Tutkuyla maneviyat aynı kalpte barınamaz mı? Neden sizce bu kadar zıt şiirler yazıyorum?

Yıllardır bu iki hâlin nasıl ruhumda bulunduğunu sorguladım. Sizce normal mi her ikisini de böyle o an hissederek yazmam. Cevremdekiler beni biliyor deli dolu biriyim yazarken sınırsız olmak yılkı atı gibi hür olmak hoşuma gidiyor ama bu ne kadar mantıklı bilmiyorum şaşıranlar oluyor.


AKLININ DANSÇISIYIM
Öyle bir yaklaşırım ki sana, yürek dağına püsküren
kor alevin olurum
Öyle bir öperim ki seni, dudaklarının denizinde
esen; aşk rüzgarının yelkeni olurum
Öyle bir dokunurum ki sana, hislerinin denizinde
kopan fırtınanın kaptanı olurum
Öyle bir sokulurum ki sana, bedeninin enstrümanı
olur; ruhunda çalan notaların sesi olurum
Öyle bir akarım ki hayatına; kadehine dolan
şehvetin, en zehirli içeceğinin tadına varan kişi
olurum…✍🏻🦂

HAYDİ KALK RUHUNU SÜSLE BU GECE
Haydi kalk, arındır bu gece paslanmış kalbini
Kur’an’ın müthiş nuruyla
Haydi kalk, sefil nefsini, İzzet şarabının
kemaline yükselt bu gece
Haydi kalk, rasulün kubbesinin altından
Yüksel bu gece arşın erenler makamına
Haydi kalk, iman cevherinin nuru ile
Işıl da bu gece karanlık ruhların gönüllerine
Haydi kalk, hikmetin kandillerini
yak bu gece gönlünün karanlık dehlizlerine
Haydi kalk, kurtul, kadeğine dolan
günah içeceğinden,
Şeytanın zehrini yere çal ki hemen
arınanlardan olabilesin bu gece…✍🏻🦂
Tutkuyla maneviyat aynı kalpte barınamaz mı? Neden sizce bu kadar zıt şiirler yazıyorum?
Cevapla