Bir Kimsesiz Efendi Elinde tespih, kolları arkasında bağlanmış, Üstünde bir ceket gençliğinden kalmış. Dikilse de eski yarıkları çok dayanmamış. Böyle bile asil dururdu Rıfkı Efendi.
Hep yalnız yürürdü yanında yoktu birisi. Acaba nedir sebebi, yok muydu kimsesi? Hep dimdik çıkardı dağ gibi cüssesi. Tenhada boydak giderdi sabah, akşam ve geceleri.
Kimselerle etmezmiş tek bir kelam Geçtiği yoldan ne alır ne verirmiş selam. Üzerinde hiç olmazmış lüzumsuz evham. Çehresinde durgunluk bulmazmış hitam.
Aldanmayın onun adını söyleyişime. İsmi bile meçhulmuş hepimize. Rıfkı Efendi demişler ona gıybette. Namını da soyunu da bilmezmiş kimse.
Ağarmış, hayasızca seyrelmiş ak saçları. Ağlamaz, gülmezmiş o aydın suratı. Kendisi gibi gayba karışırmış sedası. Öylesine uzlette imiş Rıfkı Efendi.
Otobüs camından dışarıyı seyrederken bir yaşlı amca görmüş ondan esinlenerek yazmıştım. Siz de şiirlerinizi bırakın, okuyacağım zevkle✨
İçimde bir rüzgar, sessiz ve derin, Geceyi sarar, yıldızları söndürür. Düşlerimden bir yankı gelir, bir sükun, Her adımda kaybolan bir zaman, bir iz. Kelimeler tükenir, ruhumda çığlık, Bir çağrı vardır, bilinmeyen bir öykü. Ve her suskunluk, içimde bir kırık, Gözlerim bir deniz, hiç uyanamayan bir uyku. Sevdanın peşinden sürüklerken beni, Gecenin gölgesi olurum, karanlıkla bütün. Bir yanım bekler, diğer yanım beklemeden gider, Ve hep bir arayış, hep bir kayboluşun izinde. Yaralı bir kuşum, kanatlarımdan düşen, Bir parça umut, bir parça hüzünle sarılı. Ama ne zaman sevsin bir kalp, O zaman anlayacak, tüm yalnızlık nasıl da yaralı. Zamanla geçer mi? Bilmiyorum, Ama anılarımda hep senin adını duyarım. Ve en derin denizlerde bile kaybolsan, Sonsuz bir umutla seni ararım.
Şiir güzelmiş elinize sağlık , bi bakim hangisini yazsam bilemedim çok güzel değiller şiirlerim idare edin... Lütfen.
Bir şiirin kaderi daima yarım kalmak mı? Hangisi ihanet eder önce , diğerine... Şair mi şiir mi? Yazmaktan usanan eller bilirim, Soğukta karıncalanan ve bazen kalemi tutamayan elleri, Suküt yok artık hiç susmuyor dilleri, Yıkılmakta eskiden oluşturduğu kumdan kaleleri
Bu mu layık-ı vechile? Bu mu bize reva görülen münteha, Kurudu kitap arasında unuttuğum leylaklarım, İki zaman çarkı arasında sıkışıp kalan narin bedenim , anımsıyor geçmişin izlerini...
Belkide içtiğimiz zehri şiraz zannettik, Ondandı ölürken mutlu oluşumuz, Dökülürken narin ince fideler gibi yağmurda, Toprak bizede sarılıyor , eski bir dostu özler gibi...
Yazdıklarım başka telefonda kaldı ama dur sana şimdi bir tane yazayım.
Hayallerim sensizlikle yıllandı ama nafile Şairler şiirlerinde ya aşk arar ya da kafiye Ben bir şair değilim veya bir aşık da değilim artık Kırılmış kalbi ile yolunu şaşırmış bir adam kaldı senden geriye
Bir Kimsesiz Efendi Elinde tespih, kolları arkasında bağlanmış, Üstünde bir ceket gençliğinden kalmış. Dikilse de eski yarıkları çok dayanmamış. Böyle bile asil dururdu Rıfkı Efendi.