"Güneşli bir günde
Masmavi göreceğiz Karadeniz'i
Balkaya'dan Kapuz kadar,
Karış karış biliriz bu şehri;
EKİ'nin çiçekli bahçeleri,
Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla;
Paydos saatlerinde yollara dökülen,
Soluk benizli insanlarıyla.
Siyah akar Zonguldak'ın deresi
Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası..."
Orhan Veli Kanık 1946

13.05.2014 Salı... Türkiye her zamanki gibi bir güne uyanmıştır ve gündem kendi rutinliğinde ilerlemektedir. Devlet Büyükleri(!) yine boş boş, ortaokul çocukları gibi atışmakta, dolar yükselmekte, Suriye ile aramız gerilmekte, ağzı olan konuşmaktadır. Bir saat önce olan bir saat sonra önemsiz ve boştur her zamanki gibi...
Kim bilebilirdi ki(!) o Kara Salı günü Manisa'nın Soma İlçesinde bir madende göçük olacağını... Fıtratımızda vardı, olurdu böyle şeyler, neden olmasındı, iş kazasıydı altı üstü tedbirsizlik değildi... Türkiye'de her ölümlü veya ağır yaralanmalı "kazadan" sonra zaten tedbir alınırdı ne kasacaktı ki Devletimin güzel büyükleri! Balık hafızalı vatandaş bunu da püf deyince unuturdu nasılsa...

Ama öyle olmadı, Soma'da Cumhuriyet tarihimizin en korkunç maden kazası meydana geldi. Tam 301 madenci hayatını kaybetti... Türkiye'de hiç mi kaza olmuyordu, dedim ya fıtratımızda vardı bunlar... Zonguldak bu konuda başı çekmekteydi ki 1941'den bu yana 3.000 kişi hayatını kaybetmiş, 100.000'den fazla kişi de yaralanmış, bir o kadar kişi psikolojik travmalarla boğuşmuştur ve hala da boğuşmaktadır.
O günü, anmayı, olanları unutmak hiç kolay değil. Hep söylüyorum, ben empati yapmayı beceremem, yapana da bir şey diyemem ama bu acı için empatiye gerek yok, bu bir milli mesele... Tabii ki ateş düştüğü yeri yakar yıkar, tabii ki bizi "ırgalayan" çok bir şey yok gibi görülüyor ama bu mesele ciddidir ve yarın öbür gün hepimizin başına böylesi bir "iş kazası" gelebilir.
İşin tuhafı bu olaydan sadece 20 gün önce TBMM'ye ilgili madenin güvenliğinin araştırılması teklifi verildi ve teklif aynı hızla reddedildi.
Bu kazadan sonra, "Hayat Odaları, İş Sağlığı ve Güvenliği, Dayılık Sistemi, Taşeron İşçiler, Asgari Ücret" gibi meseleler gündeme geldi. Madenlerde değil hayat odası, çalışılan tünellerde çökmeyi önleyecek hiçbir tedbir yoktu. Daha da tuhaf olan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre söz konusu maden işletmesi Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., 2012 yılında 2 kez, 2013 yılında 2 kez, 2014 yılında ise 13, 14, 17 ve 18 Mart'ta iş sağlığı ve iş güvenliği yönünden teftiş edilmiş, mevzuata aykırı bir durum olmadığı belirlenmişti. İşyerinde 25 Temmuz 2013'ten bu yana 9 iş güvenliği uzmanı ve 3 işyeri hekimi çalıştığı belirtildi. Ve hatta, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Temmuz 2013'te aynı işletmenin farklı bir ocağının açılışını yapmış, örnek bir işletme olduğunu belirtmişti. Örneği buysa kötüsü nasıl olur hayal bile etmek istemiyor insan.

Taşeronluk başlı başına kana dokunan, devlete külfet bir sistem bilirsiniz. Başkaları yatsın ve havadan para kazansın diye "Harranlı" kişiler "Yardımcı Personel" adı altında ağır şartlarda çalıştırılmaktadır. Yıllardır kadro vereceğiz vaadi ile uyutulan yaklaşık bir milyon kişi geleceği olmadan, güvencesi olmadan, ağır vergi yükü altında çalışmaktadır. Devletimin bazı memurları sümenlerini doldururken ve sosyal denge, tatil parası, bilmem ne ücreti adı altında güzel paralar alırken, Harranlılar (yani taşeronlar) onlar rahat etsin, of demesin diye vardır. Şunu bile gördü bu gözler: "Dikkat! Serviste oturma önceliği memurlara aittir." Oturmak bile kabahattir yani Taşeron için... Kaldı ki madende çalışmak, gün yüzü görmemek zorken, bu insanların hakkını ödemek için bir "Özür dileriz." demek düpedüz kara mizahtır.
Bir de cevaplanmamış bir kaç soru var aklımda:
1. Onca yardım parası, bağış nereye kaybolmuştur? Hak sahiplerine ulaşmış mıdır?
2. Ulaştı ise neden bu görülmemektedir? Görülmekte hali bu ise bu ne yaman çelişkidir?
3. Dahası bu insanlar mağdur olmasın diye bağlanan aylıklara rağmen ölenlerin kardeşi, oğlu, kuzeni vs. hala neden "ekmek parası" diye çaresizce madende çalışmaktadır?
4. Cumhuriyet tarihimizin en vahim kazalarından biri olmuş, üzerinden bir sene geçmesine rağmen neden standartlarımız kölelik düzeydedir?
5. Madenleri bile denetlemeyen Devlet, nükleer santral yapmak gibi boyundan büyük olaylara neden kalkışmaktadır?
6. Neredeyse aldığımız nefesten bile vergi alındığı düşünülürse bunların bize dönüşü ne şekilde olmaktadır?
7. Hayat bu kadar ucuz mudur?

Saygılar efendim....
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar