Yaşadığımız süre boyunca hep önümüze yol ayırımları çıkar, bu yol ayırımlarının seçimi tamamen bizim elimizde olan bir durum. Ve tabi ki bunları destekleyen çok etken.

Seçimlerimizi de etkileyecektir elbette ki. Ya bizi zirveye taşıyacak ya da bizi kanatlandırıp dipsiz bir kuyunun içine atıp gözle göremediğimiz kanatlarımızı kırıp atacak. Ama ne olursa olsun her koşulda yine de her seçimden biz, siz, sadece kendimiz sorumluyuz. Seçim yaptığımız ayrımların sonuçları her zaman bizim istediğimiz ya da hayal ettiğimiz şekilde olmayabilir, ya da tam tersi olabilir de. Belki de tahmin ettiğiniz üzerinde çok ama çok daha mutlu sonuçlar elde edebilirsiniz. Ya da her şey 360 derece dönüş yapmış gibi dibe çöküp hüsrana da uğrayabiliriz.

Bu yaptıklarımızın, aldığımız kararların sevabı da günahı da tamamen bize ait

Hiç kimseyi suçlamaya, mutsuzluklarımızın bedelini onlara ödetmeye hakkımız yok. Bize düşen tek şey hayatın zorluklarına karşı direnirken cesareti hep yanı başımızda, hep sağduyumuz da tutmaya çalışmak.
Aslında şöyle durup çevrenize bir bakın, doğaya, canlılara. Hepsi de zor şartlar altında ne çabalar ve mücadeleler vererek, ne başarılar kazanılabileceğini görün ve farkı fark edin.

Ellerinde başka seçim şansı olmayan kişiler her şartı ve koşulu sonuna kadar zorlayan kişilerdir. İçinde bulundukları zor durumdan kurtulmak adına gerekirse tırnaklarıyla kazarak kendi yollarını kendileri açalar. Çünkü kendilerine kendilerinden başka yardım edebilecek ya da arkasından destekleyecek birileri yoktur. Üstelik önlerine çıkan pek çok engel her defasında onların hevesini kırsa da hiçbir zaman pes etmezler.

Yol ayrımı dediğimiz şey sadece insanlara mahsus olan bir şey değil tabi ki de. Tüm canlılara has bu mücadele.
Zorlu kış şartlarında üzerindeki bembeyaz kar örtüsünü yarıp, narin boynunu gökyüzüne uzatan kardelen mesela.

Ya da asfalt döşenmiş bir yol kenarında inadına açan sapsarı bir mini minicik çiçek. Bu çiçek susuz topraksız olduğu halde yine de ben buradayım diye bağırır durur.

Ya da hayvanların hepsi kendine göre ayakta kalmak adına kıran kıran bir mücadele içindedir.


Aslına bakarsanız tüm bu özensiz yaşam tarzı bir süre sonra bir bakmışsınız ki bizi mutsuzluğa doğru sürüklemeye başlamış.

Ve biz bunu mutsuzluğun içine sürüklendiğimizi ne yazık ki farkına bile varmayız. Hayatın bize sunduğu çarklarına bir şekilde kendimizi kaptırmış hatta soluklanmayı dahi unuttuğumuz, erişemediğimiz hayallerimizin de o renkli görüntüsünü çoktan solup gitmiştir. Son bir umut, son bir gayretle asılmak ya da asılmamak, hayatın rutininden kaybolmak tıpkı bizim yitip giden hayallerimiz gibi. Ve işte o an gene o yol ayrımını ve seçimi yapmak gene bizim elimizde.
Yaşımız kaç olursa olsun, hayatımız boyunca yapabileceğimiz o kadar güzel şeyler, yaşayacağımız o kadar güzel anlar ve renkli dünyalar var ki.

Ama bunu oturduğumuz yerden, hiçbir çaba sarf etmeden onlara sahip olabilmek ne yazık ki mümkün değil. Hayat ne yazık ki "armut piş ağzıma düş" değil. Hayatımızda yapmak istediğimiz şeyler var ise ve onlara sahip olmak istiyor isek çalışmak ve bunun için çabalamak gerekiyor. Yılmadan, pes etmeden sonuna kadar savaş vermek gerekiyor. Gerekirse her şeyi göze almak eldeki imkanları sonuna kadar zorlamak gerekiyor bazen. Ama tabi ki tüm bunları yapabilmek için önce kendinize inanmanız, yapacağımıza bu işi başaracağımıza olan güvenimizi asla ama asla kaybetmememiz gerekiyor. Ondan sonrası zaten çorap söküğü gibi gelecektir.
Arzu ettiklerimize ulaşabilmek için yaşadığımız her şey bize hayatın gökkuşağı renkleri gibi hediyedir aslında. Asıl olan bunu unutmamaktır.

Çünkü mutluluk sonuçta değil, o yolda yürümeye başlarken gösterdiğimiz tüm çabaların arasında saklı olan tatlı ve acı anılarımızdır. Fark edebilmek, bunları bulup ortaya çıkarabilmek, bunlara sarılarak her defasında daha büyük bir azimle zirveye yol almak ise gene bizim elimizde olan bir şey. Zirve aslında o ana kadar yaşamış olduğumuz mutlulukların son noktasıdır. Ve bu zirveden sonra yepyeni bir hayale doğru koşma vaktini belirleyen yerdir. Elde etmiş olduklarımızın bize vermiş olduğu haz ile, heyecan ile umut ile...
Aslına bakarsanız hayat kocaman bir sahne gibidir. Bir yanından diğer yanına giderken ki hayallerimiz ise bize eşlik eden en nadide güzelliklerden bir tanesidir.

Gerçekleştirebilmenin o güzel tadı başka hiçbir şeyde yok. O anlar bizim yaşam hanemizde ki en renkli film karelerinden bir tanesidir. Gri siyahlar arasından pırıl pırıl parlayan bir film karesi. Gelin o renkli karelerimizi hayatımızın her anında olabildiğince artıralım şu an halen elimizde fırsatımız varken.
Hemen bugün, hatta ve hatta hemen şu anda bir karar verelim ve hayallerimizi tek tek gerçekleştirebilmek için ilk adımı atalım ne dersiniz?

Ondan sonra ne mı olacak; sonrasında her şeyin çok daha güzel olacağı UMUDU ise hep yüreğimizin bir köşesinde yer alacak.

Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar