
Bir çocuk düşün…
Gözlerinin içine acıyarak bakılan ve küçük düşürülerek verilen eski bir pantolon olsun üzerinde.
Ayakları vicdanımız gibi kara, Elleri yüreğimiz gibi yara bere içinde.
Üstüne giydiği tişörtteki resmin manasını hiç merak etmemiş ve rengini kendi seçmemiş.
Aile diyebildiği bir tek sahipsiz sokak köpekleri ve ara sıra uzanan hayır ellerinden ibaret.
Sevginin ne olduğunu köpeğine yemeğinden verdiğinde hissediyor ama nasıl yaşanacağını pek bilmiyor çünkü sevecek kimsesi yok.
Fazla seçenek sunulmamıştı ya sokaklarda hırsızlık yapacaktı, ya tiner ile kendinden geçecekti ya da dilenecekti. Bunların dışında bir hayata sahip olabilir mi? Bir düşün kendinden…
Elbette hep yardım ediyoruz ve çok duyarlıyızdır diye kendini bile inandırdığın yalanlara sevdana sarılır gibi sarılabilirsin ancak böyle olmadığını ikimizde biliyoruz.
Yanından geçtiğinde nasıl tedirgin olup kafanı ters tarafa çevirdiğini hatırla…
Elini açıp senden para istediğinde hep aklına sapasağlamsın gidip çalışsın diyorsun ama bir işveren olarak bu çocukların elinden tutup iş vermiyorsun. Doğru ya müşterilerin rahatsız olur hem de vicdanının rahatsız olmadığı kadar.
Şimdi düşün para vermediğin, iş vermediğin, selam vermediğin bu çocuklar sokaklarda birbirlerini görüp selam veriyor ve arkadaş oluyor. Sevgisizliği yaşayan ve sokaklarda vebalı gibi davranılan parasız, işsiz bu çocuklar bir araya gelince ne hatalar yapıyorlar biliyorsun.
Bu çocukların yaptıklarında birey olarak hepimiz suçluyuz ama laf ile gemi yürüten bir millet olduğumuzdan kime sorsan şu cevabı alıyorsun “Ben elimden geleni yapıyorum”.
Yemek yediğimiz masanın yanına otursa nasıl hissederiz?
İşletmenin sahibi nasıl davranır?
Bunların cevabını bilip bu çocukların yaptığı hataları nasıl şaşkınlıkla izliyoruz?
Bir sokak çocuğunun da senin kadar sevdayı ve sevgiyi yaşama hakkı var, biliyorsun ama görmüyorsun.
Bilir misin o sokaktaki köpekler gibi, kediler gibi, böcekler gibi gördüğün insanların sevdaları senin sevdana çok benzer ve güldüklerinde aldıkları haz senin aldığından az değildir. Senin kadar kendi sevdiği renklerde giysileri olsun istiyor ve karşısındaki insana boynunu bükmeden bakmak istiyor.
Güzel insan, kirletme vicdanını daha fazla…
Sokakların çocukları değil onlar
Senin gibi bir annenin babanın çocuklarıdırlar
Kaldırım taşları doğurmadı onları
Vicdanına giden yolların taşlarıdır gördüklerin…
Ne yapılabilir? Nasıl yardımcı olunabilir? Nasıl el uzatılır? Bunlar değil düşünmemiz ve konuşmamız gereken seninle.
Onlara bakıyorsun ama görmüyorsun.
Farkına varman lazım öncelikle ve kararıp taşlaşan vicdanını kabullenmen.
Kamu ve oyuna hitap etmiyorum artık size yazar gibi kendime yazıyorum.
Vicdanını rahatlatmak istersen eğer “Ben elimden geleni her daim yapıyorum” diyebilirsin.
Amacım bu çocuklara acımanızı sağlamak değil, böyle düşündüysen boşuna okumuşsun güzelim.
Acınacak olan o çocuklar değil çünkü sensin.
Dimağınıza selam olsun.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar