Son yıllarda halkın sıkça yöneldiği kripto paralar ve astrolojinin popülerliğinin artmasıyla birlikte finansal astrologların görüşleri ve tavsiyeleri ehemmiyet arz etmeye başladı. Astroloji başlı başına hâlâ geçerliliği tartışılan bir konu olmakla beraber bu anlatımımda bazı sorulara cevap bulabileceğimizi öngörmekteyim. Belki de astrolojiyi bilimsellik çerçevesine taşıyacak bir adım atmış olabileceğiz. Sınırsız Para Teorisi yani nam-ı diğer Değişmeyen Değişim Teorisi neymiş diye bu Bence'mize bir bakalım.
Ancak değişimi bilebilen, her konuda sınırsızlığa erişebilir.
Değişim
Değişim; "Fiziksel, zihinsel ya da ruhsal olarak bir önceki zaman dilimine göre farklılaşma, şimdiki zamanın geçmişten farklı olması durumu." şeklinde açıklanır. İnsandaki değişime etki eden faktörler açısından da "İnsanların değişimlerinde, aldıkları kararlar ve zaman en önemli etkenler arasında yer alır." cümlesiyle açıklanmaktadır. Değişimi dolaylı ve direkt olarak etki eden zaman kavramı, yüzyıllardır tıpkı astrolojinin tartışıldığı gibi birçok âlim, filozof ve aristokratlar tarafından ele alınıp incelenen bir ilgi alanı olup, hakkında bildiğimiz şeyler ise epey kısıtlıdır.
Değişimin en büyük gerekçesi olan zamanın ölçümü ise iki farklı şekilde yapılır. Birincisi, linear yani doğrusal zamanın ölçümü açısından kullandığımız herkesin bildiği takvimler ve saatlerdir. İkincisi ise logaritmik yani eğrisel zamanın ölçümü açısından kullanılan atom saatleridir. Zamanın çözümlenmesi ise ancak ve ancak logaritmik yani eğrisel zamanı, linear yani doğrusal zamana endekslemekten geçer. İnsanlar olarak takvimler ve saatler hakkında epeyce bilgimiz var lâkin atom saatleri hakkında birçoğumuzun yeterli bilgisi olmadığı için açıklamak isterim.
Atom Saati
Atom saatlerinin genel tanımı; "Atomlardaki elektronlar belirli enerji seviyelerinde bulunur ve enerji soğurarak ya da enerji yayarak bu seviyeler arasında geçiş yapar. Atom saatleri, frekans standardı olarak atomlar tarafından yayılan fotonların frekanslarını kullanan saatlerdir." şeklindedir. Ölçüme etki eden faktörler ise; Zamanın akış hızının kütle çekimden etkilenmesi dolayısıyla, yeryüzünden farklı yükseklikteki saatler farklı hızlarla çalışır. Kütle çekimin hızla da bağlantısı olduğundan, atom saatinin hareket hâlinde olması da ölçüm sonucunu değiştirecektir." şeklinde açıklanmıştır. Atom saatleri aslında adını sıkça duyduğumuz "Göreceli Zaman" ölçüm aletidir. Göreceli zaman ise eğrisel yani atomiktir.

Güneş Sistemi ve Atomik Zaman Akışı

Bildiğimiz üzere Güneş Sistemi bir çekirdeği olan ve çevresinde dönen gezegenler neticesinde büyük bir atomu andırmaktadır. Albert Einstein tarafından öne sürülen göreceli yani logaritmik zaman akışının, bilim tarafından varlığının ispatlanmasına sebep olan bu büyük atom benzeri yapı modeli; kütleçekimin de gözlenmesine büyük olanak sağlar. Sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gezegenlerine ev sahipliği yapan Güneş Sistemi'nin, Güneş sayesinde kendine has bir uzay-zaman eğrilmesine sahip olmasıyla, biz yani insanoğlunun uzayın diğer yerlerine nazaran farklı bir göreceli saat sistemine sahip olmasına sebep olmaktadır. Özetiyle bizler, Güneş'in uzayı bükmesiyle oluşan zaman düzleminde yaşamaktayız. Burada bizi ilgilendiren kısım ise Güneş'in büktüğü uzay-zaman eğrilmesinden kaynaklı olarak gezegen dizilimi ve gezegenlerin zamana olan etkisidir. Atom saatinin ne işe yaradığını tekrardan hatırlamamız gerekirse; elektronların belirli enerji seviyeleri olduğunu ve birbirlerini doğrudan etkileyerek enerji geçişleri yaptığını biliyoruz. Elektronların çekirdek etrafında dönmesinin sebebi, çekirdeğin uzay-zamanı bükmesi ve bir çekim alanına sahip olmasıyla ilgiliyse o zaman doğrudan Güneş Sistemi'ni mega bir atom olarak kabul ederek, gezegenlerin arasında enerji geçişleri olabileceğini ve bu geçişlerin elektron dizilimleriyle de bağlantılı olduğunu iddia edebiliriz. Bu iddia neticesinde gezegenlerin birbirlerine olan konumları göreceli zamanı etkileyebileceği gibi, her atomda olduğu gibi kendi aralarında da bir düzene sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca bir atomun has karakterini veren özellik neticesinde sahip olduğu elektron yani gezegen dizilimidir.
Dünya Öncesi Gezegenlerin Dizilimi ve Yörünge Periyotları
- Merkür: 87,969 Dünya Günü
- Venüs: 224,701 Dünya Günü
- Dünya: 365,256 Dünya Günü
Dünya / Merkür = 4,152 (4,236 = φ³)
Venüs / Merkür = 2,562 (2,618 = φ²)
Dünya / Venüs = 1,626 (1,618 = φ)
Venüs / Dünya = 0,615 (0.618 = φ)
Merkür / Venüs = 0,391 (0,382 = φ²)
Merkür / Dünya = 0,240 (0,236 = φ³)
φ = 1,618 veya 0,618
φ = Altın Oran
Gezegenlerin Zamana Olan Etkisi
Güneş Sistemi'nin merkezi Güneş'ten dışarıya doğru ilk üç gezegenin dizilimi ve yörünge periyotlarını incelediğimizde, çok yaklaşık değerler ile aralarında Altın Oran olduğunu ve bu oranın logaritmik olarak arttığını gözlemledik. Asıl soru, "Bu dizilimin zamana olan etkisinin nasıl olduğudur yani bu dizilim perspektifindeki iddiâ ne olabilir?" şeklindedir. Buna verilebilecek en mantıklı felsefî cevap ise, başlangıç ve son arasında bir eğrilme olduğu ve bu eğrilmenin ise Altın Oran ile alakası olduğudur. Şayet ki böyle bir durum var ve gerçekse, hayatımızın bazı alanlarında bunu mutlak şekilde görebilmeliyiz. Ana fikir, doğumdan sonraki evrelerin logaritmik bir eğrilme içermesidir.


Bu iki görsel arasındaki tek fark, birinin canlı diğerinin ise cansız sıfatı içerisinde olmasıdır. Fakat ortak noktaları ise ikisi de zaman ile değişim göstermesidir. Bu iki görselden şunu net bir şekilde anlıyoruz ki, madde canlı veya cansız olsun zamanın etkisiyle dönüşüme uğruyor. Şayet bu varsayım yanlış ise her madde zamanla değişime uğramıyorsa uzayın kozmik bir bilinci yani canlı olduğu iddiâsı da akıllara geliyor.
"Dünya bir canlıdır."
— Platon

Bu logaritmik hareket sadece dairesel değil aynı zamanda dikey veya yatay şekilde de olabilmektedir. Ağaç ise dikey eğrilmeye, zamanla dal sayısının artmasıyla birlikte verilecek en güzel örnektir. Ağaçlar da zamanla herkes gibi kendi varoluş amacını tamamlamak ve kendini gerçekleştirme suretiyle hareket ederler.

Yukarıdaki siyah grafiği ağaçlardan yola çıkarak açıklayacak olursak, ilk zamanlarda oluşumlar adına daha fazla zaman geçmesi beklenirken, zamanın ilerlemesiyle birlikte daha kısa süre içinde daha çok oluşumların oluştuğu gözlemlenmektedir. Tıpkı galaksilerdeki gibi, doğumdan sonraki ilk zamanlarda, kollar ile merkez arasındaki uzaklık daha kısayken, belirli bir süreyle kolların açılması devam ettikten sonra zamanla mesafe devasa bir oranda yani logaritmik şekilde artmaya başlamaktadır.

- 4. boyuta baktığımızda; soldaki pembe görsel, içi gözükmeyen bir atomu simgelemektedir. Ortadaki görsel ise atom çekirdeğini ve etki alanını nitelemektedir. Sarı ile gösterilen kısım çekirdek, turkuaz ile gösterilen kısım ise etki alanıdır. Pembe olan kısım ise atomun derinliği yani uzay-zaman eğrilmesine sebep olduğu alandır. Sağdaki görsel ise ortadaki görselin içindeki turkuaz diskin, kuş bakışı hâli olmakla birlikte uzay-zamanın bükülmesine sebep olan -tıpkı galaksilerde olduğu gibi- oval yani eğrisel hareketlenmeyi simgeler şekildedir.
- 2.boyuta baktığımızda; sol alttaki grafik pozitif bir XY grafiğidir. Sağdaki görsel ise 4. boyutta bahsettiğimiz diskin tek kollu olan hâlidir. Grafikte çekirdek ise sol en alt yani doğumun gerçekleştiği bölgedir. Dikdörtgenlerin üstünü ve altını kapsayan çizgiler ise 4. boyutta olan spiralin hareketindeki merkez ile kol arasındaki mesafedir. Bu sebeple gelecekte oluşacak dikdörtgenlerin logaritmik olarak devasa boyut kazanacağı öngörülmektedir.
Astrolojinin İspatı Adına Yapılacak Deney

Görseli açıkladığımıza göre ve bu görselin ne anlam ifade ettiğini veya ne işimize yarayacağı hakkında olan kısma geçmeden önce, astrolojinin pozitif bir bilim olması adına yapılacak bir deneyden bahsetmek isterim. Atom saatlerine değinmiştik ve bu saatlerde elektronlar arasında enerji geçişleri olduğu ve enerji geçişlerinin ise kütle çekim, hız veya bazı faktörlere bağlı olduğundan söz etmiştik. Albert Einstein, genel görelilik yani izafiyet teorisini ortaya atmasıyla bizlere zamanın nasıl aktığı konusunda bilgi vermiş, bizi aydınlatmıştı. Fakat zaman dediğimiz şey ayrıştırılabilir mi? "Zamanın çeşitleri var mıdır?" sorusunu sorabilir miyiz? Bu tip bir soruya cevap verilebilmesi için yapılması gereken deney, farklı çeşit etkiler altında olan elektronların olduğu atomlar incelenerek bu elektronların farklı etkenler dolayısıyla davranışlarının incelenmesi şeklinde olmalıdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse, belki elementsel olarak farklı etkilere maruz kalan elektronları içinde barındıran bir atomun hızlandırılması sonucunda, elektronların titreşimleri not alınmalıdır. Aralarındaki titreşim oran farkı incelenmelidir. Sonra her şey yine en başa alınmalı ve atom bu defa ısıtılmalıdır. Sıcaklık etkisiyle titreşen elektronların enerji seviyeleri yine incelenmeli ve not alınmalıdır. Zamanın göreceli oluşunu etkileyecek her faktör değerlendirilerek, bu şekilde deneyler yapılmaya devam edilmelidir. Deneyin son aşamasında ise veriler karşılaştırılmalıdır. Aynı sıcaklığı almış elektronların enerji seviyeleriyle, aynı hıza ulaştırılmış elektron enerji seviyeleri arasında çeşitlilik ve farklılık gözlenmelidir. Başlangıçta çekirdek farklılığından, farklı etkilere maruz kalmış bir elektron sıcaklıktan daha farklı etkilenerek, göreceli zamanı o şartlarda daha fazla etkileyebilirken; farklı bir elektron hızdan daha fazla etkilenerek, göreceli zamanı o şartlarda daha farklı etkileyebildiğine dair bir sonucun çıkabileceği varsayımı söz konusu olmalıdır. Bu sonuç ise elektronların farklı ortam şartlarında belirli bir karakteri olduğu ve uzay-zamanı 'hangi konuda' büktüğü ile alakalı bir sonuca tabi olacaktır.
Sınırsız Para Teorisi'ne Giriş
Sınırsız Para Teorisi, 4. boyut yani uzay-zaman ile 2. boyut arasındaki kurmuş olduğum bağlantıyla ortaya attığım bir teori olup, zamanın logaritmik şekilde bükülmesini kapsayan, zamanın çeşitliliğini ve öznelliğini vurgulayan bir döngü teorisidir.
Finansal piyasalar, pozitif bir XY düzleminde analiz edilirler. X ekseni zamanı nitelerken, Y ekseni ise fiyatı niteler. Menkul kıymetlerin veya kripto varlıkların zamanla olan değişimleri ise Fiyat/Zaman grafiği yani XY düzleminde analiz edilirler.
"Tarih tekerrürden ibarettir önemli olan nerede tekerrür ettiğini bilmektir."
— William Delbert Gann

Uzay-zamanda yani 4. boyutta olan olaylarda en önemli olgu çekirdektir. Çekirdek kütle çekimin ana merkezidir. Çekirdek etrafında olan elektronların veya gezegenlerin Güneş Sistemi'nde bir örneği mevcut olan Altın Oran'da olan dizilimleri, galaksinin kollarında da mevcuttur. Her şekilde çekirdekten uzaklaştıkça -Altın Oran'da olsun olmasın- eğrisel şekilde zaman yavaşlar. Finansal piyasalarda ise çekirdek, doğumun kendisidir. Pozitif olan XY grafiğinin sol en altında doğum gerçekleşir ve varlıklar, zamanın yavaşladığı bir düzlemde değer kazanmaya ve kaybetmeye başlarlar.

Yukarıdaki görseli pozitif bir XY finans grafiğine adapte ettiğimizde doğumu (0,0) koordinatından başka bir yere koyamayız. Grafiğin sol en altında doğan varlık zamanla eğrilmeye tabiî olup, doğumdan zaman etkisi ile uzaklaşacaktır. Biz bunu insanlar arasında büyüme veya yaşlanma olarak adlandırırız. Yani insan veya herhangi bir varlık, doğumdan zamanla uzaklaştığında eğrilmeye yeltenmesi gerekir. Canlı veya cansız her varlık, bu hayat yolunda belirli döngüler içerisinde ilerlerken bu döngüler asla değiştirilemez ve kırılamazdır.

2 boyutlu düzlemlerde bir döngü meselesi olmadığından ve zamanın sağa doğru akıyor olmasından istinaden çekirdek etrafındaki dönüşü net bir şekilde gözlemleyemeyiz. Varsayımsal olarak x yani zaman eksenine neredeyse paralel ama hiçbir zaman paralel olmayacak bir eğriyle dönüşü sembolize edebiliriz. Çekirdek yani merkez arası ile dışarı doğru açılan kolun arasında bir mesafe olduğundan tek bir çizgiyle göstermek yetersiz kalacaktır. Bu mesafe, zamanın giderek akmasıyla belirli bir logaritmik oran doğrultusunda artacağından, x eksenine neredeyse paralel olan çizginin üzerine çekirdek-kol arasındaki mesafeye oranlı şekilde bir eğriye daha ihtiyaç duyarız.
"Teknik Analiz sadece finansal piyasaları analiz etmek için bir araç değil, kozmolojiktir, evrenseldir."
— Charles Dow

Dünya'nın en büyük finansal borsalardan biri olan Dow Jones borsasının kurucusu Charles Dow'un sözünden yola çıktığımız kadarıyla; teknik Analiz, astroloji ya da geleceğin şekillenmesi konusunda öngörüler içeren durumların sadece finansal alanda değil, her yerde ve her şeyde bir yansımasını gördüğümüz gerçeğidir. Aynı zamanda kendisinin Theory of Dow yani Dow Teorisi başlığı altında teknik analiz konusunda bir keşfi bulunmaktadır.
Sınırsız Para Teorisi'nin Finansal Piyasalardaki Örnekleri
Ekonomide yani iktisatta, genel itibarıyla gelen iyi ve kötü haberlerin piyasayı şekillendirdiği söylenir. Kripto borsalarından farklı olarak şirket hisse senetlerinde, bilançoların ve finansal büyümeye etki edecek her türlü istatistiğin yatırım sürecine etki edecek bir veri olarak nitelendirilirler. Bu sebeple öyle bir finansal enstrümanı incelemeliyiz ki, gelen iyi veya kötü haberlerin tek bir kişinin elinde olduğu ve yönünün tahmin edilmesinin çok zor olmasıyla alakalı olmalıdır, çünkü şayet bir teori çerçevesinde geleceğin bilinebilirliği iddia ediliyorsa, bilinebilirliğin en zor olduğu enstrümanların analiz edilmesi gerekiyordur.
Bahsi geçen finansal enstrümanlar mevcuttur. Elon Musk ile bağlantılı olduğu iddia edilen meme coinlerdir. Birçok finansal analist, Elon Musk'ın dilediği gibi finansal piyasalarla oynadığını ve speküle ettiğini iddia eder. Bizim burada soracağımız en verimli felsefî soru; "Elon Musk gerçekten dilediği gibi mi hareket ediyor, yoksa bağlı kaldığı bazı evrensel yasalar var mı?" İşte bu soruya cevap bulabilmek adına, kendisiyle doğrudan ilişkilendirilen Shiba Inu yani bilinen piyasa koduyla SHIB inceleyeceğiz.
Shiba Inu (SHIB)

İki boyutlu pozitif bir XY yani Zaman/Fiyat düzleminde incelenen ve takip edilen Shiba Inu adına, geçmişteki doğumu temsil eden çekirdek etrafında dolanan ivmelenmeyle nasıl analiz edilebileceği hakkında aşağıdaki görsellere ve açıklamalara doğru ilerleyelim...

Doğumdan sonra başlayan ilk oluşumları sırasıyla; A, B, C, D ve E şeklinde harflendirdim. Şimdi daha önce bahsettiğim gibi bu dikdörtgen alanların sürekli tekerrür ederek, logaritmik yani göreceli şekilde olma koşuluyla bir merkez etrafında dönüyormuş gibi aynı hareketleri yapması gerekmektedir.

Fiyatın daha oluşmadığı Hiçlik bölgesinden sonra ilk oluşuma baktığımızda ilk kırmızı tepeden sonra yeşile kadar Birinci Bölge oluşmaktadır. Sonra ikinci kırmızı alana yükselip, ikinci yeşil alana düşmektedir. Bu şekilde İkinci Bölge oluşmaktadır. Burası başlangıç bölgesidir yani spiralin merkezden ilk ayrıldığı alandır. Etkisi kısa sürer fakat spiral dönmeye devam eder.

Sol altta kendisi de görünen Oluşum A'nın sonlandığı ve Oluşum B'ye geçtiğimiz grafiktir. Geçmişteki gibi bölgeleri olan, dip ve tepe oluşumları benzer bir yapıyla karşılaştık. Spiral merkez etrafında döndükçe, daha uzun bir zamanda aynı yapının oluşması devam ediyor.

Sol alttaki oluşumlar iyice geride kalmışken, bu defa daha büyük bir dalgayla Oluşum C geliyor. Oluşum A ve B'den farksız, neredeyse aynı fakat aralarında en uzun sürede tamamlanan yapı Oluşum C'dir. Zaman, izafî yani göreceli akmaya devam ediyor. Aynı olaylar oluyor ama zaman giderek yavaşlıyor. Doğumdan uzaklaştıkça zaman yavaşladığına gözlerimiz ile şahit oluyoruz.

Oluşum C ne kadar büyük derken karşımıza Oluşum D çıktıktan sonra fikirlerimiz değişiyor. Büyüğün de büyüğü varmış diyerek şaşırıyoruz. Spiral genişledikçe her şey devasa bir hâl alıyor, şaşırmaya devam ediyoruz.

