Masum edebiyatının bitmesi gerekir.

Masum edebiyatının bitmesi gerekir.



Kendisini her daim masum olarak gören ve masum olmayanların diğerleri olduğunu düşünen kitlenin safsatasına selam olsun…



Bu yazıda değineceğim mevzunun ağırlığını biliyor ve yazdıklarımın her kelimesinin bilinçli olarak yazıldığını tarafınıza deklare ediyorum.


Bu deklarasyondan sonra konuya girmeden önce bir hatırlatma yapacağım.
Yazılanları reddetmek ya da kabul etmek için okumayın, kırılmış önyargılarınız ile okuyun.


Bir alışveriş merkezinde kimliği belirsiz kişilerce bomba patlatılıyor…
Bu patlama sonucu birçok insan ölüyor…
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, erkekler yani sivil insanlar.


Tanrı inancına sahip insanların yaratılma nedeni olan “özgür iradeyi” ortaya koyma şansı olmayan çocukların bu şekilde ölmesi cevaplanamaz bir sorudur. Melek oldu derler ama Tanrının sınava alıp sınav şansı vermemesi tezatlık olacağından kabul edilmez.


Tanrının sınavdan geçirdiği insanı, sınavın ilk 2 3 ayında ölüm ile tanıştırması ve sınavdan elemesi konusu büyük bir problemdir. Günahsız almak için doğrudan cennete gider demek ayrı bir problem oluşturur.


Tanrı sınav yapıyor ama sınava başlamamış iki aylık bir bebeğin sınavını iptal ediyor.
Niye sınav yaptı o halde madem başından sonu belli hepimiz iki aylıkken ölseydik yaklaşımı doğmuştur.


Karmaşık değil ama düşünmeyen toplumlar için içinden çıkılmayacak kadar zordur mevzu.


Gelelim ateist düşüncenin bu konuya bakışına…


Ateist düşünce bu ve benzeri konularda ortak atadan türediğimiz hayvansal içgüdüleri konu edip, evrenin oluşumunda yer alan tesadüf faktörünün insan içinde geçerli olduğu yaklaşımı sergiler.
En azından temeli bunun üzerine kurar.


Her iki kesimde bunları kabul etmeyecek ve farklılıklarını ortaya koyacaktır elbette.
Yazmaya ve söyleme geldiğinde çok üretken olur bu arkadaşlarımız.
Bu konuları hiç yazıp, düşünmediklerinden sadece konusu açılıp üzerine bir şeyler yazılıp söylendiğinde “bence” diyerek mensubu olduğu kitlenin alkışlarını alacak izahatlara girerler.


Arkadaşlar!


Bir alışveriş merkezine bomba koyan insan bizim yaşadığımız dünya ve düzende yaşayıp insanların canını alacak kişi oluyor.


Afrika’da açlıktan ölen bir çocuğun vebali tüm insanlığındır, bir bomba ile ölen insanların vebali tüm insanlığındır.


Dünya üzerinde yaşayan insan diye anılan canlılar olarak olan bitenin tüm sorumluluğu bize aittir.
Deprem olacak yerler biliniyor ve nasıl yapı yapılırsa ölünmeyeceği biliniyor ancak bizler buralara çürük evler yapıyoruz ve ölüyoruz. Bu doğanın suçu değil insan olarak bizim suçumuzdur.


Evladını alışveriş sırasında patlayan bombada kaybeden anne ve baba bu suça ortaktır.
İnsanlık olarak öldürülen her canlının sorumluğu üzerimizde ve masum değiliz aslında.


Birey olarak düşün hangimiz eşit ve adalet kavramları ile aşk yaşıyoruz?
Sevdiğimiz arkadaşlarımız ile sevmediğimiz arkadaşlarımıza bile farklı davranıyoruz!
Daha çok para kazanmak için başkalarının üzerine basıyoruz, Dilenciler bugün varsa insanların daha çoğunu kendilerine istemelerinden kaynaklıdır, paylaşmak istediklerinden değil.


Bu sorumluluğun iki türlüsü vardır.
Birincisi direkt olarak bunlara neden verecek bir hayat yaşamak.
İkincisi bunlara karşı direnmeyerek, mücadele etmeyerek dolaylı olarak düzeni sürdürmek.


Kimse üzerine almayacaktır ve yine dindar için Allah’ın takdiri olarak adlandırılıp suç Allaha atılacak, Ateist için ise belirli insanların kötülüğü olarak kalacak.


İnsanlık olarak bu sorumluluğu kendi omuzlarımıza almadığımız sürece her kötülüğün altında imzamız olacak.


Kamu ve oyuna değil kendime yazıyorum.

Masum edebiyatının bitmesi gerekir.
Cevapla