Kadınlar Günü olduğundan dolayı bu filmi sizlere anlatmayı düşündüm. Çünkü filmde o kadar güzel mesajlar ve dokunmalar var ki bir film ancak bu kadar kadınların yaşadığı zorlukları ve sorunları anlatabilir. Film sekanslarında yer yer belki de kendi hayatınızdan kesitler görüp belki onu yaşayacaksınız veya yaşamamak adına deneyim sahibi olacaksınız.

Filmin olay örgüsü; birkaç erkek grubundan bir kişinin 3 kızla birlikte eğlenmesini ve onlardan bir kişinin kızlardan birinin erkeği yaralamasıyla başlıyor.
Görünen bazen göründüğü gibi değildir!

Deepak Sehgal filmin ilk başlarında bizde ilk uyandırdığı izlenim "tacizci-sapık" duruşunu sergiliyor. Ama film ilerledikçe çok düşünceli,yardımsever ve zeki olduğunu anlıyoruz.
Kadın, kadının kurdu olmamalı!

Başkomiser olan kadın oyuncu para uğruna (gerçeği de ne olduğunu biliyordum kanaatime göre) hemcinsi kadına iftira atıp hiç suçu olmadığı halde Minal karakterine fa** diyor ve onu fuhuş yapmakla suçluyor.
Yaşanılan bölgeye göre yapılan ön yargı!

Davacı olan kişinin avukatı olan kişi burada 3 kız arkadaş olan Andrea'ya hangi bölgeden olduğunu soruyor. Kimseye sormazken bu soruyu sadece o kıza sorması ise o bölgede yaşayan kadınların hayatlarından dolayıdır.

Bu da bize insanların doğduğu yer sadece onların doğduğu yer olduğunu gösteriyor. Yaşam tarzına veya kişiliğine sirayet etmeyeceği anlamına geliyor. Şu bölgenin kızları böyledir bu bölgenin erkekleri böyledir demek doğru olmaz. 1 veya birkaç kişinin yaptığı yanlış tüm bölgeyi etkilemez! Herkesi vicdanı ve merhameti kadar vardır bölgesine göre değil.
1 kız 1 erkekle bir yere gitmemeli! Giderse başına gelen her şeyi hak etmiştir(!)

Maalesef bu düşünce şekli hepimize neredeyse sirayet etmiş. 1 kız 1 erkekle bir yere gidiyorsa ve başına bir şey gelmişse genel kanı şu şekilde olur: Gitmiş ki demek ki istiyor, o saatte ne işi var? vb. gibi söylemler maalesef hala söyleniliyor. Ve bunun en açık örneği ise Şule Çet davasıdır. Çoğu kişi ne işi var orada diye kızı suçluyordu.
Bir kız erkeğe gülümsüyor ve dokunuyorsa sinyal veriyor demektir!


Bir kız gülümsüyorsa bu ona sarkıntılık yapacağı anlamına gelmez. (Erkek için de geçerlidir.) Bazen bazı doğal davranışlar sadece mimik olarak vardır bir sinyal veya ipucu amacı gütmez. Evet bazın bazıları bunu sinyal gücü olarak kullanıyorsa bu herkesin kullanacağı anlamına gelmez. Bu tıpkı toplu taşıma araçlarında bazı kadınların dokunulmasından hoşlandığı gibi diğer kadınların da hoşlanacağı anlamına gelmez. (Bu tarz dokunulmaktan hoşlanan bir fetişist türü gibi olan hoşlanma durumu vardır)
Suçu tamamen kanıtlanmayan her insan suçlu görünse bile suçsuzdur!

Birtakım insanlar birtakım insanlardan kulaktan dolma bilgilerle bir şeyler öğrenip-duyarlar ve o kişi hakkında hemen peşin hüküm verirler. Ve bu gibi söylemler haksız yere suçlanan ve daha sonuç kesin olmadan kişiyi yaralar. Ki kaldı ki hüküm dahi giymiş olsa bazı kişilerin suçsuz olduğu ortaya çıkıyor. O zaman bu kötü gözle bakma ve söylemlerin vebalini kim nasıl öder?
Minal karakterine söylenen bu sözden dolayı kendini gizlemeye gereği duyarak kapüşonunu örtüyor. Ve avukatı çok güzel bir hareket yapıyor. Basit ama önemli bir karar.
Bir kız eve geç saatte geliyorsa...


Saatler zaman diliminden çıkıp kişinin karakterini belirleme ölçütü oluyor. Maalesef öz eleştiri yapmam gerekirse ben de bu konuda eleştirmiyor değilim. Yanlış olduğunu biliyorum ama işte.
Bir erkek için eve gelmenin saati önemli değilken 1 kız için durum çok önemlidir. Bu yüzden toplum olarak "O saatte ne işi var?" diyebiliyoruz. 1 kız geç saatte tek başına yürüyorsa arabalar korna çalmaz mı? Camlar inip teklifte bulunulmaz mı?
Bir kız hayır diyorsa hayırdır!

Her şey giyim ve okumakla değildir!


Sanırım bu feodal zihniyetin tutsağı okumuş da olsan iyi bir ailede de doğmuş olsan bir şekilde aklına ,ruhuna, bedenine sirayet ediyor.
Peki sonuç ne olmalı?


Yazamadığım daha çok bir sürü ince mesaj var. Bu yüzden bu mesajları özümsemek ve anlamanız için filmi izlemenizi tavsiye ederim. (Elbette ki iftiraya uğrayan erkekler de var. Göz ardı edilemez. Filmden aforizmalar olduğu için bu konu üzerinde fazlaca durdum) Sözü daha fazla uzatmadan "Peki sonuç ne olmalı?" nın cevabını güzel alıntı bir sözle açıklayayım:
Kızlarınızı iyi yetiştirin;
Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin.
Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin.
İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin.
Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin.
Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin.
Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin.
Arayıp neredesin; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum haddini bil demeyi öğretin.
Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin.Oğullarınızı iyi yetiştirin;
Karşı cinse saygı duymayı öğretin.
Gece yarısı evine geç dönen kadının, her kısa etek ile dolaşan kadının “aranmadığını” öğretin.
Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin.
Dokunmaktan korkmamasını öğretin.
Sevmenin değer verme olduğunu öğretin.
Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.
Bulunmaz hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde kumaştan yapıldığını; hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin.
Ama bunları önce kendi içinizdeki çocuğa öğretin.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar