Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Ülke ve toplum olarak zor bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde içimden çokta eğlenceli şeyler yazmak geçmiyor nedense. Bazen insanın kendisini yenileme ihtiyacından doğan 'ara verme' duygusuyla kendi hayatıma odaklıyken gördüklerim, düşündüklerim ve bunlardan doğan farklı duygularımı sizlerle paylaşmak isteği bu 'ara verme' durumumu bir defalık bozmama vesile oldu. Zira bugün size bahsedeceğim kişi ve konu düşündürücü, ibretlik ve son derece sinir bozucu.

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Bu fotoğrafta gördüğünüz genç insanın adı Görkem Sertaç Göçmen. 22 yaşında. Ne işe yarar bilmem ama üniversite öğrencisi. Kendisi bir sanatçı, sporcu veya yaptığı bir işle gündeme gelen birisi değil. Sıradan biri aslında. Ancak onu sıradan biri olma özelliğinden çıkartıp anne babalara ders niteliğinde neredeyse okullarda ele alınacak hale getiren bir konu var ki;

İşte bu konunun bir diğer kahramanı ise genç adamın annesi Aynur Göçmen

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Aynur Göçmen bahsi geçen kişinin annesi olmasının dışında Türkiye Cumhuriyetinin görevlendirdiği bir hakim. Di demem daha doğru olur. Çünkü onu gündeme getiren oğlunun bitip tükenmez şımarıklıkları ve suç işlemeyi normal gören karakteri nedeniyle meydana gelen vukuatları sebebiyle hakimliği bırakıp kendince 'biricik oğluşunu' 'yakışıklı prensini' cezadan kurtarmak için avukatlık yapan bir kadın.

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Bakın görün ki bu suç makinesi genç adamın babası da savcı. Bu yapıda biri için bulunmaz nimet. İşte anne babasının savcı ve hakim olmasından ve birazdan bahsedeceğim annesi Aynur Göçmen'in mahkeme kayıtlarına kadar geçen inanılmaz savunmasından da anlaşılacağı üzere aldığı aile terbiyesi ya da terbiyesizliğinin verdiği güçle suç işlemeye başlıyor

İlk vukuat;

2017 yılında ailesiyle yaşadığı Ataköy hakim ve savcılar lokalinde pompalı tüfekle havaya ateş açıyor. Yetmiyor lojmanda ses bombası atıyor. İnanılır gibi değil ama 'ses bombası' atıyor.

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Ardından kız arkadaşını kıskandığı başka bir genci bıçakla yaralıyor. Uğruna bıçakla yaralama suçunu işlediği kız arkadaşını kendi aracında darp ediyor. Kız kaçmak için yardım istiyor. Camlara vuruyor. Bunu gören vatandaşlar müdahale edip kızı kurtarınca lüks aracıyla yüzlerce kişinin üstüne araba sürüyor. bir çok vatandaşın yaralanmasına neden oluyor.

Bununla da yetinmiyor ve mide rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede kendisine iğne yapacak olan hemşireye 'eğer canımı yakarsan o iğneyi ...' diyerek küfür ve hakaret ediyor.

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!

Tüm bunların karşılığı olarak ne ceza aldı derseniz;

"Mala zarar verme", "Kasten öldürmeye teşebbüs" , "Yaralama" ve "Basit yaralama" suçlarından 14 yıldan 32 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi.

Kısa bir süre ceza evinde yattı ama sonuç;

Annesinin de savunmasıyla bir şekilde tahliye oldu. Dava devam ediyor.

Bu olayda en çok canımı yakan konu çok önemli ve çok değerli bir mesleğin, olmaması halinde dünyada yaşamın olmayacağı adalet kavramının temsilcisi bir hanımefendinin, bir annenin işlediği her suçu ört bas edip 'eğer ceza evinde yatarsa eğitim hayatı biter' deyip oğlunun dışında herkesi suçlaması.

İnsana sormazlar mı ya dövdüğü o kız. Ya aracını üstüne sürüp yaraladığı insanlar? Onların hayatı yaşadıkları ne olacak?

Tüm bunlar yetmiyor gibi en önemli savunması da 'Kimse ölmedi ki'

Vah ki vah.. Eğer bir anne baba evladını tıpkı Aynur Göçmen gibi 'O benim oğluşum, yakışıklı prensim. O her şeyi yapar Arkasında biz varız' diye yetiştirirse sadece Sertaç değil karakteri oluşmamış ve her şeyi aileden alan her birey hakimlik savcılık kisvesinin altında her suçu işler.

O yüzden kimseye annelik/babalık hakkında nasihatte bulunmak haddim olmadığı için kendi adıma diyebilirim ki; ileride nasip olur anne olursam çocuğuma önce vicdanlı, merhametli ve adil olmayı öğretirdim.

Çünkü;

İlahi adalette zaman aşımı yoktur. O bir gün mutlaka tecelli edecektir... Mevlana

#funda #kizlarsoruyor #toplumvesosyalilişkiler

Bir Anne, Bir Oğul, Bir Soru!
Cevapla