Şimdi ise gelelim asıl konuya... Eğer bundan önceki benceyi okumadan direkt bunu okuyorsanız ilk önce bundan önceki (Kur'an'ı Kerim değişti mi?) benceyi okuyup sonra bunu okuyun. Bunları yazarken bir oturuşta oturup yazmadım. Bir oturuşta oturup yazmak benim için imkânsıza yakın bir şey. Birkaç gün aralarla yazdım. Bazen araya 2 ay, bazen haftalar girdiği için cümlenin akışını bozan paragraflarım olabilir. Sadece söylediğim her bir cümlenin bilgisine bakmanızı isteyeceğim.
1. mebhas kimya-astronomi, 2. mebhas tıp, 3. mebhas tarih, 4. mebhas astronomi, 5. mebhas tarih, 6. mebhas tarih, 7. mebhas fizik, 8. mebhas jeoloji, 9. mebhas tıp, 10. mebhas meteoroloji, 11. mebhas astronomi-fizik, 12. mebhas tıp olmak üzere toplam 12 mebhasa değindim. Özellikle 11. ve 12. mebhasa bakmanızı isteyeceğim. Hepsine özellikle bakın zaten. Lakin 11. ve 12. mebhasları ayrı zikretmek istedim. Yarısını bu bencede, diğer yarısını bundan sonra atacağım diğer bencede olacak uzun olduğu için.
1. MEBHAS

İlk olarak kimya-astronomiyle giriş yapayım dedim. Bu kısımda demirin "inişini" ele alacağım. Burayı çok iyi okuyun çünkü bu konu genellikle eksik/yanlış biliniyor. Aynı dağ meselesi gibi... Ne demek istediğimi bu kısmı bitirince anlayacaksınız zaten.
- Kırmızı kutucuğun içerisindeki "enzelna" kelimesinin kökü (نزل), "inmek, așağı düşme" anlamındadır. [Hans Wehr 4th ed., page 1122 (of 1303)] (Birazdan kaynak üzerinde çize çize göstereceğim. Diğer mebhaslarda da...)
- Yeşil renkli kutucuğun içerisindeki "I-hadide" kelimesinin kökü (حدد), "demir" anlamındadır. [Hans Wehr 4th ed., page 188 (of 1303)]
- Mor kutucuktaki "be'sun" kelimesinin kökü (باس), "kuvvet-sağlamlık, dayanıklılık" anlamındadır. [Hans Wehr 4th ed., page 50 (of 1303)]
Siyah kutucuktaki "menafiu" kelimesinin kökü (نفع) ise "yararlı, avantaj" anlamındadır. [Hans Wehr 4th ed., page 1157 (of 1303)]
Bu ayette "enzelna" kelimesi hem fiziksel olarak aşağı inmek hem de bağşetmek/lütfetmek anlamlarına gelir.
Ben, "inme" olayını ele alacağım. Çünkü "demir, dünyayla birlikte oluşmuştur, gökten inmedi" deniliyor. Bu yanlıştır. Evet dünyayla birlikte de oluştu lakin aynı zamanda gökten de inmiştir. Ve günümüzde de iniyor... Zaten birazdan vereceğim kaynaklarda, makalelerde halen daha demirin fiziksel olarakta indiği gözlemlenmiş olduğunu göreceksiniz.
İlk olarak, sözcüğün kökünü kaynak olarak,
[Hans Wehr 4th ed., page 1122 (of 1303)] bu sözlüğü verebilirim. Bu kaynağı diğer mebhaslarda da sıkça vereceğim.
-Her bir bence için 20 resim sınırlanma getirilmiş. Onun için olabildiğince resimlerde sınırlama getirmeye çalışacağım. Normalde baya resimlerle yazmıştım. 20 resim sınırlanmasını şimdi öğrendim.-

Kitaba buradan ulaşabilirsiniz: https://ejtaal.net/aa/#hw4=1135,ll=h38,ls=h5,la=h1,sg=h20,ha=h21,br=h26,pr=h9,aan=h24,mgf=h33,vi=h50,kz=h11,mr=h25,mn=h1,uqw=h106,umr=h25,ums=h14,umj=h34,ulq=h247,uqa=h16,uqq=h2,bdw=h19,amr=h6,asb=h16,auh=h37,dhq=h2,mht=h6,msb=h8,tla=h22,amj=h22,ens=h1,mis=h1

