Güne şükranlarınızı bırakmak ister misiniz?

Ortaokulda okul şenliğinde hadise-düm tek tek, gülben ergen-kandıramazsın beni, mustafa ceceli- limon çiçekleri gibi şarkıları tek başıma mikrofonla sahnede söylemiştim. Ve daha o zamandan mustafa ceceli, öykü gürman, gökhan özen, yonca lodi, demet akalın, hande yener, emre aydın, tnk, kenan dogulu, barış akarsu, şebnem ferah, manga, grup hepsi, grup 84 gibi güçlü sesleri dinliyordum. Sonra yabancı müziklerle tanışmaya başladım. Zaman geçti, çok daha güçlü sesler hayatıma, kalbime girmeye başladı: Güllü, tan taşçı, şebnem keskin, ferah zeydan, feride hilal akin, zeynep bastık, bilal sonses, merve ozbey, simge, ebru gündeş, ebru yaşar, kibariye, serkan kaya, cengiz kurtoglu, buray...
Ve çocukken söyleyemedigim o zor şarkıları çok daha güzel ve içten söyleyebilmeye başladım. Müziğe, şarkıya, melodiye, notaya, ritme, tınıya aşkım katlanarak devam etti. Ait olduğum bu müzik dünyasında bu seviyeye gelmek benim için hayaldi diyebilirim, ama pinhaninin de dediği gibi "kucukken çok inanmıştım, eğer çok istersen her şey mümkün inanmak çok zor değil."
İnsan bazen en çok, gökyüzüne ait olana ulaşmaya ve kavuşmaya başladığında yolculuğundaki özü keşfediyor, hissediyor ve görebiliyormuş.
Sonsuz mutluluk, şükran ve gururla 🫶🎶🕊🤍🙏
Güne şükranlarınızı bırakmak ister misiniz?
Cevapla