Şizoid bireyler diğer kendilik bozukluklarından farklı olarak diğerlerini taleplerini mutlak karşılamak zorunda olan birimler olarak görmezler. Tam aksine tüm libidinal enerjiyi içsel dünyalarında yarattıkları evrendeki fantezilerde bulduk-larından diğerinin varlığı, düşünce ve duygu dünyasının farklı olduğu noktasında gerçekçi bir bakış açısına sahiptir (Martens, 2011). Diğer yandan bağlanma, aidiyet gibi insan yaşamında kilit olanunsurların dayanılmaz dürtüsü nedeniyle ilişki kurmak için adım atarlar. Ancak bu durum şizoidin benliğini işgal anlamına gelebildiğinden şizoid birey bu durumda aşırı bir kaygı hisseder ve kendini korumak için karşıdakine ve dış dünyaya karşı umarsız bir tavır geliştirir (Masterson, 1993). Çünkü şizoid birey sadist bir tavırla nesnesini yok etmekten korktuğundan kat kat fazla onu sevgisiyle işgal etmekten de korkar. Bu noktada Fairbairn’in şu alıntısı durumu daha iyi açıklamaktadır (Masterson ve Klein, 2013, s. 10). Şizoid bireylerin en büyük problemi sevgi tarafından yok edilmeden nasıl sevebileceğidir… Şizoid birey için nesneyi nefreti ile yok etmesi nasıl berbat bir şey ise onu sevgisiyle yok etmesi 1000 kat daha beterdir. Çatışmanın yıkıcı doğa- sı işte bu gerçeğe dayanır. Sevgisinin bu derece yıkıcı olması ve bu nedenle dış dünyaya ve nesneye yönelmede sıkıntı yaşaması şizoid birey için büyük bir trajedidir. Nihayetinde birey sevmekten korkar hale gelir ve bu sebeple nesne ile arasında bariyerler kurar.
Sevince çok sevince kaybedeceğini düşündüğü için yüzeysel ilişkiler kurabilirmişsin diyor sevince kaybetmekten korkuyormuşsunuz. Sebebi çocukken yalnız bırakılmakmış bunlar doğru mu?
En İyi Cevaplar