"Cezaevi..." Bu kelimeyi duyup da ürpermemek mümkün mü? Değil tabi. Birkaç kez cezaevi ziyaretim oldu. Bu ziyaretlerde bile günümüz şartlarında sadece ziyaretçi iken o birkaç saatlik süre yıl kadar uzak gelmişti. Uzun dar koridorlardan geçerken hissettiğiniz rutubet kokusu...
Hiç beton bir binada yaşamadık mı ne? Beton kokusunu bu kadar keskin başka yerde almadım sanırım. Kasvetli bir ortam, bir buçuk parmak genişliğinde demirlerle örülü çerçevelerden parmak uçlarıma basarak başımı, bakışlarımı uzattığımda gördüğüm yine teller üzerine asılmış kıyafetler, uzun duvarlar ve onları çevreleyen yine jiletli teller. Burasının havalandırma ve aynı zamanda filmlerde gördüğüm "Volta atma" yeri olduğunu sonradan öğrendim. Küçük kaçamak bakış sonrasında arkamızdan gelen sert bir düdük sesi eşliğinde "Devam et" uyarısı...
Darağacı dilsiz olmak isterdi...

81 yıllık geçmişi boyunca farklı düşüncede farklı görüşte ve farklı suçlarda birçok gazeteci, siyasi, düşünce suçlusu ağırlayan Ulucanlar Cezaevi şimdi müze halinde ziyaretçilerini bekliyor. Girişte bulunan balmumu heykeller, hoparlörden yükselen o dönemin türküleri, ara ara verilen çığlık sesleri...
Hayatının baharında gerek düşünce gerekse eylemlerinin cezasını çekmek için mahkum edilen insanlar, yitip giden saliseler, yitip giden umutlar ve yine burada yitip giden canlar.
Bir umut vardı, bir de umutsuzluk. Düştü yüreğime hangisi ağırdı? Umut etmek mi, umudun yitip gittiğini görmek mi?

Birçok ismin ortak noktası olmuş 81 yıl boyunca Ulucanlar. Aralarında Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Kormazgil, Sami Cebeci, Yılmaz Güney, Metin Peker, Oral Çalışlar, İpek Çalışlar, Beyhan Cenkçi Adnan Cemgil, Cüneyt Arcayürek, Fakir Baykurt, Metin Toker' in bulunduğu yazarlar aynı zamanda; Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti, Talat Aydemir, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Muhsin Yazıcıoğlu, Muharrem Şemsek gibi siyasiler ve düşünce suçlularının bir dönemini geçirdiği, kimisinin bavulu ile kimisinin hayallerini içeride bırakıp dar ağacından alınmış cansız bedeninin çıkarıldığı bir hapishane...
Yaşadıkları, düşünceleri, suçları farklı olsada ortak noktaları Ulucanlar...

18 kişinin idamında başrol oynayan darağacı, idam yaftaları, duvarlara işlenmiş gün gün geri sayım pusulaları, tecrit odaları, işkence prangaları, balmumundan yapılmış gardiyanları, aralarında Muhsiz Yazıcıoğlu'nun seccadesinden Deniz Gezmiş' in sigara paketine, Mustafa Pehlivanoğlu'nun infazından günler sonra ailesinin haberdar olduğu kardeşine bıraktığı mektuba kadar hükümlülerin kişisel eşyalarının sergilendiği cezaevi müzesi yaşanılanların unutulmaması ve ders çıkarılması adına, biraz buruk biraz derin izler bıraksa da mutlaka görülmeli...
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
O psikoloji çok fenadir. Çok beğendim bu yazıyı. Aklınıza fikrinize sağlık.
Bu da benden gelsin;
Dört Duvar Arası Dünyalar: Kader Mahkumları ↗
Empati yapmak bile istemiyor insan ama gerekiyor unutmamak adına...
Teşekkür ederim
Rica ederim.
Allah hiçbirimizi o ortamlara düşürmesin benim sokaklardayken bile nefesim kesiliyor oraları hayal bile edemiyorum...