Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Merhaba. Neşeli bir giriş yapmayı ve heyecanla sizlere yepyeni şeyler anlatmayı inanın çok isterdim. Ancak bu Bencemde belki de yüzlerce kez okuduğunuz şeylerden birini ele aldım. Yazdıklarım binlerce çığlığın ve gözyaşının cümlelere dökülüşünden ibarettir.

Her geçen gün bir can daha ayrılıyor aramızdan. Bir hayat daha eksiliyor, kayıp gidiyor gözlerimizin önünden. Konuşmaktan başka bir şey de gelmiyor nedense kimsenin elinden.

Münevver oldum ben bugün. Özgecan oldum. Şule oldum. Güleda oldum. Ceren oldum. Kadın oldum ben bugün, kendimi birkaç dakikalığına yerlerine koydum. Acıyı en derinimde hissettim, ne hissettiysem yazıya döktüm. Bugün size içimde bir yerleri derinden inciten bir konudan bahsedeceğim: Kadın olmanın bitmeyen çilesi.

Biz kadınlara ne yaptık biliyor musunuz?

Geçmişte de günümüzde de huzuru hayal kıldık onlara.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

En cahil toplumda da en gelişmiş toplumda da bitmedi kadının çilesi. Sorumlulukları, kendisinden beklenenler, biçilen roller ve görevler... Bitmedi. "Kadın dediğin..." diyerek başladığımız cümleleri "Kız başına..." buyrukları ile bitirdik. Namusu onların omuzlarına yükledik. Kanlarının akmasıyla "namusumuzu" temizledik.

"Biz derken, ben bir şey yapmadım." diyenleriniz olacaktır. Hayır, yaptınız. Siz sustunuz. Siz izlediniz. Siz cesaretlendirdiniz. Çoğalttınız. Siz çok şey yaptınız.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Hiçbir cinayetin tek suçlusu katil değildir. Kundaktaki bebeği, okuldaki talebeyi, sokaktaki çocuğu büyütüp katile dönüştüren biziz. "Erkektir yapar." diyenler biziz. "Kocasıdır döver." diyenler biziz. Görüp görmezden gelenler biziz. Biz yüzlerce katilin beslendiği ve büyüdüğü kaynaklar olduk farkında bile olmadan. Bir şey değil, çok şey yaptık.

Sevmeyi beceremedik ve öğrenemedik. Yaşarken öldürdük binlercesini.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Siz insanın sadece bedenen öldüğünü mü sanıyorsunuz yoksa? Şiddetin sadece birini dövmek olduğunu mu düşünüyorsunuz? "Kıskandığınız için" kısıtladığınız giyimi, "Koruduğunuz için" uzaklaştırdığınız arkadaşları, "Sevdiğiniz için" soğuttuğunuz hevesleri de tokat gibi çarptı kadının yüreğine. Bir bedenin olmasa bile, bir ruhun katili olduğunuzu fark etmediniz bile belki de. Seviyorsunuz sonuçta değil mi? Seviyorsunuz...

Çirkin iftiralar atmaktan çekinmedik, ağzımız laf yaptı sürekli, konuşurken düşünmedik de hiç haksızlık edip etmediğimizi. Durmadan yargıladık, hep de haksız bulduk...

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Kadın öldü, dediler. "O saatte orada işi neymiş?" dedik. Kadın öldü, dediler. "O eteği neden giymiş?" dedik. Kadın öldü, dediler. "Topuklu ayakkabı giymiş, ruj sürmüş." dedik. Kadın öldü, dediler. "Bağırsaymış." dedik. Utanmadık da hiç. Neden utanalım sonuçta değil mi? Herkes ölecek zaten bir gün...

Etek boylarıyla namuslarını, bekaretleriyle kadınlıklarını belirledik. Eski ilişkilerini evlilik kriteri yaptık. Çirkin lakaplar bulduk, etiketler taktık. Annemiz, kız kardeşimiz, eşimiz ya da sevgilimiz de kadın değilmiş gibi.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Gece dışarı çıktığı saatlere göre belirledik isimlerini. "Kadın" bile diyemedik. "Kız?" "Bayan?" Sözlüklerimizdeki anlamı bile "Kirli" oldu kadının kirli zihniyetimizin içinde. Televizyonlarda nasıl dayak yediklerini izledik, sokaklarda dövüldüklerini gördük ayıplamadık. Çünkü biz sokak ortasında dövülen kadınlara tepkisiz kalıp öpüşen kadınlara etiketler yapanlarız.

İsyan ettiler sesimiz çıkmadı, adalete başvurdular karşılığı olmadı, kaçtılar, boşanmak istediler, devlete sığındılar ancak kurtulamadılar. Kadın olmanın cezasıydı ölüm.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Daha ne yapacaktı bu kadınlar? Şikayet ettiler çözüm bulunamadı. Boşandılar korunamadılar. Daha ne yapacaklardı? Sözün bittiği yer deniyordu bu noktaya tam olarak.

Küçük yaşta engel olduk hayallerine, içlerinde bıraktık yüzlerce hevesi. Biz sadece ruhlarının ya da bedenlerinin değil hayallerinin de katili olduk.

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

"Kapat kızım bacağını" diyen bizdik el kadar çocuğa. "Baban duyarsa..." ya da "Ağabeyin öğrenirse..." diye tehditler savurarak zayıf gören bizdik. Şefkati değil korkuyu öğreten bizdik. "Kız gibi" olmaya zorlayan da bizdik. Neymişiz biz böyle.

Ve geldiğimiz son nokta...

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!

Söylenecek daha o kadar çok şey var ki... Benim dilim bu kadarına döndü. Yüreğim bu kadarını kaldırdı. Öyle bir dünyadayız ki kadının haklarını savunmak için bile küfürler savurduğumuz kişinin annesine gidiyor küfürlerimiz. Argo cümlelerimize dahil oluyor bedenleri. Öyle acınası, öyle kahredici ki.

Ne yapılacaksa yapılsın artık. Ölmesin kadınlar. Anneler üzülmesin. Erkekler kadınları obje olarak görmesin. Kadın vardı, var ve var olacak. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren en az bir kadının kollarında ağlamışken bu kadar nankörlük nasıl açıklanabilir bilmiyorum. Cümlelerimi toparlayamıyorum bile. Lafa başladığım gibi bitiriyorum yazdıklarımı. Bu bir bilgilendirme değil, isyandır. Bu yazılanlar kadınların bastırılmış çığlıklarıdır...

Cahit Zarifoğlu ne iyi özetlemiş. "Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle nefret ettim."

Tarihin Çilesi Bitmeyen Tek Savaşçısı: Kadın!
Cevapla