The Mentalist

Mentalist: Özel isim. Aynı zamanda zihinsel zekasını kullanıp, hipnoz ve telkin uygulayan kimse. Düşünce ve davranışları yönlendirme uzmanı.
Mentalist özellikleri sergileyen Patrick Jane, küçük yaşta babasıyla beraber sirk ortamında yetişen, bir nevi hokkabazlık yaparak büyüyen, geçimini Tv showlarına çıkarak, para karşılığı insanların aklını okuyabildiğini iddia ederek yaşamını sürdüren (insanların tarifine göre) bir medyumdur.
Bir gün canlı yayın yapan bir Tv showa çıkan Jane, insanların kendisine güvenmesinin verdiği gururla "Red John" isimli aranan bir seri katile nasıl bir kişilikte olduğu analizinde bulunarak küçümseme ve aşağılayıcı bir şekilde seslenerek teslim olma çağrısında bulunur.
Zeki bir seri katil olduğunu kavrayamayan, karısını ve kızını da bu seri katilin öldürmesiyle şok geçiren Jane, uzun süren travma sonrası Tv showlarını bırakarak intikam peşine düşer.

Bunun üzerine CBI'dan (Kaliforniya Araştırma Bürosu) yardım isteyen Jane, CBI'ın en ufak bir ipucuna bile rastlayamamasıyla karşı karşıya kalır. İntikama karşı olsa da içinde bitmek bilmeyen intikam ateşi yüzünden tekrar şansını dener. Kendini kanıtlamak için kartvizit hazırlayıp CBI'ya danışman olarak başvurur ve kabul edilir.

Dur bakalım orada! Falan filan feşmekan! Klişeleşmiş bir senaryo.. Demeyin! 😊

Kendi tabirimle film bir EĞLENCE YUMAĞI!
Film türü gereği klasik polisiye senaryosunu andırsa da Sherlock Holmes tadında zeka oyunları barındıran kendi çapında hem eğlendirici hem düşündürücü bir 7 sezonluk dizi filmdir.
Elbette ki filmin tamamı "Red John & Patrick Jane" ikilisinin akıl oyunları kapışmasından ibaret değil. CBI ekibinin yer yer farklı ve birbirinden bağımsız ele aldığı konuları da işliyor ancak genel konu; Jane'in sözde danışmanlık yaparak asıl amacının, ekibi de istemsiz bir şekilde peşinde sürükleyerek "Red John'u" arama çabaları olmasıdır.

İngilizce öğrenmeye çalışan bir arkadaşın tavsiyesi üzerine izlemiştim filmi (arkadaşın normalde bu tarz filmlerle alakası yoktur, bilgine!).
Repliklerle ne kadar trajedi ve komediyi bir arada harmanladığını ispat etmek gerekirse eğer;









Artık, kendini sevdirmesini bilen, caağnım ana karakterleri büyük bir şevkle tanıtmak istiyorum! İşte CBI ekibi:😊

Patrick Jane (Simon Baker)

Başrol oyuncumuz, CBI danışmanı Patrick, sanıldığı gibi medyum değildir. Sadece gözlem yeteneğini çok iyi geliştirdiği için olayları tümevarım yöntemleriyle, zekice tuzaklar kurarak suçluları ortaya çıkarmasıdır asıl mesele.
Rahat, sevimli ama bir o kadar da yaramaz tavırlarıyla ne kadar izleyiciyi güldürse de filmdeki muhataplarına aynı etkiyi veremeyen, üstelik şamar oğlanına dönen muzip birisidir.
Veee bir çay tutkunu kendisi ❤️ Girdiği her ortamda; soruşturma esnasında olsun, iş yeri, kurbanların yakınlarıyla görüşürken, şüphelinin evine bir hırsız gibi gizlice girdiğinde bile çay zaafını göstermiş oluyor 😊 Zannedersem zihin toparlayıcı olarak içiyor da olabilir.
Bir de deri koltuğu vardı; kimseleri oturtmadığı, iş yerine zoraki getirttiği.. 😅
Teresa Lisbon (Robin Tunney)

Ekibin başı, ciddi, ağırbaşlı, kuralcı ve becerikli bir ajan. Ancak ne kadar külyutmaz olsa da, Patrick Jane'nin oyunlarına gelmekten kendini koruyamıyor. 😄

Kimball Cho (Tim Kong)

Fotoğraftaki gülüşe aldanmayasın! 7 sezon boyunca parmakla sayılır derecede gülmüşlüğü vardı Kimball'ın 😊 Yeri gelir ne zaman gülecek bu adam, ha güldü ha gülecek..😅 Eğer ki yakalarsan gülüşünü o an farklı bir zafer naraları atabilirsin kalben 😄
Ciddi, kısa ve öz konuşan, sorgulara en çok giren kendisi olduğu için genellikle ketum ve sert görünümlüdür. Ama çok tatlıdır 😍
Grace Van Pelt (Amanda Righeddi)

Ekibin kızıl kraliçesi. Van Pelt sahaya inmeye can atsa da, saha ve büro arası lojistiği iyi sağladığı için sürekli bilgisayar başındadır. İlerleyen bölümlerde kendisini de yer yer sahada görebiliriz. Ayrıca çok şeker 😚
Wayne Rigsby (Owain Yeoman)

Çapkın, şaşkın, saf, karizmatik Rigsby 😋Başarılı bir ajan ancak kandırılmaya müsait olduğu için sık sık Jane'nin oyunlarına gelen, arada bir de girdiği iddialarda Jane'e para kaptıran birisidir.
Kısaca toparlayacak olursam fragman olmasa da, heyecanla beklenen sahne;
Red John ile Patrick Jane'nin ilk defa karşı karşıya geldiği sahne. Ve ses tonundaki naiflik, film bitse de hala unutamamıştım katilin ses tonunu❤️
"Tyger! Tyger!" diye başlayan bir William Blake şiirinin bir kıtasını dizeliyor aslında:
"Kaplan! Kaplan! Gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?"
Ayrıca bu linkten de filmin geneliyle ilgili fikir edinebilirsin: https://youtu.be/i9SoBizLJ7w
Filmi Türkçe dublaj izlemeni tavsiye etmiyorum çünkü, hiç beğenmedim! Ya altyazılı ya da tamamen İngilizce izlemeni öneririm. Ama kesinlikle izlemeni şiddetle tavsiye ederim 😊 İlgini çekmese dahi birkaç bölüm izleyerek şans verebilirsin.
Şimdiden keyifli seyirler!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar