Bazı filmleri izlediğinizde -eğer ciddi bir izleyiciyseniz- film para kokar. Çirkin, madeni paraların kokusunu her bir sahnede hissedebilirsiniz. Oyuncusuyla, müziğiyle, repliğiyle "Hadi bana para kazandırın." der bu filmler.
Bugün bu etkilerden uzak, yedinci sanatı yücelten beş film paylaşmak istedim sizlerle. Bilmem, "kim ne demiş, kim hangi kitabı çıkarmış, kim kiminle kavga etmiş" bu konular kadar çeker mi ilginizi. Fakat deneyelim.
1- Corpse Bride

Not: Film, sinema dünyasının en zor tekniklerinden biri olan stop motion tekniği ile çekildiği için ayrı bir alkışı hak ediyor.
Corpse Bride benim en sevdiğim filmlerden biri. Tim Burton, bir yönetmen olarak hiçbir zaman gişe kovalamaz ki bunu günümüz sinema dünyası tarafından hak ettiği değeri görememesiyle anlayabiliriz.
Tanımadığı bir kızla evlenecek genç bir adamın, yıllar önce ölmüş olan bir gelinle tesadüf sonucu evlenmesini ve ikilinin Ölüler Diyarı'na geçişini izliyoruz. Burton, filmlerinde sık sık ölüm temasını kullanıyor. Beetlejuice'da da aynı temayı izlemiştik.
2- One Hour Photo

Bu film, son zamanlarda izlediğim en etkileyici filmdi. Bir alışveriş merkezinin fotoğrafçısında çalışan sıradan bir adamın öyküsünü izliyoruz. Robin Williams'ın hayat verdiği, Seymour isimli bu adam yıllardır müşterisi olan bir aileye karşı bir bağlılık hissediyor. Bu bağlılık, tesadüfler sonucu oluşan olaylarla birlikte bir saplantı halini alıyor.
3- Buffalo '66

Geldik bebeğime. Bu filmi kimse izlemesin istiyordum fakat bu filme saygısızlık olur değil mi?
İşlemediği bir suç yüzünden hapse giren ve 5 sene sonra beraat eden Billy Brown isimli bir adam, ailesini hayatını düzene soktuğuna inandırabilmek için Layla isimli bir kızı kaçırıyor ve bu kızı kendi eşi gibi tanıtıyor.
Renkler, oyunculuklar, müzik ile birlikte oldukça sıradan bir konu çok tatlı bir biçimde işlenmiş. Bu, romantik olmayan romantik bir film :):
4- Oslo, 31 August

İskandinavya'nın soğukluğunu ruhunuzda da hissedin. Bireyin değişmez yalnızlığını melankolik bir tema ile işleyen Joachim Trier'in bu filmini tek başınıza izlemenizi öneririm.
Uyuşturucu rehabilitasyon tedavisini tamamlayan Anders isimli genç bir adamın, hayattaki hiçbir şeye tutunamaması sonucu yaşadığı zorlukları izliyoruz. Sade, sakin bir film.
5- Stoker

Stoker'ı, en sevdiğim yönetmenin güncel eserlerinden biri olduğu için izlemiştim. Favori ilk beş filmimde yer alabileceğini hiç düşünmemiştim. Konusu oldukça bayağı gelmişti çünkü. 2000 yıllık Uncle Charlie meselesi işleniyordu -filmde amcanın ismi cidden de Charlie-
Fakat India karakterinin güzelliği ve içtenliği gidişatı değiştirdi.
Babasının ölümüyle annesiyle tek kalan India'nın ilk defa tanıştığı gizemli amcası ile kendi kişiliğini keşfetmesini izliyoruz. Önyargıları bir kenara bırakıp, insanı insan olarak incelemeniz gerekecek.
Bu Bence'mde, filmleri kıskanmamayı öğrendim.
İyi seyirler :):
#LiciadanFilmÖnerileri
#Licia
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar