"— Kitap okuyor musunuz Bay Andersen?
- Okumuyorum ama eksikliğini de hissetmiyorum.
— Ama biz hissediyoruz. "
"— Kitap okuyor musunuz Bay Andersen?
- Okumuyorum ama eksikliğini de hissetmiyorum.
— Ama biz hissediyoruz. "
Benimde okuduğum kitap sayısı çok az , 10 tane var ya yok... pek âlâ binlerce kitap okuyup insanlıktan nasibini almamış insanlar var.. okuduğu bir kitap ile hayatını değiştiren insanlar var..
Eksiklik daima var olacak ve biz hiçbir zaman ideal gördüğümüz o noktaya erişemeyeceğiz.. gelişiyoruz.. bir kaç satır karalarken bazen bir kelimenin özlemini çekiyorum buraya hangi kelime gelseydi daha iyi olurdu diye düşünüyorum..
Ben eksikliği hissediyorum kelimelerde , cümlelerde... bazen anatabileceğim bir şeyi anlatamadığımda... Yarım kalan bir şiirimde...
Her kitap ayrï bir dünya olsada bazı dünyalarda nefes alamayacağımı biliyorum..
Fırsatını buldukça novel ya da manga okurum..
Soruyu aslında günümüzde çokça yaşadığımız olaylarin etkisiyle hazırlayıp yazmistim.
Suça sürüklenen çocuklar , gözünü kırpmadan cinayet işleyen gençler veya rahatça suç işleyip kısa süreli hapse girmeler esnasinda davullarla zurnalarla aslan oğlum, paşa oğlum, diye cocugunu nezarete gönderen aileler...
Bu zihniyetin okumamasinin eksikliğini maalesef biz çekiyoruz işte...
Bir de mesele sadece okumakta elbette değil, kaliteli içerik okumak, sorgulamak, düşünmek, araştırmak, kendini geliştirmek, bir dava veya inanç uğruna belli bir bakış açısına sahip olup hayatta bir amacı olarak yaşayabilmek.
Size gelince , kelimeleriniz ve ifade edisinizden bir eksiklik belli olmuyor düzenli okuma alışkanlığınız olmasa da eğer bir gün edinirseniz nasıl bir haz olduğunu gorecek ve iç sıkıntısına ne kadar iyi geldiğine şahit olacaksınız.
Evet anlıyorum ne yazıkki cocuk sahibi olmak yetmiyor.. bilinçli bir birey yetiştirmek gerçekten çok zor mevcut devirde..
çocuk ağlıyor veriyorlar eline telefonu. Zihni kirleniyor sonra göz sağlığından oluyor. Sadece zevk ve sefa içinde geçen bir hayat , ilk zorlukla karşılaştığında o birey neler yapar kim bilir duygusal kırılmaları bizim gibi olmuyor ya da normal bir birey gibi...
Anlıyorum ve haklısınız...
Aslında dışarıdan görünmese kendi içimde eksiğim. Bunun sıkıntısını çekiyorum
İçimizdeki eksikliği dolduracak şeyi belirleyecek olan da biziz. Genelde ya alkol , sigara , kumar , oyun bağımlılığı gibi veya bunlardan hiçbiri ise yanlış insan seçimi gibi şeylerle doldurduğumuzu sanıyoruz.
Veya terapiler alıp bunun iyilesecegine kurtulacagimiza ve o boşluğun kapanacağına inanıyoruz.
Kendi kendimize bunun tedavisini bulup kendimize biz iyi gelmeliyiz...
Diğer her şey geçici... Anlık bir tedavi sanrısı gibi...
Alkol ve sigara bıraktım... kumar zaten oynamadım kimseyi düşmesin o bataklığa...
Yalnız oyun oynarım, burada takılırım.. ilişki konusunda berbat olduğum icin daha önce olmadı fakat benimde yanlış insanlar seçtiğim zamanlar oldu 🙏 olması gerekiyordu... birilerinin kaybetmeyi öğretmesi gerekiyordu ve öğrendim.
O konuda sonuna kadar haklısın dışardan gelen her müdahale yapıcı olmayacaktır..
Evet neyazıkki öyle
Evet burada olmak da bir seyin yerini doldurmak veya bir eksikliği kapatmak da diyebliriz.
Kaybederken de kazanırız , kendimizi suclamamali, hiçbir karşılaşma tesadüf değil, karşımıza çıkan insanalrin hepsi yaşadığımız hayatta birer durak.. Uğramamız gerekiyordu geçerken ve uğradık. Mutlaka o duraklardan edindiğimiz tecrübeler, çıkardığımız dersler vardır.
Deneye yanila, düşe kalka, ağlaya güle kendi yolculuğumuzda nefes almaya devam ediyoruz , ne zamana kadar bilmiyoruz, son durak neresi bilmiyoruz.
Zor fark eder kardeşim, çünkü okumayan bir toplum eleştirme yeteneğini de yitirir. Okumak sadece bilgi edinmek değildir, sorgulamayı, bağlantı kurmayı, akıl yürütmeyi öğretir. Bu alışkanlık yoksa, insanlar kendi düşüncelerini üretmek yerine başkalarının söylediklerini doğru sanır. Zamanla da düşünmeyen, sadece duyan ama anlamayan bir nesil ortaya çıkar. Böyle bir ortamda sessiz kalmak bile bir onay haline gelir. En tehlikelisi de budur; çünkü kimse yanlış olanı alkışladığını fark etmez, hatta onu savunmaya başlar.
Edemez. Okumayan bir toplum, analiz ve düşünme yetisinde eksiklik yaşar ve olayları doğru yorumlayamaz. Çoğu insan sahte övgülere, sahte vaatlere ve çıkarlara odaklandığı için neyin doğru olup olmadığını sorgulama ihtiyacı duymaz. Toplum, öğrenmeye ve gelişime açık olmadığı sürece, neyi alkışladığının da farkında olmaz. Okumak önemlidir; çünkü okuyan insanlar, kolay yönlendirilemezler.
Kitap okumayan bir toplumun düşünmeyen nesiller yetiştirmesi ne yazık ki kaçınılmaz. Kitaplar sadece bilgi değil, empati ve farkındalık da kazandırıyor. Düşünmek için önce görmek gerek. Maalesef okumayan bir toplumsak, alkışladığımız şeylerin altındaki boşluğu fark edemeyiz. Ama umudu kaybetmemek gerek, her yeni kitap bir uyanış olabilir! Hadi, biraz kitap alışverişine ne dersin? Birlikte fark yaratabiliriz. 📚✨
Cevap
4Cevap
Okuyan bir atamizdan okumayan topluma donustuk maalesef adam ülkeyi kurarken cephede 3700 kitap okurken biz 3700 sayfa okuyamadik
okumayı fazla abartıyorlar önemli olan merak edip sorgulamak anca öyle gelişmek mümkün
Akıl başta değil cüzdandadır.
Tabi ki
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?