"İdam Cezası Neden Olmamalı?" Sorusuna Yanıt 9 Madde

İdam veya ölüm cezası; bireyin işlediği (ya da işlediği sanılan) bir suçun karşılığı olarak hukuki bir karar ile yaşamının sonlandırılması işlemine verilen addır. Daha basit tanımla; bir insanın yasal bir şekilde öldürülmesidir.

İdam sadece Türkiye'de değil tüm dünyada bir tartışma konusudur. "Ölüm cezası olmalı mı olmamalı mı?" "Eğer olacaksa hangi durumlarda kullanılmalı?" "Eğer yanlış bir karar alınır yani suçsuz bir kişi idam edilirse ne olur?" "İdamın modern toplumdaki yeri nedir?" Bu listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Çünkü bu, tartışmaya oldukça açık bir konudur. Ancak ben, bu Bence'mde sizlere idam cezasının neden olmaması gerektiğini açıklayacağım. Bunu yaparken "ya suçsuz bir insan iftiraya uğrar ve haksız bir şekilde idam edilirse" gibi bir argüman kullanmayacağım. Ben, bizzat idamın kendisine karşı çıkacağım.

İdam cezası, gerçekte sanıldığı kadar caydırıcı bir yöntem değil.

Bunu anlamak için sadece idam cezasının olduğu ve olmadığı ülkelerdeki suç oranlarına bakabilirsiniz. Örneğin ABD'nin pek çok eyaletinde idam halen yasal ancak bu eyaletlerde suç oranları da bir hayli fazla. Buna karşılık hukuki cezaların çok daha insancıl olduğu İskandinav ülkelerinde suç oranları çok daha düşük. Şu bir gerçek ki, bir ülkede suç oranını azaltmak istiyorsanız cezaları değil eğitimi arttırmalısınız. Aksi halde yapılan şey "bataklığı kurutmak yerine sinekleri yok etmeye çalışmaktan" öteye gitmez. Ayrıca, suçlular pek çok insanın zannettiğinin aksine "nasılsa bu işin sonunda ölüm yok, sadece hapis var, öyleyse yapabilirim" diye düşünmüyor. Suçlular, yakalanmayacaklarını düşünerek suç işliyor. Yani ölüm korkusu, çok da caydırıcı bir alternatif değil.

İdam, bir cezalandırma şekli bile değil.

İnsan, toplum içinde yaşayan bir canlıdır ve toplumun belirli kuralları vardır. Eğer herhangi bir insan, bu kurallara bir şekilde uyamıyorsa burada hukuk devreye girer. Bireyin toplumdaki diğer kişilere zarar vermemesi ve tekrar toplum içinde sağlıklı bir biçimde yaşayabilmesi için ona bir takım yaptırımlar uygular. Örneğin suç işlemiş bireyin özgürlüğünü kısıtlayabilir ya da onun psikolojik tedavi görmesini şart koşabilir. Tüm bunlar, o insanın yaptığı yanlışı fark etmesi ve tekrarlamaması içindir. İdam ise bir ceza değil intikam yöntemidir. Hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur, tamamen "kin ve nefret duygusu" üzerine kurulmuştur.

İdam, toplumun adalet duygusunu zedeler ve vicdanını yaralar.

İdam cezasının varlığı kısa vadede insanların öfkesini yatıştırır ve vicdanını rahatlatır. Ancak uzun vadede durum farklıdır. Dünyada her gün binlerce insan ölüyor ve öldürülüyor. Cinayetler, dünyanın dört bir yanında işleniyor. Toplumdaki bireyler ise bu gerçeği bilerek yaşamak zorunda kalıyor. Bu kötü bir durum olabilir ancak idam cezası çok daha beter. Neden mi? Ölüm cezasını, sıradan bir cinayetten ayıran özellikler var. En önemlisi, idam yasal. Tamamen anayasada yer alan maddelere dayanarak ve hukuk mahkemelerinin verdiği karar doğrultusunda, bizzat devlet eliyle gerçekleştirilen bir öldürme yöntemi olan idam toplumun adalete olan inancını zayıflatacak niteliktedir. Yalnızca "bir yerlerde birilerinin devlet onayı ile öldürülüyor olması" gerçeği bile toplum vicdanını derinden yaralar.

İdam cezası, toplumda bir korku kültürü oluşturur.

"Ben masum bir insanım, neden idam edileyim ki? diye düşünebilirsiniz ancak idam cezasının var oluşu bile insanın bilinç altında korku ve endişe yaratmak için yeterlidir. Bu cezanın varlığı toplumda korku, endişe, huzursuzluk ve mutsuzluk oluşturur. İnsanlar "acaba bir gün ben de..." mi diye düşünmekten kendilerini alamaz.

İdam, yaşama hakkına yapılan bir saldırıdır.

İnsan hakları evrensel beyannamesi madde 3: Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır. Madde 5: Hiç kimseye işkence yapılamaz; kıyıcı, insanlık dışı, onur kırıcı ceza ve davranışlar uygulanamaz.

Yaşama hakkı, en temel insani haktır. Bir insan ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, ne düşünürse düşünsün bu hakkı onun elinden alınamaz. Ayrıca idamın var olduğu bir yerde insanların hayatlarına huzur ve güven duygusu içinde devam etmesi mümkün değildir.

İdam, sadece yaşam hakkını değil düşünce özgürlüğünü de sınırlandırır.

İdam cezasının uygulandığı pek çok ülke, bu durumu siyasal amaçlar doğrultusunda kullanmaktadır. Muhalif kesimi susturmak, farklı fikirleri ortadan kaldırmak, dini inancı farklı olan bireyleri yok etmek, bir korku imparatorluğu yaratmak gibi amaçlarda kullanılan idam cezası sadece yaşama hakkını değil düşünce özgürlüğünü de katleder. İdam cezasının var olduğu bir ülkede özgürce düşünen, konuşan, hareket eden; kısaca özgürce yaşayan insanlar yoktur.

İdam, toplumdaki bazı insanların vicdanını tatmin etme aracıdır.

Toplumdaki bazı insanlar kendi içlerindeki kötülükle yüzleşmek yerine kendilerinden daha kötü durumdaki (ya da öyle olduğunu düşündükleri) kişilere bakarak vicdanlarını rahatlatmayı seçiyorlar. Aslında bu, çok ilginç bir psikolojik durum. Örneğin hırsızlık suçlamasıyla hapse giren birisinin tecavüz suçlamasıyla hapse giren birisini "hapishane içinde cezalandırmaya çalışması" bu psikolojik durumdan kaynaklanıyor. Çünkü hırsızlık yapan kişi suçlu olduğunun bilincinde. Ancak suçluluk duygusu ile yüzleşmek yerine bu duyguyu "kendisinden daha aşağılık olduğunu düşündüğü" tecavüz zanlısına yönlendiriyor. Aynı şey, idam cezasında da geçerli. Birilerinin ölüm cezası alması başka insanların vicdanını tatmin edebilir. Ancak bu, ne işe yarar?

İdam cezası, kendi içinde çelişebilir.

Diyelim ki bir kişi cinayet işledi ve bu yüzden idam cezası aldı. Ölüm cezası almasının nedeni, başka insan veya insanların yaşama hakkını elinden almış olması. Buna karşılık kendisine verilen ceza da onun yaşama hakkını elinden almak. "Öldürmek kötüdür, bu sebeple seni öldüreceğiz" demek bile mantıksızken ölüm cezasını gerçekten uygulamak akıl alır gibi değildir.

İdam, legal cinayettir.

"İdam Cezası Neden Olmamalı?" Sorusuna Yanıt 9 Madde
Cevapla