Lavicert renkle yuvarlağa aldığım kısım kelimenin köküdür.
Bu, az önce kapağını paylaştığım kitabın içerisindeki bir sayfaya ait. Altını çizdiğim kelimeler ise aşağı düşme anlamını verir. Görüldüğü üzere, kökü "نزل" olan "enzelna" kelimesinin kelime karşılığı, bağşetmenin yanında düşme anlamındadır 'aynı zamanda'. Ayette kutucuk içerisine aldığım diğer kelimelerin karşılığını da altını çizerek gösterebilirim. Lakin dediğim gibi bu mebhasta "inme" olayını ele alacağım.
Buna ek olarak İÜ Fen Fak. Astronomi Bölüm Dekanına yazdığım e-mail de var. Onun cevabı:

Az önce de dediğim gibi, sadece dünyanın merkezinde olmayıp gökten de meteor yardımıyla dünyamıza demir inmiştir. Ama tabi ki sadece Prof. Doktorun yazdığı bir maili verip geçmeyeceğim.
-----------------------
"The First Instrumentally Documented Fall of an Iron Meteorite: Orbit and Possible
Origin (Bir Demir Göktaşının Enstrümantal Olarak Belgelenmiş İlk Düşüşü: Yörünge ve Olası Köken)" adlı makalede de demir göktaşlarının düştüğü açıkça ifade ediliyor.

Sarı kısım: "demir meteroitlerin düşmesi"
Sarı-mavi kısım: "Son 40 yıl içinde Sokoto (2008, Nijerya), Kavarpura (2006, Hindistan), Ban Rhong Du (1993, Tayland) ve Sterlitamak (1990, SSCB) gibi 325 kg ağırlığında olan ve Sikhote-Alin'den sonra şimdiye kadar toplanan en büyük demir göktaşı kütlesi olan birçok demir göktaşı düşmüştür.
Kırmızı kısım: "Toplamda, 49 demir göktaşının düştüğü doğrulandı."
---

Altını çizdiğim kısım: "Görsel gözlemlerin ilk döneminde, altı demir göktaşının düşüşüne tanık olundu ve güneş merkezli yörüngelerinin karakteri tahmin edildi (Pickering 1910)."
---

Altını çizdiğim kısım: "Göktaşının sahipliğine ilişkin tartışmalar nedeniyle ayrıntılı kimyasal ve izotopik analizi henüz yapılmamış olsa da, 'metalik bileşimi' şüphesizdir (Gritsevich vd. 2021; Moilanen & Gritsevich 2021, 2022)."
---

Altı çizili kısım: "Demir göktaşı güneybatıdan geldi ve 73°'nin üzerinde bir yörünge eğimi ile kuzeydoğu yönünde ilerliyordu."
Bin defa söyledim, bin birinci defa da söyleyeyim, tabi ki aynı zamanda fiziksel olarak değil aynı zamanda bağşettik/lütfettik anlamı da vardır. Ve bazı inanmayan kesim yüzeysel bakış açısıyla Kur'ana baktıkları için demirin sadece sanayi yapımında kullanıldığını sanıyorlar. Halbuki demir döngüsünün yaşam için önemi de vardır ve demir sadece sanayide değil, vücudumuzda da bulunur. Bu durumda demir konusu basite indirgenmemeli...
Demirin yaşam için gerekli olduğu bilinmektedir. Anemi demir eksikliğinden kaynaklanır ve daha fazla eksiklik yaşamı tehdit edebilir -bunu lise 1 öğrencisi de bilir-. Demir sadece insan vücudu için değil, gözle görülmeyen mikroorganizmalar, tüm bitkiler ve tüm hayvanlar için de gereklidir.
Bilim insanlarının son yıllarda sıklıkla araştırdığı konulardan biri de yağmur yağdığında yeryüzüne düşen demirdir.
Bu demir, çöl kum fırtınalarının ürettiği tozun, bulutlar tarafından aerosol şeklinde taşınması ve dünyanın farklı yerlerine yağmur olarak düşmesiyle Dünya'ya geri döner. Yakın zamana kadar insanlar çöllerin doğal sistemlerdeki yerini ve önemini tam olarak anlayamamışlardı. Çöller genellikle işe yaramaz kum yığınları ve boş alanlar olarak biliniyordu. Artık çöllerin bitkilere ve deniz yaşamına ekosistemleri canlı tutmak için ihtiyaç duydukları demiri sağladığı keşfedildi.
KAYNAK: Bağcı, H. R., & Şengün, M. T. (2012). Çöl tozlarının beşeri çevre ve bitkiler üzerindeki etkileri
En büyük çöl olan Sahra çölü, Orta Asya’daki şiddetli kuraklığa bağlı olarak oluşmuş Gobi, Taklamakan, Karakum, Kızılkum çölleri ve Kuzey Amerika kıtasında yer alan Meksika çölü, kuzey yarımkürenin toz kaynaklarını teşkil etmektedir.
KAYNAK: ÖZSOY T, ÖRNEKTEKİN SJED. Kuzeydoğu Akdeniz’de Kızıl Yağmurlar. 2008
Güney yarımkürede en etkili olan toz kaynakları ise Avustralya’daki Victoria ve Gibson çölleri ile Kalahari (Namibya) ve Atacama (Patagonya) çölleridir.
KAYNAK: Ezzati RJHÜFBEDT, Hacettepe Üniversitesi, Ankara . Atmosferik Taşınıma Giren Değişik Kaynaklı Toprakların Bitki Gelişimlerine Etkilerinin Araştırılması. 2009:137
Ek olarak, Sahra çölü her yıl 1.5 milyar ton toz yaymaktadır.
KAYNAK: Laity JJ. Deserts and desert environments: John Wiley & Sons; 2009

