Berat Kasım 20 de istifa ettiğinde kur 8 tl faiz 10.25ti. şimdi kur yine 8 tl ama faiz 18i geçti.
95 milyar dolar özelleştirme gelirlerine, 22 milyar dolar bedelli askerliğe, 350 milyar dolar kalıcı ötv vergisine, 45 milyar dolar imar aflarına, 41 milyar dolar vergi barışlarına rağmen maalesef geldiğimiz yer burası.cumhuriyet tarihinin en yüksek faizle borçlanan ve gelirlerinin önemli bir kısmını faiz ödemesine kaptıran hükümetimiz var. Faizi sonuç değil de sebep sanan insanlar olduğu müddetçe yani bu kafalar değişmediği sürece sonuç da değişmeyecektir. Risklerin düşürülemediği bir ülkede faiz artırımı asla kalıcı bir sonuç sağlamaz. Bir ülkede ekonomik sorunlar kadar adli, sosyal ve siyasal sorunlar varsa o ekonomide riskler yüksektir. Faizi yükseltip sıcak paraya gel-gel yapıp belirli bir rahatlama sağlanmış olabilir.
Ama kalıcı çözüm riskleri düşürmekle sağlanacaktır. Riskler düşürülebilirse faizler de düşer. bunun için çözüm de bellidir: -tek adam rejiminin acilen yıkılması ve ortak akla dönülmesi -liyakata dönülmesi -bilimin ve aklın emrettiğini yapmak -ülkede adaleti, iç huzuru, barışı tesis edip kamplaşmalara son verilmesi -kaynakların etkili ve etkin olarak kullanılmaya başlanması -demokrasinin ve hukukun ülkesi olduğumuzun teyidi
ancak tabiki böyle denmeyecek. ve doların artışı saçma sapan başka konulara bağlanacak. -faiz lobisi -xyz baronları -lbgt -gezi kalkışmasının üst aklı -dış güçler -esat ve rusya -yunanistan ve avrupa -amerika ve israil -kılıçdaroğlu -bir türlü ölmeyen emekliler -kanalistanbulu yaptırmak istemeyen imamoğlu
ve bütün bu saçma sapan, içi boş, incir çekirdeğini doldurmayacak salak saçma muhabbetler ülkenin genel geçer tv kanallarında ciddi ciddi tartışılacak. her haltı bildiğini sanan boş konuklarıyla bu konular tartışılıp muhalefet suçlanacak ve asrın lideri, Allahın kırbacı, ulu önder Recep Tayyip Erdoğanın önderliğinde duvara toslasak da toslamamış gibi yalanlar söylenmeye devam edilecek.
Faizle ateşini düşürmeye çalışıyorlar ama oda uzun vadede işe yaramıyor görüldüğü gibi. Doların sürekli artmasının sebebi cari açıktır arkadaşlar. Yani ülke de üretimden çok tüketim yapılıyor ve bu tüketim hep ithal mallarla. Yani dışarıya bağımlı hale gelmemiz bizi bu hale getirdi. Dışardan aldığımız ürünü biz TL ile almıyoruz Dolarla alıyoruz. Bir nevi TL'yi dolara değişiyoruz. Buda TL'nin alım gücünü düşürüyor. Bu iş böyle devam ederse ülke ekonomisi ya da halkın cüzdanı daha ne kadar dayanır bilemem
fed bu ay 0-0.25 de sabit tuttu, ama SDR olarak bilinen özel çekme hakları ek rezervler artmış durumda, piyasada dolar emisyonları arz fazlası yaşıyor pandemiden dolayı, Türkiye yüksek faizi %19 lara politika faizini çıkarmasına rağmen bu hafta döviz dalgalandı, ECB zaten 2008 mortgage krizinden bu yana genişlemeci para politakasından ve maastricht kriterlerinden taviz vermez pandemi de bunu etkilemedi.. Türkiye ama ciddi anlamda likitide sorunu yaşıyor. Yüksel döviz borcu, cari dengesinden kaynaklı ve doğrudan borçlanma yolu nedeniyle kamu ve özel tüzel kişilikleri likitide sorununu aşamadığı için döviz kurlarına etki etmiyor politika faizi, kısa vade de dalgalanmasını önlüyor ama reel piyasaya enflasyon ve kamu maliyesine ciddi anlamda borçlanma getiriyor. Dolarısabit tutmanın yolu, reel sektöre yatırım ve ihracattır en temel olarak ve cari dengeyi sağlamaktır. Türkiye bunu başarması gerekir. Para politikalarında dönemsel değil artık sistemli metodolojisi planlaması belli ileriyi okuyabilen riskleri gözeten, ona göre para dolaşımını, arzını ve emisyonlarını sağladığı fayda-maliyetini bilen bir özerk bağımsız merkez bankasıyla devam etmeli.. kronik dalgalanmalarını ancak böyle çözebilir bu bile 5yıllık bir dönem arz eder toparlanma için çünkü global piyasanın tepkileri ve dinamiği son 1,5 yıldır ABD ÇİN odaklı gidiyor ve dolar yuan kapışması zaten global piyasaya zarar veriyor birde finansal hatalar yaparsanız piyasa affetmez...
Yerli olarak kendi ürünümü yapmak istiyorum her ürün başına resmî onay almam için 10.000 TL para ödüyorum. Toplamda 5 ürün 50 bin TL yapıyor. Bunun yanında kdv’ler v. s Üstelik ürünü üretirken hammaddeyi dolarla alıyorum ve belli bir limitin üzerinde olması gerekiyor. Üreteceğim ürün neredeyse bu saydıklarında birlikte yurtdışından toptan alacağım kaliteli mal ile aynı fiyata geliyor. Hal böyle olunca insanın aklında şu soru işareti oluşuyor. “Neden üreteyim ki? Aynı kalitede ve markası zaten herkesçe bilinen bir malı hiç uğraşmadan yapmak varken” Ve böylece ülke ne kendi içinde üretebiliyor ne de dışarıya satabiliyor. Bahsettiğim şeylerin daha profesyonel bir cevabı vardır ancak basit bir dille anlatmam gerekirse katmak istediğimiz bir değer olsa bile bunun önüne devlet tarafınca o kadar engeller tıkanıyor ki bir değer yaratamıyorsun. Böylece hep dışarıya bağımlılığa devamlılık katlanarak büyüyor.
üretim şart üretim tarım ürünlerini bile ithal edersek dolar artınca hepsinin fiyatı artacak doların artması akaryakıt fiyatını arttırır bi zamda nakliye sebebiyle gelecek enflasyon yine artacak maaşlara gelen zam eriyecek