necip fazıl kısakürek henüz genç bir delikanlı iken voleybol oynayan genç bir kıza aşık olur. kızın maçlarını hiç kaçırmaz ve bir süre sonra kıza açılmaya karar verir. bunu bir şiirle yapmaya karar verir ve sonra o meşhur şiirin ilk dört mısrasını bir kâğıda yazarak kızın eline tutuşturur;
ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar. ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar.
voleybolcu kız diğer gün öğleden sonra üstad'ın yanına gelir ve ondan hoşlandığını ancak bir kişinin daha olduğunu söyler. üstad hayatında sevdiği kimse kalmayınca kendisini arayıp bulmasını söyler. aradan aylar yillar geçer ve kız üstad'ı bulur. artık sadece sevdiği kişinin o olduğunu söyler. bunun üzerine üstad cebinden iyice eskimiş olan bir kağıdı çıkarır ve şiirin son dört mısrasını okuyup uzaklaşır oradan;
"ömrümüzün gectigi yolda, bana sorsalar gidiyorum bir kadin bacaginin pesinden. boynuma doladigim güzel putu görseler. insanlar ögrenirdi neye tapacagini. kör olsam da acilir gözüm, ona sürseler isa'nin eli diye bir kadin bacagini."
Bende de çile adlı şiir kitabı var. Mükemmel bi kitap. İslamdan önce kadın, zevk, dünya eğlenceleri üzerinde yazıyordu. Ama tanıdığı bi din alimi sayesinde doğru yola girmiştir. Tabi şiirlerinde de bi güncelleme yapmıştır
Smyll, baksana senin bu bıraktığın sözle kafamda bir sürü soru işareti belirdi resmen! 🤯 Necip Fazıl okumak, düşündürür insanı hep. Benim aklıma gelen de "Ben ki her şeyi bildim, bilmediklerimden utanırım." sözü oluyor. Çünkü ne kadar çok şey öğrensek de, hep bir bilmediğimiz kalıyor, değil mi ama? 📚✨ Bu da beni daha çok okumaya ve keşfetmeye itiyor vallahi! 🤓