Bu konuda Türkiye’de ilk araştırmalardan birini yapan Dr. Saydam, Bilim ve Teknik dergisinin 2002 Ekim sayısında demirin çöl tozlarıyla nasıl taşındığını ve yeryüzüne hayat dağıttığını açıklamış ve çöl tozlarıyla ilgili çalışmaları şöyle belirtmiştir: Çöl tozlarında bulunan demir, Fe+³
formundadır ve bitkiler için kullanışlı değildir. Fakat bu demir bulutlar içerisinde bilinmeyen bir mekanizma ile Fe+² formuna dönüşmekte ve bu şekilde yağmur ile yeryüzüne dönerek bitkilerin demir ihtiyacını önemli oranda karşılamaktadır.
KAYNAK: Saydam AC, “İklim Kontrolü”, Bilim-Teknik Dergisi, Ekim 2002, s.39-48

---
Araştırmacı sahra çölünün, Riyad çölünün ve Anadolu topraklarının demir içeriğini karşılaştırmış ve Büyük Sahra kumunda 4500 birim olan demir, Riyad çölünde 800 birim, Anadolu topraklarında ise 100-200 birim olduğunu bildirmiştir. Daha sonra sahra kumunu çeşitli bitkiler üzerine püskürterek bir deney yapmıştır ve sahra kumunun demir içeriğinden dolayı bazı bitkilerde 5 katına kadar verimi artırdığını gözlemlemişlerdir.
Aşağıdaki fotoğraflar bu çalışmalarına ait.

Ayrıca aynı araştırmacı pamuk tarlalarına çöl tozuyla karıştırılmış su verdiğinde ürünlerin normale göre %11 arttığını ve tarlanın demir oranının %300 arttığını bildirmiştir.
KAYNAK: Saydam AC, “İklim Kontrolü”, Bilim-Teknik Dergisi, Ekim 2002, s.39-48
Yine aynı araştırmacı deniz eko yaşamının ilk halkası olan fitoplanktonların (organizmaların) yoğun bir demire ihtiyaç duyduğunu, bu demirin çoğunun çöl kumlarıyla aşılanmış bulutlar tarafından denize sağlandığını ve çöl kumu taşıyan bu yağışlar olduğu zaman karadenizdeki fitoplanktonların çokça arttığını, buna bağlı olarak hamsi balığının da arttığını rapor etmiştir.
Nature dergisinde 2014 yılında yayımlanan bir araştırma, çöl tozunun deniz ekosistemleri için gerekli olduğunu söylüyor. Araştırmaya göre okyanuslardaki demirin %87'si, aerosol haline gelen ve havada asılı kalan çöl kumundan geliyor.
Hatta denizin ortasındaki mavi rengin, kıyılardaki yeşil renk oluşumunun demir kaynaklı olduğunu ve bu demirin olmaması durumunda deniz ekosisteminin ve canlı çeşitliliğinin azalacağını vurgulamaktadırlar. Hatta kumdan gelen
bu demir olmazsa denizlerin ekosistemiyle
birlikte tüm Dünya’nın ikliminin de
değişeceğini söylemişlerdir.
KAYNAK 1: Conway TM, John SGJN. Quantification of dissolved iron sources to the North Atlantic Ocean. 2014;511(7508):212
KAYNAK 2: http://www.hanimlar.com/makale/bilim-teknoloji/coel-kumuyla-gelen-nimet-demir
Şimdi düşünün, demirin bu hayat getiren özelliği tesadüf müdür, işe yaramaz sanılan çöllerin Dünya’ya hayat dağıtması her şeyin ince ayarlanmış olduğunu göstermiyor mu? Gerçekten de üstümüze yağan çöl demiri olmasa hayat belki bitmezdi ama yukarıdaki araştırmalara göre o kadar zayıflardı ki ekosistemin dengesi çöker, bunun sonucunda insan bu kadar kolay yaşayamazdı. Ekosistemin zayıflamasıyla insanoğlu çok zorlu bir Dünya’da yaşam mücadelesi vermek zorunda kalacaktı. Ayet ne diyordu? “… Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır… (Hadid, 25)”
Bunun yanında, yeryüzünün ilk oluşumu aşamasında Dünya’daki demirin yerin merkezine indirilmesi gerçeği de demirin indirilmesi olayını mucizane bir şekilde açıklıyor. Bu demir bildiğiniz gibi yer çekimini atmosferi ve manyetosferin oluşumunu sağlar. Yine demir bilindiği gibi yıldız patlamalarının ürünü olup, Dünya’ya çok uzak yıldızlardan gelmiştir.
Yani demem o ki, Dünya’nın çekirdeğine demirin indirilmesi ve bu demir Dünya’yı uzaydan gelen zararlı ışınlardan koruması, aynı zamanda demirin bir yıldız patlamasındaki son ürün olması ve yıldızlardan gelmiş olması, aynı zamanda yağmurlarla birlikte yağan demir sayesinde okyanuslarda planktonların artması ve bu sayede Dünya’da oksijen oluşması gerçekleri demiri gerçekten hem bir nimet yapar, hem de demirin indirilme ile kuvvetli alakalarını gösterir.
En doğrusunu Allah bilir.
2. MEBHAS

