Her satır bir nefes gibi titredi ama karşı taraftan hiçbir yankı gelmedi.
Yavaş yavaş iyileşmeye başladım
Haftalar geçti kız iyileşmişti, değişmişti.
Kız, bütün gücüyle tutmaya çalıştı o ilişkiyi;
parmaklarının arasından kayan bir kum tanesini
avucunda saklar gibi
Çabaladı.
Konuştu
Ama çocuk, yorgundu.
Ve yorgun kalpler bazen sevgiyi değil, kaçışı seçer.
Ayrılmak istedi.
Sustum.
Bazı acılar geçer,
ama izleri kalır.
Ben iyileştim
Ama biz, o günlerde kaldık.
Bazı hikâyeler
Mutlu bitmez.
Kız iyileşmişti
Ama aşk, geçmişin gölgesinde sessiz kalmıştı. Ve kız, sessizliğinde, hem geçmişin hem de geleceğin gücünü hissediyordu.
Dayandım Hayatta kaldım Diyordu kendi kendine.
Ve artık sessizlik bile ona huzur veriyordu.
Kız ölmedi.
Ama herkes onun öldüğünü sandı.
Çünkü bazı insanlar hayatta kalsa bile,
eski hâllerini toprağa verirler.
Aylar sonra hastane bahçesine ilk kez çıktı.
Güneş yüzüne vurdu.
Gözlerini kıstı.
Işık ağır geliyordu artık.
Aynada kendine baktı.
Ben miyim bu? diye sordu.
Yoksa iyileşmiş bir yabancı mı?
Saçları kısaydı.
Omuzları çökmüştü.
Kalbi eskisi gibi atıyordu ama aynı yerde değildi artık.
Sessizlik oldu.
Sen beni askerdeyken bekledin,
Ben hayatta kalmayı bekledim.
Aşkı için,
bir kez daha güvenmeyi denedi.
Korkarak.
Yaralı.
Ama ilk defa kaçmadan.
“Ben dışarı çıkacağımı söylemiştim.
Ama bazı yollar, içeride yürünür.
Eğer bu satırları okuyorsaniz
ben artık ağrısızım...
Bazı şeyler konuşulmadı.
Bazen aynı mesaj kutusunda durdular.
Bazen sadece “görüldü” kaldı.
Kız dışarı çıktı.
Güneşi gördü.
Ay’a baktı.
Ama içinden bir cümle hiç gitmedi:
Ben iyileştim
ya biz?
Cevap verilmedi.
Bazı hikâyeler
Sadece sessizleşir.
Bu bir veda değil. Bir iyileşme masalı hiç değil.
Kız yaşadı. Ama yaşamak, bazen hayatta kalmaktan daha ağırdır.
Vücudu iyileşti. Yaralar kapandı. Ama bazı geceler, ruhu hâlâ ameliyathane ışıklarının altında kaldı. İnsan iyileşebilir. Ama zaman her şeyi affetmez. Bazı anlar vardır; geçmez, unutulmaz, sadece sessizleşir. Aynaya baktığında hâlâ soruyordu: “Ben miyim bu? Yoksa hayatta kalmış bir yabancı mı?”
Kalbi atıyordu. Ama eskisi gibi değil. Çünkü kalpler, bazı savaşlardan sonra aynı yerde durmaz.
Bazı insanlar seni bekler. Bazıları hayatta kalmanı. Ve bazen bu ikisi aynı anda olmaz.
Kız iyileşti. Evet. Ama iyileşmek, her şeyin düzelmesi demek değildir.
Bu hikâye mutlu bitmez. Ama karanlıkta da bırakmaz.
Çünkü kız hâlâ nefes alıyor. Hâlâ yürüyor. Hâlâ sabahları uyanıyor.
Ve belki umut dediğimiz şey, tam olarak budur:
Her şeye rağmen, ayağa kalkabilmek.
Sessizce. Kimseye anlatmadan. Ama vazgeçmeden.
Belki o çocuk anlamak istedi. Belki sevdi. Ama bazı acılar vardır; anlatılmaz. Ve bazı insanlar, ellerinden geleni yapsa bile bir kalbin içinden geçemez.
Kızın sesi...
Ve geçti. Ama nasıl geçtiğini, benden başka kimse bilmeyecek
SUSKUN BİR KALBİN HİKÂYESİ,
acıyla sessizliği, sevdayla korkuyu aynı bedende taşıyan bir kızın hikayesi
Ailesine yük olmamak için hastalığını saklayan,
üzülmesin diye her gün “iyiyim” diyen,
yaşamla ölüm arasında beklerken
en çok başkalarının kalbini düşünen bir kız…
Bu hikaye
konuşamayan kalplerin,
yarım kalan cümlelerin
ve her şey rağmen vazgeçmenin hikâyesi.
Bazı insanlar ölür ve unutulur.
Bazıları yaşar
Ama iz bırakır.
Kız yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Vücudu toparlanıyordu ama ruhu geceleri uyanık kalıyordu.. Her gece aynı rüya: Hastane koridorları, beyaz ışıklar, duran bir kalp. Uyanıyordu. Nefesi hızlı, elleri titrek. İyileşmişti belki. Ama hafızası iyileşmemişti.
Ve hikaye burada bitiyor:)

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer