Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Türkiye'de insanların toplumsal olarak yaşadıkları sorunlarının kaynağını sosyolojik olarak ele alarak anlatacağımız bu Bence'de, bir takım problemlerin temel dayanaklarını yazacağım. Gerçekten, bizler Türkiye'de gerçek benliğimizle mi yaşıyoruz yoksa baskılara boyun eğerek toplumun bize uyguladığı bir şekilde yönlendirerek mi yaşıyoruz? Bütün problemleri irdeleyeceğim bu Bence'mde, yapılan hataları ele alacağız. Öncelikle eğitim, ekonomik boyutlar, aile yaşantısı, cinsiyetçilik, dinler arası yaşanılan diyaloglar, siyasete göre kutuplaştırılma, farklı dinlere karşı nefret biçimi, hormonsal ihtiyaçları tapulaştırma ve İslam olarak alacağız. Tabii bu konuları alırken, hiçbir şekilde siyasi görüş, eleştiri veya kişisel düşüncelerim yer almayacak. Tamamen objektif bir şekilde değerlendireceğimden dolayı yorumlarınız, sizin anlayacağınız düşünceyle yazılacak ve eleştirmek en doğal hakkınız olarak katılmayabilirsiniz de. Fakat, bu gerçekleri de görmezden gelemeyiz.

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Eğitim

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Türkiye'de eğitim, maalesef yetersizdir. Eğitimimize baktığımızda, gençlerin bir yarış atı gibi belli dayatılmış konular üzerinden hareketle, testlerle boğarak gençliğinin heba olması ve sosyal yaşantının neredeyse yok denecek kadar azalması. Böylelikle, gençlerimizin çoğu, özünde sorgulayıcı, eleştirisel bakış ve düşünebilme yeteneğini kaybetmektedir. Çünkü, sürekli dayatılan ezberci zihniyet, bizlerin beyinlerini bulanıklaştırıyor ve bazı şeyleri düşünemez hale geliyoruz. Eğer ki daha iyi bir eğitim sistemine sahip olsaydık, şu an farklı bir Türkiye ile karşı karşıya olurduk. Sadece eğitim, belli dersler adı altında notlar almak, öğrenmek ve ezberlemekten ibaret değildir. Dinimizi bile toplumsal baskı altında İslam'ı seçtirirken diğer dinleri araştırmamamız, deneyimsel bir eğitim tarzından uzak olarak ezberci eğitimle karşı karşıya olmamız, karşı cinslerin birbirine karşı tutumu ve toplumdaki yeri ile tarihin ne kadar denli doğru olduğunu belli kalıplarla öğrenmek. İşte bu yazdıklarım uzar gider de Bence'me sığmaz. Konu şu ki hiçbir zaman bizlere araştırma, sorgulama ve eleştirisel bir şekilde eğitim tarzı benimsetilmedi. Haliyle, bizler ezberci bir eğitimin kurbanı olduk. Eğitim, sadece bilimsel olmamakla beraber toplumsal olarak da eğitmelidir ki yanlış bilgilerle toplumun bozulmasına sebebiyet vermesin.

Ekonomik boyutlar

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Bir ülkenin ekonomik olarak kötü olması, her türlü felaketin açılacağı, suçların artacağı ve toplumsal bozgunlukların ortaya çıkacağına işarettir. Bizler, üretime dayalı bir ekonomi ile kendimize yetecek bir konumda olan ülkeyiz. Teknoloji olarak bir gelişme sağlayamasak da bunun sebebi bize sürüklendirilen ezberci eğitimin dayatılmasına bağlıyorum. Tarım konusunda, kendi kendimize yetecek güçlü bir coğrafi konumumuz vardır. Ama maalesef, hata üstüne hatalar yaparak ülkemiz, ithalata sürüklenmiştir. Burada sorgulayacağımız ise yöneticiler mi yoksa yönetilenlerin yapmış olduğu ihmaller mi? Tek taraflı sorgulamak, bize bir şey kazandırmayacaktır. Bir ülkenin refah seviyesi yükseldikçe toplumsal değerler artar ve bozgunculuğa yer vermez. Emeğimizin karşılığının alınamaması, üniversiteli gençlerin okuduğu bölümle alakalı iş sahasının olmaması veyahut iş beğenmiyor konusu ise ayrı bir konu. Neyse, ekonomi, bir ülkenin can damarıdır.

Aileler arası yaşantı farkları

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Herkes belli bir soyun gelenek ve görenekleri ile şekillendirilmektedir. Toplumsal baskının etkisiyle yaşantılarımız farklı bir yere gelmektedir. Gerçekten, toplumda öz benliğimizle yaşayabiliyor muyuz? Bunu sorgulamak gerekiyor. Ailenin istediği kişi ile senin istediğin kişi arasında ne gibi farklılıklar vardır? Bu sorulara bakıldığında, cevabı verecek olan sizsiniz. Dayatmalarla yapılan bir aile yaşantısının içinde yer alan genç, öz benliğini yitirmekle beraber toplumun içinde dejenerasyona uğrayarak farklı bir kişi haline bürünüyor ve benliğindeki kişi, yönlendirilmiş kişiye dönüşüyor.

Cinsiyetçilik

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Kadın ve erkekler konusunda birçok tartışacağımız maddeler çıkabilir. Ülkemizde, erkek çocukların özgür bir şekilde yetiştirilmesi, kadınların ise baskı ile yetiştirilmesinden dolayı kimliklerini kaybetmesi, kaçınılmaz bir gerçektir. Kadınlar, erkeğinin sözünü dinlemeli, ev hanımı olmalı, erkeklerin yaptığı işi yapamaz, istediği kıyafeti giyemez, istediğiyle sevişemez, gece vakti dışarı çıkamaz vs. Erkek adam ise aldatır, kadını kölesi gibi kullanır, obje olarak davranır, ona değer vermez ve sözünden çıkmaz gibi belli kalıplarla düşünceler, akıllarına sokulmuştur. Bundan dolayı erkek egemen, kadın ise çekingen bir durum arz ediyor. Günümüzde, biraz aşılmış gibi olsa da halen aşılamamış durumlar vardır. Toplumsal ahlak dediğimiz olgu, farklı düşüncelerle şekillenir ve bunların kime göre neye göre olduğunu kim karar verir ki... Bir reşit kadın ve erkeğin yaşantısına, başkalarının haklarını çiğnemedikçe ve yasalar çerçevesinde yaşadığı sürece kim eleştirebilir ki... İsteyen istediği gibi özgürce yaşayabilirse ülkedeki bazı zincirleri kırabilir ve toplumsal olarak ileri bir seviyeye taşıyabiliriz. Yani, hiç kimse, bir başkasının hayatına karışma lüksüne sahip değildir.

Partiler arasındaki yabancılaşma

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Demokrasi, ülkemizin önemli bir sistem mekanizmasıdır. Herkesin kendi düşüncelerine göre uygun olan partiler vardır. O yüzden kimse ile farklılaşmaya girmeden fikirlerini söyleyebilmeli ama dayatmamalıdır. Dayatılması sonucu karşı tarafı bir düşman ilan etmek, bu ülkeye bir şey kazandırmayacak. Hangi partiden olursanız olun birbirinizle yabancılaşmayın ve düşman olmayın. Kutuplaştırma, bu ülkenin içler arasındaki bozgunluğa sebebiyet verir ve bu da dış güçlerin kaymağına bal damlatır. Zaten, ülkemizin kötü duruma düşürmek isteyen dış devletler varken içimizde ayrışmanın kime faydası olur? Hangi parti görüşüne sahip olursanız olun, birbirinizle tartışmayın ve hor görmeyin. Hakaret boyutlu tartışmalar, birbirinizi düşmanlıktan başka bir şey kazandırmadığı gibi bu ülkenin geleceğine de bir şey katmaz çünkü yönetenler, kendi politikaları uygulamakta ve 5 senede bir değişen bir demokrasi hakkımız vardır. Bakarsınız bir gün tartıştığınız kişi de memnun kalmayıp sizinle aynı görüşe sahip olup o partiye de oy verebilir. Boş yere birbirinizi siyaset uğruna kırmayın ve bütünleşin.

Farklı dinler

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Hangi din olursa olsun, herkesin kendi aile yaşantısı ve ülkesinin vermiş olduğu dini eğitimle gelmiştir. Yani, kişi farklı bir dine mensup diye ona nefret beslemek, ırkçılıkla aynıdır. Hiçbir dinde, ırkçılığa, farklı dinlere düşmanlık besleme ve nefret söyleminde bulunma hakkını hoş görmez. Herkesin dini kendinedir ve birbirinize din ile değil; insanlık değerler ile hareket edin.

Tabulaştırma

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Bir ülkede, kadın veya erkek, belli bir baskılara maruz kalıyorsa, yasağı delmek için çabalar içerisine girer çünkü yasak olan bir şey, ona çekici gelebilir. İşte, bunların en büyük problemi, hormonsal ihtiyaçların tabulaştırılması ve ayıp terimine koymaktır. Üremek için yapılan bir eylem, ne zamandan beri ayıp olmaktadır? Tabii, ahlaki olarak önünüze gelenle bu konuları konuşun ve rahatsız edin anlamına gelmez. Duygusal olarak sevdiğiniz bir sevgiliniz ile bu konularda çekinmek ve baskılamak, hem vücut dengesini bozmakta hem de ihtiyaç olgusunu kırarak sağlığa ihanet etmektedir. İslama göre zina büyük haramdır, doğrudur ama kimisi bunu önemsemez ve evlenmeden sevdiğiyle yapabilmektedir. Kınamamak lazım çünkü bilmiyor olabilir veya din ile yaşamak, ona ağır gelebilir. Burada önemli olan çiftin kendisine olan güven ve aşkıdır. O yüzden, bu konularda tabulaştırmak ve namusu iki bacak arasındaki bir zara bağlamak, cehaletin simgesidir. Eğer öyleyse, erkekte niye bir işaret yok? Onun namuslu olduğunu nasıl bileceğiz? Namus dediğimiz tam olarak nedir? Sadece, yatmak ve ilişkiye girmek midir?

İslam

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Konu din olunca, zaaf noktamız bir anda belirleniyor ve dini inançlarımız uğruna bilmediğimiz veya istismar edildiğimizin farkında olmuyoruz. Bunun en büyük sebebi, Allah tarafından yollanmış olan Kuran-ı Kerim'i okumamakla başlıyoruz. Kuran kurslarına gidiyoruz belki ama sürekli bir Arapça terimlerle dinimizi ezberliyor, öğreniyor ama sorgulamıyoruz. Düşünün ki Kuran'da bile sorgulayın, aklınızı kullanın ve düşünün diye ayetler geçerken biz kulaktan dolma bilgilerle İslamı öğreniyoruz.

Yusuf İslam diyor ki: Müslümanları Görseydim Müslüman Olmazdım, İyi Ki İslamı KUR'AN' dan Öğrenmişim.

Son olarak;

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu

Ülkede kitap okuma oranı düşüşlerde, okumak bize eziyet gibi geliyor. Araştırmak, bizlere kabir azabı gibi gelmektedir. Onun yerine görselliğe sunulmuş bir film, kulaktan duyduğumuz bilgiler ve doğruluğu tartışılır bilgiler havada uçuşurken gerçekten de hakikati böyle mi diye sorgulamıyoruz bile. O yüzden, mümkün mertebe, kendinizi geliştirmek için kitap okuyun, araştırın ve sosyal yaşantınızı da ihmal etmeyin. Hayat sadece çalışmaktan ve paradan ibaret değildir. Hayatta daha güzel şeyler de vardır. Dininizi, sosyal yaşantınızı ve diğer edindiğiniz bilgilerinizi; bir başkasının görüşlerinin dayatılması ile şekillendirmeyin. Eğer ki bunu başarırsanız, göreceksiniz ki kendi benliğinizi daha iyi anlayacak ve bulacaksınız.

Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu
Türkiye'nin Toplumsal Sorunlarının Altında Yatan Sosyolojik Boyutu
3
2
Görüşünü yaz

Senin görüşün nedir?

En İyi Erkek Görüşü

  • Kişisel olarak herkese ve her kesime bir nebze dokunur bir yazı olmuş teşekkürler.
    klavyene sağlık kardeş.

En İyi Kız Görüşü

  • Angelshee12

    Çok haklı bir bence 👏

Kızlar & Erkekler Ne Diyor

21
  • vikingirl

    Bu konuda bir sürü komplo teorisi var. Türk leri yok etmek isteyenlerin yaptığı söylenir. Belki de doğrudur. Türklüğümüze ait elimizde nerdeyse hiçbişey kalmadı. Atatürk ün gençliğe hitabesindeki sözü geliyo hep aklıma, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Umarım öyledir ve bu bozulmuşluğumuzu düzeltiriz.

  • Umarim basaririz

  • Gizli Üye

    Haklı olarak

Yükleniyor...