Şu an Oluşum E'nin bizzat içindeyiz. Grafiğin devamını beklediğim hareket doğrultusunda bizzat elimle çizdim. İlk yeşil alana henüz düşmedik fakat değişmezlik ilkesiyle o bölgeye düşüş gerçekleşmelidir. Bu şekilde dalga tamamlanınca yani doğum (merkez) etrafında bir tam tur bittikten sonra yeniden bir ciddi yükseliş görmemiz mümkün olacak. Bu gerçekleşmesini beklediğim grafiğin en sağında görünen büyük yükseliş için ise tarih olarak 2029 yılı içinde olacağını tahmin ediyorum.
Olay bir döngüden ibaret ise...
"Millionaires don't use astrology, billionaires do."
- J.P. Morgan
Sınırsız Para Teorisi'nde doğru analiz için püf noktalar nelerdir?
Doğru analiz yapılabilmesi için bir önceki oluşum dalgasına bakılması en uygun olandır. Yani Oluşum E içerisindeyken, en doğru analiz Oluşum D'ye bakılarak yapılır çünkü zaman geçmişten günümüze akış stili adına önce piksel piksel kendisini gösterirken zamanla yani gelecekte detaylı hâle gelmeye başlamaktadır. Buna verilebilecek en güzel örneklerden bir tanesi Fibonacci Dizesi'nde sayıları bir önceki sayıya bölerken başlangıçtaki sayılar sonucu piksel piksel verirken, dizeye uygun bir şekilde devam edildiğinde yani sayılar büyüdükçe 1,618 olan Altın Oran'a yaklaşılır. Oluşum konusuna devam etmemiz gerekirse;
Bakabileceğimiz en net oluşum ise şimdiki zamandan bir önceki oluşumdur. Shiba Inu yani SHIB konusunda Oluşum D grafiğinde Birinci Bölge yazısının hemen üstündeki tepede yer alıyoruz. Geçmişe gidip o bölgeye yakınlaştığımız yani ayrıntılı hâle getirdiğimiz zaman ise, şu anda oluşan minör dalgalara ulaşabiliyoruz.
Not: KızlarSoruyor'da Bence yazarken en fazla 20 görsel ekleyebiliyor oluşumuz, Sınırsız Para Teorisi adına bir sorun oldu. Birden fazla finansal varlığın detaylı analizini yapmak istiyordum. Bunlara; Bitcoin, Ethereum, Dogecoin ve Ripple gibi finansal varlıkları ekleyip geleceğin analizi yapılırken, birbirlerine uyum gösterdiğini ispatlayarak ahenk ve düzenin varlığını ispatlamayı umut ediyordum. Yani düşüşleri ve yükselişleri sadece tek bir finansal varlık doğrultusunda görebildiğimiz gibi aynı zamanda hepsini ayrı ayrı analiz ettiğimizde zaten hepsi ortak bir fikirde hareket ettiği sonucuna çıkacaktık. Belki başka bir zamanda daha ayrıntılı bir içerik üretebilirim.
Değişim Teorisi ve Psikoloji
Psikoloji veya Ruh bilimi; "İçgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır." şeklinde tanımlanan bir alandır. Ekonomi ise; "İçeride veya dışarıdaki haberlerin etkisiyle, finansal enstrümanların değerinin incelenmesini içerir." tanımlanmasıyla, psikolojiyle ortak noktalarının olabileceğini anlatır bizlere. Tıpkı ekonomide olan değişim analizleri gibi, psikoloji de bu değişimlerin nasıl olabileceği konusunda varsayım ortaya atacağız.
Yine çekirdeği doğum kabul ederek ve çekirdeğin etrafında astrofiziksel dönüş felsefesiyle hareket ettiğimiz şekilde insanda oluşan ve zamanın gerektirdiği duygusal ve psikolojik süreçlere değineceğiz. Bu değinimi yaparken, daha çok cinsellik, mutluluk ve mutsuzluk gibi kutbu olan ve daha kolay analiz edilebilen verilerle gideceğiz.
Yeni Doğan Dönemi'nden başlayarak ay ay analiz yaptığımızda ilk hafif depresyon sürecini 7.ayda yaşadığını biliyoruz. Yani bir bebek genel olarak ilk 6 ay daha çok sevinç çığlıkları atarken ve zaman zaman gülerken ilk itiraz etme ve memnuniyetsiz hâlinin 7.ay evresinde gerçekleştiğine aşinayız. Ardından bu huysuz belirtilerin 24-36 ay arasında tekrar ettiğini biliyoruz. Herkesin bildiği, sıkça söz ettiği ve 30. aya denk gelen "2,5 Yaş Sendromu" dediğimiz durumdur bu. Bu sendroma başka bir belirti eklemek istersem, bebeğin ilk kez cinsel organını tanıdığı evrenin olduğunu söyleyebiliriz. Bir sonraki sıkıntılı süreç ise ebeveynlerin yaka silktiği ergenliktir. Önceki yaş aralıklarını başlangıç olarak girdiğimiz için, yine aynı şekilde ergenliğe giriş yaşının 10-12 arasında olduğunu kabul edebiliriz. Bu süreçte kişilerde; isyan etme, başkaldırma, memnuniyetsizlik ve asabiyetin görüldüğü gibi üreme hormonları salgılanmaya başlayarak cinsiyetlerini tanıma evresine geçerler. Ergenlikte yaşanılan bu depresyonun başka bir yansımasını ise 40-45 yaş civarında tekrardan görebiliriz. Kişilerin genel psikolojik durumları yaşlandıkları gerekçesiyle hayatın son vakitlerinde bir nebze olsun daha mutlu vakit geçirebilmektir. Bir yandan yaşlanmanın verdiği hüzün devam ederken ve hüznün dışavurumu olarak bazı öfke patlamalarına sebebiyet verirken, bir yandan da hayattan keyif alma yoluna düşerler. Bu karmaşık duygular ise kişiyi cinselliğe sürükleyerek bir açlık yaratabilir. Bu döneme cinsî açıdan en majör dönemdir diyebiliriz.
Elimizdeki sonuçlara baktığımızda;
- 7. ay: İlk hafif depresyon.
- 30. ay: Memnuniyetsizlik ve cinsel organını tanıma.
- 11. yaş: İsyan etme, başkaldırma ve cinsiyet kazanma.
- 40. yaş: Depresyon, huzursuzluk ve cinselliğe yönelim.
Olarak sıralayabiliriz. Bu sonuçlara göre genel olarak insan hayatında bu evreler bir şeylerin kötü gidişatına yönelik başlangıç evreleri ve cinsellik ve cinsiyet ile alakalı olduğunu ifade edebiliriz. Bu yaşlarda bu konular arasında bir bağlantının olduğu söz konusudur.
Değişim Teorisi'nin temel prensibinin ise merkezden yani doğumdan başlayarak dışarı doğru açılan eksponansiyel bir spirali sembolize ettiğini biliyoruz. Bu gidişatın aynı zamanda maddî dünyada; astrofizik, anatomi, astronomi ve ekonomi gibi alanlarda rastlamış ve varlığından bahsetmiştik. Psikolojinin bir diğer adı olan Ruh Bilimi neticesinde, metafizikte de bu spiralin olup olmadığı konusunda analizlerimize devam edelim.
30 ay / 7 ay = 4.285 sonucunu bularak ilk etapta oluşan eğrilmeyi tespit ettik. 4.285 sayısı aynı zamanda 4.236 olan bir Fibonacci oranına bu kadar yakın olması oldukça şaşırtıcı. Bu yüzden bundan sonraki işlemlere Altın Oran vasıtasıyla devam etmemde bir sakınca olduğunu sanmıyorum.
30 ay * 4.236 = 127 ay
127 ay * 4.236 = 538 ay
Şeklinde sonuçlara ulaştık. Bulduğumuz ayları seneye çevirdiğimizde ise;
- 7 ay = 0,58 yaş: İlk hafif depresyon.
- 30 ay = 2.5 yaş: Memnuniyetsizlik ve cinsel organını tanıma.
- 127 ay = 10.5 yaş: İsyan etme, başkaldırma ve cinsiyet kazanma.
- 538 ay = 44.8 yaş: Depresyon, huzursuzluk ve cinselliğe yönelim.
Varsayımımıza ulaşmış olmaktayız. Bu logaritmayla doğrudan, duygusal ve fiziksel gelişim açısından kişiliğin tamamlandığı yaş da tespit edilebilir. Genel olarak ergenliğin bitmesi ile karakterin tamamlanma evresinin tamamlanacağını öne sürdüğümüzde ise ve bitiş yaşının 18-20 civarına denk gelmesiyle noktaları bir alana çevirebilir ve finans ve ekonomi alanında yaptığımız gibi oluşumların uzunluğunu çözümleyebiliriz. Ergenliğe girilen yaş ile çıkılan yaş arasında yaklaşık iki kat olduğundan yaklaşık olarak sayıları iki ile çarpabiliriz. Yeni Doğan Dönemi olarak adlandırılan ilk dönemde 7. aydan başlayan hafif depresyonun uzantısını 14. aya kadar görmenin mümkün olduğunu, 2.5 yaş sendromunun tamamen bittiği ve oturduğu yaş açısından 5 yaş olduğunu, son majör dönemde de bir şeylerin bitme yaşının yaklaşık 80 yaşlara denk geldiğini söylemek mümkün olabilir.
Sonuç
Bu yaptığımız işlemlerden ve felsefî yaklaşımlarımızın bir sonucu olarak, insanın; ilk karakterinin oturduğu dönemin yaklaşık 14. ay olduğunu, ikinci oluşumda karakterin 5. yaş civarında oturduğunu, üçüncü oluşumda bu oturumun 18-20 yaş dönemine denk geldiğini ve tüm minör süreçlerin tek bir majör süreç olan 80 yaşında tamamlandığını varsayarak iddia edebiliriz. Başka bir deyiş ile insan 14. aya kadar yaşamış olduğu her şey tüm hayatı boyunca tekrar eder. Buna 5 yaş da diyebilir, 20 yaş da diyebiliriz çünkü Finans ve Ekonomi alanında bahsettiğimiz gibi oluşumların hepsi karakteristik olarak aynı yapıdadır.
Değişim Teorisi ve Sanat
Sanat... Tanımlaması oldukça zor olan fakat en genel tanımıyla "Yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi." olarak tanımlanır. Sanat, güzel olandır. Hoşluk, estetik ve zarafettir. Denge, uyum, ahenk ve düzendir. Sanat... Anlam veremediğimiz bir şeyin bize güzel gelmesidir. Bu yüzden aşka çok yakındır. Aşık olduğumuzda, neden aşık olduğumuzu anlamakta zorlandığımız gibi bize güzel gelen şeylerin neden güzel geldiğini anlayamamak zaten sanatın kendisidir belki. Sanat, soyut ve görecelidir tıpkı zaman gibi... Değişim üzerine olan felsefelerin kesiştiği bir yerdir. Kesişirken heyecan uyandırandır sanat. Anladığın değil, hissettiğin yerdir sanat. Sanat... Kesin bir tanımı olmayan en güzel şeydir.
Bugün sanatı değişmiş sıfatıyla tanımlamaya çalışacağız. Değişmiş olandan yola çıkıp, sanata ulaşmaya çabalayacağız. Sanat değişmiş veya değişiyor olandır. Değişiklik göstermemiş hiçbir şey sanat olamayacağı gibi, değişim dışında değişiklik göstermeyen hiçbir şey yoktur evrende zaten. Bu bakış açısıyla evrenin bir sanat olduğunu ifade etmemizde de bir sakınca olmaz. Sanat olmayan tek şeyin ise değişimin kendisi olduğu sonucuna ulaşmış olmamız da kaçınılmazdı. "Sanat, değişmeyen tek şey olan değişimin etkisiyle değişmiş ve değişiyor olandır." diye basitleştirebiliriz.
Sanat; duyulabilir, dokunulabilir, koklanabilir, görülebilir ve tadılabilir olandır.
Yazı diliyle sanat, ancak görülebilir ve yönlendirmeyle duyulabilir şekilde açıklanabildiği için duyulabilir olanı seçmek istedim. Görülebilen olan sanatı, Finans ve Ekonomi alanında ve öncesinde verdiğim örneklerle açıklamıştım. Şimdi bu görselliğe biraz da duysallık ile devam edebilmek önemli olandır. Bu yüzden değişim teorisini besteledim.

1.KITA | 2.KITA | 3.KITA | 4.KITA
1-2-3-2 | 3-4-5-4 | 5-6-7-6 | 7-6-5-6
2-3-4-3 | 4-5-6-5 | 6-7-8-7 | 6-5-4-5
3-4-5-4 | 5-6-7-6 | 7-8-9-8 | 5-4-3-4
4-3-2-3 | 6-5-4-5 | 8-7-6-7 | 4-5-6-5
Şeklinde olan bestedir. Mantığı ise, ilk dört nota olan 1-2-3-2 notalarının sürekli tekerrür etmesidir ve daha büyük oluşumlara sebebiyet vermesidir. 1-2-3-2 ile başlayan melodinin ilk üç notası artış gösterirken son nota ise düşüş eğilimi taşımaktadır. Bu yüzden 1. Kıta'nın ilk üç dizesi yükselirken, en alttaki son dize düşüş eğilimi göstermektedir. Aynı şekilde ilk üç kıta yükseliş eğilimi gösterirken son kıta ise düşüş eğilimi göstererek logaritmik bir melodiye sebep olmaktadır. Bu melodi 16 ve 64 kıtalar ile yapılabilmektedir. Döngüyü genişlettikçe ahenk ruha daha güzel gelmektedir.
Müziğin kulağa güzel gelme sebebi tekerrür etmesidir.
- Anonim
Değişim ile ilgilenmeye ilk başladığım zamanlar bu soruyu bir sokak sanatçısına sormuştum.
"Müziği güzel yapan şey nedir?" diye.
O da bana; "Müzik belirli bir ritimde giderken tekerrür ettiği için kulağa güzel gelir." demişti.
Cevabı çok sevmiştim çünkü öyle olduğunu tahmin ediyordum.
Aynı zamanda matematikçi Batlamyus'un hem müzik teoristi hem de astrolog olması da bazı şeyler adına bağlantı kurabileceği anlamına gelebilir. Bahsettiğimiz melodi ise özünde astrofizik veya zamanın akışına yön veren değişimin simgesi olduğu için, bu bağlantı kapsamında düşünülebilir.
Aşağıdaki linke tıklayarak Flat.io sitesinden bestelediğim 16 kıtalık melodiyi dinleyebilirsiniz.
Değişim Teorisi Melodisi
Değişim Teorisi ve Teoloji
İlahiyat, Teoloji veya Tanrıbilim; "Tanrı kavramı ve din olgusunun sistematik olarak ele alan disiplindir. Temel konusu metafiziksel güçlerdir ancak vahiy ile ilgilenir. Vahiy üzerinden tanrı ya da tanrıların varlığının kabulüne ulaşır. Sadece metafiziksel varlıklar olması ile değil, evren ile ilişki kurmak ve insanlara varlığını göstermeye istekli olduklarını ispat etmeye çalışır." şeklinde bir tanıma sahip olmakla beraber, geçmişte zamanın kendisinin bir tanrı olduğu iddiası bulunmasıyla birlikte, değişimin ilahiyat üzerinde yansımalarının nasıl olabileceği konusu önemlidir.
"Every movement in the market is the result of a natural law and of a cause which exist long before the effect takes place and can be determined years in advance. The future is but a repetition of the pasf, as the Bible plainly states."
- William Delbert Gann
İncil, Tevrat veya Zebur bilgim çok fazla olmadığından Kur'an-ı Kerim üzerinden ayet incelemeleri yaptığımda Değişim Teorisi'ne yönelik çok çarpıcı ayetlere rastladım ve bunlardan bahsetmek isterim.
- "Göğü, sonsuz kudretimizle, sayısız teknikle, tutarlı kanunlarla, enerji yükleyerek, nimetlerle dolu olarak biz yükseltip düzenledik, tavan olarak inşa ettik. Ve onu elbette biz genişletmeye, enerji yüklemeye devam ediyoruz, rızkı bollaştırıyoruz. Bunların hepsini yapmaya bizim gücümüz kudretimiz yeter."
— Zâriyât/47
Bu ayette evrenin bir genişleme hâli olduğundan söz ediliyor. Bu genişleme hâli ise değişimi simgeleyen spiralin, sürekli merkezden yani doğumdan uzaklaştığı ve genişlediği durumuna uyum sağlıyor. Değişim Teorisi'nde spiral zamanla devasa şekilde büyürken pikselliğin yerini detaylara bırakması ise enerjinin arttığı durumuyla bağdaştırılabilir.
- "Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunan varlıklar Allah'ı tesbih eder, ibadet eder. O'nu hamd ile, övgü ve şükür ile tesbih etmeyen, ona ibadet etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini, namazını, ibadetini, anlayamazsınız. Rabbin kudretli âdil, müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır, kâinatı koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır."
— İsrâ/44
Bu ayette her varlığın Allah'a yönelik bir ibadetinden bahsetmesi ve aynı zamanda bu ibadetin kolay bir şekilde anlaşılamayacağına yönelik olması, tıpkı psikoloji analizlerinde olduğu gibi kolayca anlaşılamayacak bir değişim söz konusu olabilir. Örnek verilmesi gerekirse, İslâmiyet'te tavaf bir ibadet şeklidir ve Kâbe etrafında dönüşü simgeler. Bu dönüşün ekonomide olan yansımasının analiz edilebilmesi, sanatta olan yansımasının ruh doygunluğunu sağlaması ve psikolojide olan yansımasının istatistiksel olarak gerçek olmasıyla bir ilişki kurduğumuzda, her varlık zamanla değişim gösterdiği zaman özünde değişimin ve dönüşümün kendisinin bir ibadet olabileceği akıllara geliyor.
- "Biz her şeyi bir ölçü, bir plân, bir nizam içinde, bolca, kolay elde edilebilecek şekilde, güçlü-kuvvetli, saygıya layık olarak yarattık."
— Kamer/49
Her şeyin bir ölçü içinde olduğunu niteleyen ayet, değişimin de bir ölçüsü olduğunu söylüyor olabilir. Ayet, aynı zamanda kaderden bahseder ve her şeyin daha önceden belirlenmiş olduğuna değinir. Ekonomi genel olarak tahmin edilmesi en zor alanlardan bir tanesi iken bilinebilir kılan Değişim Teorisi, belki de kaderi ispatlayabilecek bir güce sahiptir. Her şeyin kaderiyle yaratılmasının doğum yani merkez zamanıyla ilişkilendirilebilir olması ise doğrudan bizi astrolojiye götürebilir. İslâmiyet ise astrolojiyi kabul eden ve aynı zamanda bu ilmîn Hz. İdris üzerinde de olduğunu belirtir.
- "Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ve imkânları altı günde, altı devirde yaratan, bir de Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında, hükümranlığını kurandır. O'nun dışında, kulları durumundakilerden ne bir velî, bir koruyucu, bir otorite, ne de sözü dinlenen bir aracınız, bir şefaat edeniniz vardır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?"
— Secde/4
Evrenin altı günde yani altı devirde yaratıldığını söyleyen ayet aslında evrenin de kendi etrafında döndüğüne yönelik bir ayet olabilir. Değişim Teorisi hem genişleyen hem de dönen bir yapıda olduğundan, bu devrin yani dönüşün var olabileceği fikri aklımıza gelmektedir. Değişim Teorisi'nde bir önceki devire gitmek, zaman olarak geri gitmekle ilişkilendirilmiş olduğundan evrenin içinde zaman yolculuğu da yapmanın mümkün olabileceği durumu söz konusu olabilir.
- "Bütün yıldızlar O'nun koyduğu kanunlara boyun eğmişken, Allah geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı da sizin menfaatiniz için kurduğu düzene boyun eğdirdi. Bunlarda ilimle ve tecrübeyle gelişmeye devam eden, eşyanın hakikatini kavrayan, aklını faydalı kullanabilen toplumlar için Allah'ın varlığını ve birliğini ispatlayan deliller, birçok konunun çözümüne, keşfine işaretler vardır."
— Nahl/12
Gökcisimlerinin nizamî hareket kanunlarına değinen ayet, eşyanın hakikatiyle de bağ kurmuştur. Eşyanın hakikati aslında Allah'ın ilmînin bir yansıması olarak geçer ve her şeyin hangi kanunlarla hareket ettiğine yönelik bir islâmî doktrindir. Uzayda Değişim Teorisi'nin varlığı söz konusuysa her varlıkta yani her eşyada bu neden mümkün olmasın sorusunu aklımıza getiren ayettir. Aklını faydalı kullanabilen toplumlardan söz etmesi ise, bu değişimi kendi menfaatlerimize uygun olarak tasarlayabileceğimiz ve kullanabileceğimiz varsayımına dayanıyor olabilir.
- "Yeryüzünde yürüyen her türlü canlının rızkını vermek, yalnızca Allah'ın üzerine düşen bir sorumluluktur. Onların devamlı yaşadıkları yerleri de bilir, idareten, geçici olarak durdukları yerleri de bilir. Bunların hepsi doğruları, hakkı ortaya koyan, kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde Levh-i Mahfuz'da yazılıdır."
— Hûd/6
Her şeyin kendine has bir değişim içerisinde oluşu ve bu değişimler aynı zamanda daha büyük değişimlere sebep oluşuyla her şeyin mükemmeliyetine değinmiş bir ayet. Bu durumu, kriptopara borsasında yeni çıkan bir coinin büyük döngüye uyum sağlayarak hareket etmesiyle ilişkilendiriyorum. Aynı zamanda bir ailede bir çocuk doğduğu zaman, doğrudan ailesinin döngülerine bağlı bir şekilde hareket etmesiyle de açıklanabilir. Bu ayette hem tekil hem de çoğul döngülerin, Allah'ın sorumluluğunda olma durumunun ise ilmî olabileceği Değişim Teorisi'yle açıklanabilir olduğunu düşünüyorum.
- "Allah gökleri, görebildiğiniz direkler koymadan, denge ve çekim kanunu işleterek yükseltip tutan, bir de, Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kuran, güneşi ve ayı emrine, kurduğu düzene boyun eğdirendir. Her biri belirli vakte kadar yörüngesinde akıp gidiyor. Allah kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni sağlıyor. Birliğini ve kudretini gösteren âyetleri, delilleri ayrıntılarıyla açıklıyor, umulur ki, diriltilerek Rabbinizin huzurunda hesaba çekileceğinizi, mükâfat ve cezanın varlığını, delilleriyle ve gerekçeleriyle bilerek, kesinlikle inanmanıza vesile olur."
— Ra'd/2
Genel olarak yukarıdaki ayetlerle benzer konularda bir ayet. Aynı zamanda Değişim Teorisi sadece tek bir konuyu değil birçok konuda farklı algoritması olabilecek bir teori olduğundan; adalet, aşk, savaş, nefret, para, iş veya sağlık gibi alanlarda da varlığını gösteriyor. Bu yüzden her şeyin doğru bir şekilde plânlanması ve bilinmesi açısından Değişim Teorisi'ne ve zamanın çeşitlendirilmesi gerektiği inancındayım. Zamanın çeşitlendirilmesini teorik olarak üst kısımlarda anlatmıştım.
- "Zamana andolsun."
— Asr/1
"İmanla güvene kavuşmadıkça, müslümanca yaşayıp kin, nefret ve ihtiraslarını yenmedikçe, Peygamberin sorumluluğuna eş görevler yapmadıkça, hakkı, sorumluluğu ve sabrederek mücadeleye devamı, birliği birbirlerine tavsiye etmedikçe, âhireti unutarak dünyaya bağlanıp, şeytanî güçlerle işbirliğine devam ettikçe insanlar, müslümanlar elbette zarardadır, hüsrandadır."
— Asr/2
"Ancak iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, birbirlerine, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân'ı, hak din İslâm'ı, doğruyu, hakkı, sorumluluğu, birliği insanlığı tavsiye edenler, birbirlerine sabırla mücadeleye devamı tavsiye edenler zararda değildir."
— Asr/3
Asr Sûresi hem zamanı ve değişimi anlatan bir sûre olmasıyla hem de toplamda zaten üç ayetten oluşmaktadır ve hepsini ele almak istedim. Değişim Teorisi'nde konu, başlangıçtan başlayan geçmişin geleceğe sürekli şekil vermesi olduğundan, geçmişte yaptığımız her hareketin gelecekte bir yansıması olduğudur. Sûrenin tamamında ise iyilik eden iyilik bulur, kötülük eden kötülük bulur mesajı verilmiştir. Değişim Teorisi tam olarak, iyilik eden gelecekte yine iyilik eder teorisi de olabilir fakat spiral neticesinde oval bir döngü oluşturduğundan yaptığımız kötülüklerin karşılığının bir gün başkaları tarafından görebilme ihtimâlimize yönelik bir sonuç çıkartılabilir.
- "Göklerdeki varlıklar ve imkânlar, yerdeki varlıklar ve imkânlar Allah'ındır, Allah'ın tasarrufundadır. Allah her şeyi ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır."
— Nisâ/126
Geçmişte, şimdi ve gelecekte oluşan ve oluşacak her şeyi toplu bir şekilde zamansızlık perspektifinden görülebileceğine değinen bir ayet olduğunu düşünüyorum. Değişim Teorisi ile ayetin doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum.
- "Sonra gaz halinde olan göğe yönelerek, çekimini tesis edip dengesini sağladı, hükümranlığını kurdu. Göğe ve yer küreye:
“İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin, kurduğum düzene dahil olun" buyurdu. Onlar:
“İsteyerek geldik" dediler."
— Fussilet/11
Galaksiler genel olarak önce gaz hâlinde bulunuşu, sonrasında bir merkeze sahip oluşu ve bu merkezin bir kütlesi oluşuyla alakalı bir çekim uygulaması sonucu düzene girmesi aslında bu düzenin Değişim Teorisi oluşuyla alakalı bağıntı kurulabileceğini düşünüyorum. Biraz mitolojik bir ayet yani varlıkların ağzı varmış gibi konuşuyor olmasına değinmiş. Konuşma olayı, ayeti biraz daha fantastik kılmasıyla hoşuma gitmesine sebep olan taraf diyebilirim.
- "Yaratan, yaratılış amacına uygun olarak şekillendirenin adını tesbihe devam et."
— A'lâ/2
"Her şeyi planlayıp, programlayıp doğru yolu gösterenin, amaca ulaştıranın adını tesbihe devam et."
— A'lâ/3
Sûrenin isminin A'lâ yani güzel anlamında olması ve yaratılanın bir düzeni olduğunu ifade etmesi, olan her şeyin güzel olduğuyla yani bir sanat tarafının varlığını işaret edebildiğini düşündüğüm ayet. Değişim Teorisi ve Sanat başlığı altında, tahmin ettiğim kütleçekim kaynaklı geçen izâfi zaman yani değişim hareketinin bir melodisi oluşu ve bu melodinin kulağa güzel gelmesiyle doğrudan ilişkilendirdiğim ayettir.
Final
Bu yazıların hepsinin okunacağını öncelikle düşünmüyorum fakat okunursa, bilinmesi gereken tek şeyin yeniliğe açık olmakla alâkalı olarak birçok alanın bu teori üzerinden oluşturulabileceği ve yeni bilim dallarının eklenilebileceğidir. Buna dair bir örnek verecek olursam; kimya alanında elektronların hareketlerinden yola çıktığımızda, her elementin zamanı farklı tipte büktüğü sonucuna da ulaşmamız doğrultusunda, Değişim Teorisi'ni kullanarak insan vücudunda oluşmuş bir hastalığa hangi zaman tipinin daha iyi etkileyebileceği konusuyla birlikte kimya ve tıp alanı birleştirilerek kimyasal tıp tarzında bir isimle anılabileceği gibi durumlardır. Ya da elementlerin insanoğluna iyi veya kötü gelmesiyle birlikte, ismin kimyadan simyaya dönüştüğünü de varsayarsak simyasal tıp ya da tıbbî simya gibi alanların da gelecekte var olabileceği anlamına gelebilir. Kaderin ispatlanmasıyla birlikte, savaşlarda 'doğru zaman' tabirinin olabileceği ve izafî zamanın el vermediği durumlarda harekete geçilmemesi gerektiği gibi durumlar da ortaya çıkabilir. Mitoloji alanına baktığımızda ise yaşanılan herhangi bir olayın benzer olayları günümüzde yaşanıyor oluşu aslında minörden majöre olan değişime örnek gösterilebilir. Spiralden bahsedilebilir. Akla gelebilecek ve yarar sağlayacak her alanda kullanılabilir zamanın olduğu yerde kullanılabilecek bir teoridir.
Hayal gücü sınırının olmadığı bu teoriyi insanoğluna paylaşmaktan şeref duyarım.
Her şey insanlık adınadır ve benim elimden gelen buydu.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
"Per Aspera Ad Astra."
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
3Cevap
İşi bilen parayı götürüyor
güzel anlatım hepsini okuyamadım
Baya karışıkmış
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!