, nişandı derken kına gecesi gelir, gelir gelmesine ama kadınlar için gelir. Kadınlar toplaşıp gelini ağlatmaya çalışırlar.



O göz yaşı akacak!



Gelin ağlamalıdır, ağlamazsa "ne meraklıymış evlenmeye, azgın" denebilir.


Erkeklerde ise bekarlığa veda partisi vardır. Dansöz oynatılır, felekten bir gece patlatılır.


Kadınlar dansöz oynatmaz zaten, erkeklerde ağlamaz.


"Erkekler ağlamaz"


Düşünsenize ağlamaya hakkınız yokmuş gibi davranılıyor ve siz ağlamaya utanıyorsunuz. İşte erkeklere ve kadınlara biçilen kılıf; Erkeksen güçlü, kadınsan zayıf olmalısın. Ağlamak bir zayıflıktır onlara göre.



Azerbaycan'da okuyan bir erkek arkadaşım var. Bana orada yaşadığı sıkıntılardan bahsetti biraz;



Küpe taktığım, saçımı diktiğim ve şort giydiğim için gözleriyle küfür eden insanlar var.



Orada erkeklerin şort giymesi ayıp karşılanıyormuş, kadınlar giyince bir sorun olmuyormuş. Duyunca çok şaşırmıştım bizim ülkemizde hep kadın bedeni saklanmak istenmiştir çünkü. Ama bir şeyin farkındasınızdır; "cinsiyete göre şekillendirilmek, ayırmak" her yerde aynı. İki cinsiyete de sürekli olarak bu yapılıyor, yapıyoruz!


Türkiye'de de erkeklerin küpe takması hoş karşılanmaz mesela. Keşke tecavüzü normalleştirmek yerine bunları normalleştirmeye çalışsak...


Ölüyorsunuz


Evlendiniz, çocuklarınız oldu ve onlara da aynı şeyleri yaşattınız, cinsiyetçiliği empoze ettiniz. Fakat artık yolun sonundasınız, ölüyorsunuz.


Cenazeniz taşınıyor ama durun cenazenizi kadınlar taşıyamıyor! Nedenini bilmiyorum belki dinen sakıncalıdır ya da yine geçmişten süregelen bir adettir ama sonuç aynı "cinsiyet ayrımı"


Ben gördüğüm kadarını yazmaya çalıştım, kesinlikle bir tarafı kötülemek veya övmek gibi bir gayem olmadan.


Okuduğunuz için teşekkür eder, bu tür cinsiyetçiliğin olmadığı günleri görmeyi dilerim.


Esen kalın...:)


Yaşamımızın 8 Ayrı Evresinde Maruz Kaldığımız Cinsiyetçilik
Cevapla