- Kırmızı kutucuğa aldığım "buduni" kelimesinin kökü (بطن), "karın" anlamındadır.
- Mor kutucuğa aldığım "zulumatin" kelimesinin kökü (ظلم), karanlık anlamındadır. [Lane's Lexicon, page 1972 (of 3039)]
- Siyah kutucuğa aldığım "selasin" kelimesinin kökü (ثلث), "üç, üç katmanlı" anlamındadır.
Ayet burada çok açıktır. İnsan, karanlık içindeki üç katmanlı bir evreden geçerek gözle görülmeyen embriyodan bebek haline gelir, annesinin karnında bir dönüşüm yaşanır.
Modern bilim, bebeğin embriyolojik gelişiminin ayeti kerimede bildirildiği şekilde 3 farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
Birçok embriyoloji kitaplarında bahsedilir bu. Birkaç kitabı bırakıyorum şuraya:
Embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan "Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu olay şu şekilde ifade edilmektedir: Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur. Preembriyonik evre ilk iki buçuk hafta, Embriyonik evre sekizinci haftanın sonuna kadar, Fetal evre sekizinci haftadan doğuma kadar. Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir.
Bu 3 evre/katman:
1. katman: Amniyon ve koryon zarının birleşmesi sonucu olan tek zar. (Bebeği saran ilk tabakadır.)

2. katman: Rahim (Uterus) duvarı.
3. katman: Karın (Abdominal) duvarı.
Normalde ameliyattaki resimleri koyacaktım lakin bence kalkabilir diye koyamadım. Yoksa o şekilde daha iyi gözüküyordu. Kadın doğum uzmanı olan hekimler sezaryen yaptıklarında bu 3 katmanı çok rahat görüyorlar. Karın ön duvarı kesilir ve batın içine ulaşılır. Sonra rahim duvarı kesilir, birleşmiş ve tek zar halinde olan koryon-amniyon zarı kesilir ve bebeğe ulaşılır.
Aşağıdaki resimde bu katmanlar gösterilmiştir.

Evreleri daha da detaylı incelemek için şu slaytı da okuyabilirsiniz: https://media.medfarm.uu.se/play/attachmentfile/video/977/handouts1.pdf
(Slayt'ın türkçe çevirisi için “DeepL” 'sitesine' yükleyip çevirisini yapabilirsiniz ama orijinalini okumanın daha iyi olacağı kanaatindeyim.)
En doğrusunu Allah bilir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Çok beğendim bu bencenide. Profesöre mail atman bile kalite , emek kokuyor😄İnşaallah süper bence seçilmiştir. Sonuna kadar hak ediyor. Seçilmezse bile benim gözümde muhteşem bir bence olmuş 😄Tebrik ederim. Devamını bekliyorum sabırsızlıkla.
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!