Marco Polo kitabında gezip gördüğü yerleri anlatmış, bu anlatılardan birinde senin dediğine benzer bir anekdot gördüm. Orada şöyle bir hikaye vardı; Ortadoğuda bir ülkenin insanları çok sert kavgacı ve sinirliymiş, diğer bir Batı ülkesinde ise insanlar çok nazik, konuksever, sosyal insanlarmış. Batı ülkesinin Kralı bir gün Ortadoğuda o ülkenin topraklarını ziyarete gitmiş ve bir de ne görsün insanlar hırçın ve kavgacı, en ufak şeylerden sorun çıkartan bir toplum. Kral şaşırmış nedenini bir çok bilgine sormuş hiçbir cevap Kralı tatmin etmemiş, sonunda bir Bilge "o ülkenin toprağına hangi insan ayak bassa öyle agresif bir insan olur Kral'ım." demiş. Kral bu düşünceyi denemek istemiş, ve o ülkedeki toprağı kendi sarayının önüne bir miktar koymuş ve sarayın önünde o akşam yemek vermiş. Bilgenin söylediği gibi sarayın önüne gelene kadar herkes sesiz sakinmiş ama sarayın önüne geldikten sonra yemek masasında en ufak şeylerden kavga gürültü çıkmış. Kral sonunda gerçek nedenini anlamış. Yani bu Marco Polo'nun deneyimlemiş olduğu geziler sırasında kaleme aldığı uzun bir hikaye ama sorduğun soruya cevabı olabileceğini düşündüm.. bu arada o ülkelerin adı hakikaten kitapta yazıyordu ama ben unuttum günümüzde de o ülkeler hala var.
değildir özgürlüğü secersen eğer icinde bulundugun cografya ne olursa olsun kendi yolunu çizersin
0
2 Yorumla
Soran
+1 yıl
140journos bugün youtubeda bir belgesel daha yayınladı vaktin varsa bak derim. Diyarbakırda yaşayan ve yaklaşık 70 küsur yaşlarında olan Abdülkadir bey son 15 yılını astronomiye adamış. Büyük teoriler üretmiş ve bunları nasaya bildirerek teyit etmiş, devlet ise hiçbir şekilde bu adamın elinden tutmuyor. Çünkü adam ilkokul mezunu. Anlatıyor her şeyi, sen ne bilirsin, sen kimsin diyorlarmış ilkokul mezunu olduğu için.
Çünkü adam ortadoğuda yaşıyor. Avrupa'da doğmuş olsaydı dünyaya, astronomiye ne kadar katkısı olurdu bu adamın, bir düşünün. Bu soruyu da o adamı görünce sormayı düşündüm. O adam 70 yaşından sonra ne yolunu çizebilir, büyük bir filozof olabilir. Yine de asla Newton kadar tanınmayacak mesela.
Doğru sözdür, örneğin Avrupa’da doğmakla burda doğmak bir değil. Afrika’da ve uzakdoğuda doğmak ise bambaşka. Dolayısıyla bu büyük sosyolog, doğru demiş. Yalnız batılılar elde ettiği gücü şeytani bir güç olarak kullanıyor çoğu zaman. Doğu insanları ise masum ve mazlum duruma düşüyor. Bu durumda batılı bir aydın olmaktansa doğulu bir mazlum olmayı tercih ederdim. Yine de ikisinin ortasında olmak benim için belki de en hayırlısıydı✌️
Gerçekleşmeden değilse de doğduktan sonra adı kaderdir, evet. Dinden bağımsız bir kader anlayışım var. Bana yanlış görünmedi. Zaten burada kelimeye verdiği anlamı açıklamış. Tek bir cümle olsa -sorudaki gibi- ters gelebilirdi.
Cografyanin insan gelisiminde etkisi oldugunu dusunmuyorum toplumsal duzen emperyal yaklasimlar rant ve daha cok para kazanma hirsi yasadigin yeri sen guzellistirir veya cirkin bir hale sokarsin
"Tüfek, Mikrop ve Çelik" isimli kitabı okudun mu / belgeseli izledin mi? - okumadıysan okumanı, vakit ayıramayacağını düşünüyorsan da en azından izlemeni öneririm.
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Tam olarak katilmiyorum ortadoguyu da bir baskalari bu hale getirdi sonucta kendiliginden o sekilde degildi. Cografya ise orayi o hale getiren insanlarin kaderi neydi? demek ki yaptigimiz hersey gelecek kusaklari ne kadar etkiliyor
Coğrafya pek çok konuda insanın hayatına karakterinin oturmasında etkili oluyo ama insan kendini geliştirmek istediği sürece hiç bir bahane buna engel değil bence
En İyi Cevaplar