"Mutluluk" Bizimlesin

Kendi Mutluluğunuz Gerçek Mi? Sorgulayın...



Sorgulamayı bilen insanlar kendilerini de sorgulamaktan çekinmezler. Hayatım bunu yapmakla geçti ve nihayet gerçekte olduğum kişiyi sosyal hayatımda da olabilmek için cesaret buldum.



"Mutluluk" Bizimlesin



Benim gibi pek çok trans kadın bunu yaşar.


"Yine mi LGBT?" demenize gerek yok. Bu bencemi bir Suriye'li çocuk için yazıyorum.


Adını bilmiyorum ama onu 2015'in soğuk kış akşamında görmüştüm ilk kez.



Hayatımda ilk defa kendim için makyaj malzemeleri almaya başladığım dönemdi.


Bunu yapmak için Ankara'da yaşadığım dönemde evime yirmi dakika yürüme mesafesi kadar uzaklıkta bir gross market vardı. Başka ürünlerde bakabildiğim için oraya yürüyüp bir şeyler almak bana mutluluk veriyordu. Dönüş yolunda ise aldığım şeyi bir an önce kullanma hevesinde oluyordum.



Yine bunu yaptığım akşamlardan birinde karşılaştım o anne oğul ile. Yanlarındaki kapitalizmin hepimizi sömürdüğü kocaman iki üç marketin gölgesinde oradan torbalarca alışveriş yapıp araçlarına binen insanların arasında hemen kenardaki çöp konternerının yanına bir ateş yakmışlar karton üzerinde oturuyorlardı. Başında çatısı olmaması gibi kocaman dertleri olan bir anne her şeyi unutmuş gibi çocuğuna o kadar şefkatliydi ki, birbirlerine çok güzel gülümsüyorlardı. Belki de zor şartlar sevgi bağını güçlendirir.



Dilenmek falan söz konusu değil, bunun için çok ücra bir köşeydi.



Oraya haftada bir iki gidişimde onlarla karşılaştım hep. Mutlulukla ve şevkle yola çıkarken artık bir yanım hep buruktu. Evet ben bir kadındım ama beni mutlu eden şeyin allık, ruj ya da pudra olması beni utandırmaya başlamıştı. Onların mutluluğunu gördükce daha da eziliyordum marketten çıkarken.



O güzel çocuğa hep bir şeyler almak istedim. Hediyelere boğmak istedim. Ama yapamadım. Kasiyerle bile diyalog kuramıyordum, tedirgindim. Bunu yapacak öz güveni kendimde bulamadım. Onu markete sokup ne isterse almayı çok isterdim. Tek göz de olsa girdiğimde sıcacık olan evimdeki tek yatağı onlara vermeyi çok isterdim. Aldığım şeyleri şevkle kullanma isteğinden çok eve gidene kadar bunları düşünüyordum.



O çocuğu son gördüğüm an hafızama kazındı. O son anı her hatırladığımda şimdi bunu yazarken olduğu gibi ağlıyorum. Marketlerin önündeki dondurma tezgahından belki ellerindeki üç beş kuruşla alınmış belki de hediye olarak verilmiş iki dondurma vardı çocuğun elinde. Hiç yemeye bile başlamadan birisini annesine doğru uzatarak hızlı adımlarla yaklaşıyordu annesine. Ama yüzündeki mutluluğu, heyecanı, bakışlarını ve annesiyle paylaştığı o gülümsemeyi tam bir yıldır hiç unutmadım.


Bu onu son görüşümdü, onun için hiç bir şey yapamadım. Hiç bir zaman da yapamayacağım belki. Ama onun bir dondurma için yaşadığı o mutlu an yazıyla da olsa hiç silinmesin istedim. Her "MUTLULUK" dediğimde benimle olacaksın güzel çocuk.

"Mutluluk" Bizimlesin
Cevapla