Herkesin bir bam teli vardır ya. Benim de adalet konusu 'adil' olma olgusu her zaman hassas noktam olmuştur. Sadece kendi adıma değil, toplumdaki her bir birey için 'adalet' diyen biri olarak yıllar önce işlenen bir cinayet çok ilgimi çekmişti. Araya zaman girdi. Hayat mücadelesi filan derken unuttum gitti. Bugün karşıma çıkan haber ise yine derinden yaraladı. Çünkü 15 yaşında vahşi bir cinayete kurban giden Çağla Tuğaltay'ın katili halen bulunmamıştı ve eğer 5 Hazirana kadar, yani iki gün sonra ortaya çıkmazsa dava zaman aşımını uğrayıp dosya kapanacaktı. Yani 2 gün sonra katil ortaya çıkıp 'Çağla'yı ben öldürdüm' dese bile hiç bir ceza almayacak.
Çok acı değil mi?

Yıl 2000. Hani o meşhur millennium yılına girdiğimiz, dünyayı uzaylıların yöneteceği, gökyüzünde uçan arabalar olacağını hayal eden, edilen bir neslin hatırladığı o özel yıl. Sıcak bir yaz günü. Takvimler 5 Haziran tarihini gösterirken liseye yeni başlayan ve okulların kapanmasına sayılı günler kaldığı için heyecanlı bir genç kız. ya da çocuk mu demeli?
Adı: Çağla Tuğaltay

İstanbul Beşiktaş'ta, anne, baba ve abisiyle beraber çekirdek, orta halli bir Türk ailesinin biricik prenses kızı olarak hayatına mutlu mesut devam eden Çağla bir gün öğleden sonra okuldan eve dönüyor. Kalabalık ve büyük bir sitede yaşıyor bu arada. Annesi normalde evde olması gerekiyor. Ancak o gün diş doktorunda randevusu var. Çağla okuldan geldiğinde evde olacağını hesap ederek randevu saatini alıyor. Ama kader ağlarını sanırım o zaman örmeye başlıyor ve randevuya geç gelen doktor nedeniyle annesi o saatte evde olamıyor. Çağla anahtarla kapıyı açıyor. Annesi de eve geldi mi diye sürekli onun telefonunu arıyor. Çağla'nın telefonu çalıyor, çalıyor, çalıyor. Ama kimse açmıyor.

Annesinin evde olması gereken zaman ve arayıp cevap alamayınca aceleyle eve geldiği zaman dilimi sadece 20 dakika. Daire kapısı zorlanmamış. Gürültü duyulmamış. Çağla abisinin yatak odasında yarı çıplak boğazı kesilerek vahşice öldürülmüş.. Tecavüz bulgusu yok. Belki de annesinin ısrarlı telefon araması nedeniyle korku, zaman bulamadı diye düşünülüyor.
Aradan tam 20 yıl geçti. ya da şöyle diyeyim. 5 Haziran 2020 tarihinde aradan tam 20 yıl geçmiş olacak. Ve işin acı tarafı onca çalışma ve polis teşkilatının çabasına rağmen katil bulunamadı.

'Kendimi kaybetmek istiyorum ama Müge Anlı bulur diye korkuyor..' minvalinde esprilerin yapıldığı yerde defalarca Müge Anlı'nın programına katılan aile ne yazık ki katili bulamadı. Yani Müge Anlı bile bulamadı desek daha doğru olur. Çağla'nın boğazını kesip birde banyoda ellerini yıkayacak kadar soğukkanlı bir katilden bahsediyoruz. Hiç bir iz bırakmamış. Ancak yıllar sonra 2014 senesinde Çağla'nın cesedi üzerinde yapılan otopside tırnak arasında bir erkek DNA sı tespit ediliyor. Neden o gün değil de 14 yıl sonra. Orası da ayrı bir muamma.
Babası, abisi apartmanda erkek kadın herkesten kan ve dna örneği alınıyor. Ama hepsi boş. Katil yok. Üstelik bir yaz günü.. Herkes dışarıda, balkonlarda iken içeri giren her kimse hiç bir Allah'ın kulu görmüyor, duymuyor, bilmiyor..

Belki tanıdık biriydi, iz bırakmama için boğazını kesti deniliyor. Abisi şehir dışında, babası işte, annesi doktor randevusunda. Ve Çağla'nın katili ya dışarıdan içeri girdi. ya da zaten apartmandaydı, o yüzden içeri girerken kimse görmedi. ya da dışarıdan girdi ve apartmanda başka bir dairede oturduğu için çıkmadı. Ne olursa olsun her koşulda her daire, her bir apartman sakini tek tek inceleniyor. Sonuç: YOK

Ve bir kaç gün sonra yani 5 Haziran tarihinde Çağla Tuğaltay dosyası katili bulunamadığı ve hiç bir delil, şüpheli olmadığı için kapanacak. 6 Haziran'da o sapık katil annenin ,babanın karşısına çıkıp 'Çağla'yı ben öldürdüm..' dese bile Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre hiç bir ceza almayacak. Elini kolunu sallaya sallaya dolaşacak.

Ne zaman adaletin kaybolduğu, kanun önünce ve vicdanlarda adaletin olmadığına dair düşünceye bürünsem aklıma hemen bu hikaye gelir;
Çok eski yıllarda krallıkla yönetilen bir ülke varmış ama, bu ülkede hukuk ve hakimler de varmış. Krallığın törelerine göre, bir ‘vatandaş’ öldüğünde şehir merkezindeki dev çan 1 kez çalınırmış. Uzuuun uzun da yankılanırmış.
'Eşraf’tan biri' ölürse çan 2 kez, ‘büyük bir devlet adamı’ ölürse 3 kez, ‘kral’ öldüğünde ise 4 kez çalınırmış. Gel zaman git zaman..
Şehirde bir olay yaşanır ve konu mahkemeye taşınır. Davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkartılan adamın masumiyetini, tüm ülke halkı bilmektedir. Bir formalite olarak görülmesi ve beraat beklenen davadan sürpriz bir karar çıkar. Suçsuz olduğu bilinen sanık idam cezasına mahkum edilir.
Mahkeme biter, dinleyiciler dağılır. Kafalarda büyük bir kaygı vardır. Çünkü adam suçsuzdur, ama para cezası verildiğine göre suçlu bulunmuştur. Kısa süre sonra dev çan bir kez çalar.
Herkes meraktadır: 'Acaba kim öldü..'
Çan 2. kez çalar: 'Acaba eşraftan kim öldü..'
Çan 3. kez çalar: 'Acaba ölen büyük devlet adamı kim?'
Çan 4. kez çalar; herkes feryat eder: 'Eyvah, kralımız öldü...'
Ve çan 5. kez çalar...
Krallıkta görülüp işitilmiş bir durum değildir bu. Herkes çan görevlisine koşar ve sorarlar.
'Ne demek 5 kez çan çalmak. Kraldan büyük kim ölebilir ki?'
'Adalet öldü..'
Daha 15 yaşındaydı!
— Who? (@Who98408150) June 1, 2020
Boğazı kesilerek vahşice öldürüldü!
Katili 20 yıldır aramızda dolaşıyor!
Dava 4 gün sonra zaman aşımına uğrayacak..!#CaglacinayetiAsimaUgramasin pic.twitter.com/4K4vkvxflv
ben doğmuşum. çağla öldürülmüş o yıl. şu an ben onun öldüğü yaştan daha büyük bir yaştayım. ve 20 yıldır bir çocuğun katilini bulmadınız. dikkat ederseniz bulamadınız demedim. çünkü eminim ki arasanız bulurdunuz. CİNAYETTE ZAMAN AŞIMI OLMAZ! #CaglacinayetiAsimaUgramasin pic.twitter.com/Gt9EvVcvns
— linn 🧙🏼♀️ (@mabelthewarrior) June 1, 2020
Çağla çocuktu. Okuldan çıktı eve geldiğinde katil'in biri işkence ede ede boğazını keserek öldürüldü! yarı çıplak halde bulundu.
— Adalet Savaşçıları #ÇağlaCinayetiAsimaUgramasin (@Magdurunsesiyiz) June 1, 2020
Dosyası 5 haziranda zaman aşımına uğruyor! CİNAYETTE ZAMAN AŞIMI OLMAZ! Ailesi sesini duyurmak için taga destek istiyor!#CaglacinayetiAsimaUgramasin pic.twitter.com/Ba4Wfok4jc
İlahi adalete sonsuz inanırım. Bugün değilse de yarın. Sonraki gün. Bir yıl sonra belki. Ya da daha fazla. Ama mutlaka tecelli eder etmesine de insanız sonuçta, görmek istiyoruz. İçimiz soğusun, suçlular cezasız kalmasın istiyoruz. Ama.....
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer